Ulusal İSİG örgütlenmesi, tüm çalışanları kapsamalıdır.

Ulusal İSİG örgütlenmesi, tüm çalışanları kapsamalıdır.

FİGEN ŞAHPAZ: Ulusal İSİG örgütlenmesi nasıl olmalıdır, genel bir çerçeve çizebilir misiniz?

ARİF MÜEZZİNOĞLU: 2008 Kasım’ında İstanbul Lütfi Kırdar salonunda yapılan, 5. uluslararası iş sağlığı ve güvenliği bölgesel konferansı’ında ‘Çalışan sağlığı ve güvenliği hizmet sunum modeli taslağı’ sunumu, sevgili Bülent ile son halini verdiğimiz ve sunum formatına dönüştürdükten sonra benim sunumunu yaptığım bugün için de dikkate alınması gereken bir çalışmadır. Öncelikle bir noktaya vurgu yapayım. Çalışma, 2008 öncesinde Kol’umuzun kapsamlı bir çalışmasının ürünüdür ve biz sunumumuzu bu çalışma üzerine gerçekleştirdik. Ancak bu model taslağı üzerine çalışmaların sürmediğini ve ilgili mecralarda tartışılmasının ve geliştirilmesinin sağlanamadığını biliyorum. Yine de bu haliyle bile, bugünün klasik sorusu olan 6331 modelinin yerine ne öneriyorsunuz? sorusuna daha 6331 henüz ortada yokken verilen güçlü bir cevap niteliğinde olduğunu düşünüyorum.

Sevgili Bülent hem sonrasında yaşanan süreci hem de önerilerimizi çok güzel yazmış, tekrara düşmeden dediklerine ek olabilecek birkaç nokta hakkındaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Modelimiz neyi hedeflemelidir? İşçi sağlığını korumayı ve geliştirmeyi elbette ama bu hedefin alt kırınımları neler olmalıdır. Yani neyi sağladığını görürsek bu hedefe yaklaşıyoruz ya da tam tersi neyi sağlayamadığını görürsek ana hedeften uzaklaşıyoruz?

1-Ulusal İSİG örgütlenmesi, tüm çalışanları kapsamalıdır.

Ocak 2022’de Bakanlığın verdiği verilere göre 340 bin işyerine işyeri hekimi tanımlanmış. Varolan yaklaşık 1milyon 600 bin işyerinin erteledikleri ve belli bir düzenlemeyle bir İSİG hizmeti tanımladıkları işyerlerini ayırdığımızda bile yaklaşık 250 bin işyerinin işyeri hekimi yok. Bugünün geçerli mevzuatının öngörmesine, olmadığında sürekli verilmesi gereken cezalar tanımlamasına rağmen günümüz modelinin kapsamına al(a)madığı çalışan grubunu anlatıyor. Bugünün mevzuatının gerektirdiği kapsamanın bile sağlan(a)madığını gösteren veriler çok açıktır. Ayrıca, süreklilik kazanan ertelemelerle artık bir büyük grup için kapsam dışında kalma durumu olağan hale gelmiştir.

Ancak sorun bununla da sınırlı değildir. 

1-Mülteci ve göçmen emeği ağırlıklı mevsimlik gezici tarım işçileri

2-Ev bakım ve temizlik işindeki kadın işçiler

3-Kazandığı ile gündelik yaşayan yevmiyeli ve sokakta çalışan işçiler. (Katı atık işçileri, seyyar satıcılar, yövmiyeci hamal vs).

4-Ev eksenli çalışanlar. Bu grup çalışanlar çok büyük oranda düzensiz çalışan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan, gündelik kazançlarla yaşayan ve en riskli, sosyal olarak en kırılgan gruplardaki çalışanlar olarak İSİG hizmetine de en uzak çalışanlardır.

6331’de, bazı istisnalar dışında kamu ve özel sektöre ait bütün işleri ve iş yerlerini, bu iş yerlerinin işverenleri ile işveren vekillerini, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanları faaliyet konularına bakılmaksızın kapsayacağı yazmaktadır. Yani başta sayılan bazı istisnaların dışında faaliyet konularına bakılmaksızın bütün çalışanlar kapsama alınmıştır.

ILO ve WHO uzmanları ortak komitesi tarafından yapılan bir tanımda açıkça vurgulandığı gibi iş sağlığı ve güvenliği bütün çalışanlar içindir.

İSG Çerçeve Direktifi (İşyerinde, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliğinin İyileştirilmesine Yönelik Tedbirlerin Teşvikine İlişkin 12 Haziran 1989 tarihli ve 89/391/EEC sayılı Konsey Direktifi) bütün AB ülkelerinde yürürlüğe girmiş olup, Direktifin maddelerinden olan Kapsayıcılık başlığında: ‘Tüm sektör ya da sanayilerin ve her boyuttaki istihdamın kapsanması, hiçbir çalışanın iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili haklardan mahrum kalmaması gerekir.’ diye ifade etmektedir.

Sonuç olarak; Ulusal ve bizi bağlayan Uluslararası sözleşmelerde açıkça belirtildiği gibi bütün çalışan gruplarının çalışmadan kaynaklı sağlık ve güvenliğini korumak ve sorunlarını önlemek Devletin görevidir. Ancak bu çalışan gruplarının sağlık ve güvenlik gözetimi yapılmamaktadır. Bu çalışanların İSİG hizmetinden yararlanabilmesi için her bir çalışan grubunun görünür kılınarak tanımlanması, her bir alanın/sektörün özgünlüğüne karşılık gelen bir model oluşturulması ve bu modelin oluşturulması için alanın temsilcileri ile birlikte çalışmalar yapılması gerekmektedir.

2-Ulusal İSİG örgütlenmesi, çalışanın işle ilgili maruziyetlerinin sonuçlarını görünür kılarak, önlemeyi sağlamalıdır.

Mevzuatımıza göre, çalışan sağlığının korunması için; belirli işleri yürütecek çalışanın işe uygunluğu değerlendirilmeli, iş sürecinde tespit edilen zararlı etkenlere maruz kalım ile ilişkili olabilecek bir sağlık bozulması önlenmeli ve işteki maruziyetlerden kaynaklanan meslek hastalıklarını tanımlamalıdır.

Ancak, İLO ve DSÖ’nün Küresel izleme raporunda belirtilen Dünya’daki İş kazası/Meslek hastalığı sıklık ve ağırlık hızları oranları ile karşılaştırılarak bakıldığında bizim resmi istatistiklerimizin ne mesleki maruziyetlerin sağlık sonuçlarını ne de bunlara bağlı ölümleri gösterdiğini, tam tersine bu sayıların sıfırlanmaya doğru gittiğini herkes biliyor, kabul ediyor. 5 yıl önce sevgili Ahmet (Tellioğlu) ile yaptığımız bir çalışmada, meslek hastalıklarına giderek daha az tanı konduğunu anlatmıştık. Son dönemde mevzuatı düzenlenmediği için çalışmayan Ulusal İSİG Konseyi’nin geçmiş kararlarında diğer hedeflere ek olarak, ‘beklenen meslek hastalığı tanı koyma oranının %500 artırılması da vardı. Bu durum var olan meslek hastalıkları sayısının Çalışma Bakanlığı tarafından da kabul edilemez olduğunu gösteriyordu. En tehlikelisinden, en tehlikesizine kadar işyerleri sağlık sonuçları olan mesleki maruziyetlerle doludur ve istatistiklere girmemesine karşın bunların uzun yıllardır gerçekleşmekte olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

İşyerlerinde sağlıklarının korunması için çalışanların kendi denetimlerini yapmalarını sağlayan bir model olmalı. Çalışanın işçi sağlığı çalışmalarına katılımının sağlanması için eğitimi ve bilgilendirilmesi mevzuatımızda yer almaktadır. Ancak çalışanların işyerlerinde sağlık ve güvenliklerinin korunması süreçlerine katılımları hayata geçmemektedir. Öte yandan çalışanın kendi sağlığının ve güvenliğinin korunması sürecine doğrudan katılmasını sağlanamazsa bunu gerçekleştirmek mümkün değildir. Bir çalışan işyerinde kendi sağlığının gözetimi ve korunması için çalışma alanına özel ne tür tehlikelerin olduğunu, nelerin izlenip, ölçülmesi gerektiğini, hangi gerekçelerle ne tür tetkiklerin yapılacağını, sonuçların nasıl yorumlanacağını, eğer yapılmıyorsa hangi gerekçelerle yapılmayabileceğine ilişkin bilgiye sahip olmasını sağlayacak bir model kurmalıyız.

1-Benim sağlığım bu işyerinde korunuyor mu?

2-Bunun için gerekli sağlık gözetimi ve ortam gözetimi yapılıyor mu?

3-Bu işyeri sağlıklı ve güvenli mi?

Sorularına yanıt verecek olan çalışan bu bilgiyle işyerinde sağlığının korunmasıyla ilgili olarak değerlendirme yaparak çalıştığı alanı sürekli denetleyebileceği bir model oluşturmalıyız.

Çalışanın işyerindeki eğitiminin hedefi bu başlıklar olmalıdır. Çalışan, kendi çalışma alanındaki mesleki maruziyetler hakkında bilgi sahibi olacak ve ‘Benim sağlığım bu işyerinde korunuyor mu, bunun için yapılması gerekenler nelerdir, bunlar yapılıyor mu ve doğru yorumlanıyor mu?’ sorularının cevaplarını değerlendirmesini sağlayacağız.

Aslında bu konuda yapılması gerekenler ve bunların sonuçlarının çalışanlara bildirilmesi varolan mevzuatımızın gereği, işverenin yükümlülüğündedir.

-İşveren, Risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili koruyucu ve önleyici tedbirler, ölçüm, analiz, teknik kontrol, kayıtlar, raporlar ve teftişten elde edilen bilgilere, destek elemanları ile çalışan temsilcilerinin ulaşmasını sağlar. (6331 sayılı yasa/Madde 16-/c)

-İşveren, çalışanları işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri, koruyucu ve önleyici tedbirler konusunda bilgilendirir. (6331 sayılı yasa/Madde 16-Çalışanların bilgilendirilmesi)

-Çalışanların sağlık ve güvenliğini etkilediği bilinen veya etkilemesi muhtemel konular hakkında bilgilendirilirler. (İSG Hizmetleri Yönetmeliği/Madde 6-İşverenin bilgilendirme yükümlülüğü)

-İşveren, çalışanlarına asgari Ek-1’de belirtilen konuları içerecek şekilde iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesini sağlar. (Eğitim Yönetmeliği/Madde 6- İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri)

-İşyerinde çalışanlar, çalışan temsilcileri ve başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar ve bunların işverenleri; işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri ile düzeltici ve önleyici tedbirler hakkında bilgilendirilir. (İSG RD Yönetmeliği/Madde 16-

Çalışanların bilgilendirilmesi)

Sonuç olarak; işçi sağlığı alandaki iyileşme, iş kazalarından ölümlerin azalması ve işe bağlı hastalıklara tanı konmasının/tanınmasının artması ile belli olur. Modelimizin bunu sağlamak için çok yol alamadığımızı hepimiz biliyoruz. Yaptıklarımıza devam ederek umutlu olmak pek mümkün görünmüyor. Önlemek için belki de artık yeni bir bakış gerekiyor. Bu sürecin merkezinde olan çalışan; sürecin gözetimine katılmalı, kendi sağlığı ve güvenliğinin korunması ile ilgili tüm kişi ve kurumların yaptığını sorgulamalı, denetlemeli, sonuçlarını ilgili yerlere bildirmeli.

3-Varolan gerçekliğin çürüyen yanına bir müdahaleyi ifade edebilmeli modelimiz. Yeterince kötü deneyim birikti. Örneğin OSGB’ler hakkında. Ancak bir noktanın altını özenle çizmek isterim. 6331 sonrası, özel olarak OSGB sonrası dönemin en kötü yansıdığı sonuçlar aslında işyeri hekimlerine dönük özlük hakları kaybıdır. Ücretlerdeki ve diğer haklardaki gerileme had safhadadır. Bu dönem 6331’e yönelik yapılan eleştirilerin özünde doğal olarak işçi sağlığındaki gerileme de vardır ama esasen isig profesyonellerinin hak kayıplarının çok fazla olması ağırlıktadır. Yani OSGB’lerin kaldırılmasıyla bu kayıp büyük oranda önlenebilir ama yalnızca bu değişiklik işçi sağlığı çalışmalarının amacına ulaşmasını sağlamayacaktır. Çünkü zaten işçi sağlığı çok kötüydü, OSGB sonrasında da kötüleşme süreci artarak devam etti. Ama elbetteki bu programı bir işyeri hekimi de, bir iş güvenliği uzmanı da, bir işçi de okuduğunda kendi yaşamına dokunacağını görmeli yani kendisinin haklarının anlatıldığını, korunacağını görmeli ve sahiplenebilmeli.

4-İlgili kamu kuruluşlarını, meslek örgütleri, sivil toplum örgütleri ve sendikaları kapsayan Ulusal İSG Konseyi kurulmalıdır.

Temel olarak işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına odaklanan ve bilimsel temelli iş yapacak şekilde örgütlenmiş özerk bir kurul oluşturulması bu sorunun çözümü olabilecektir.

- Mali ve idari özerkliği olan,

- Politika belirleyen,

- Ulusal planlama yapan,

Mevcut sistemde, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin temel bileşeni olan işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı genellikle işyeri dışında kurulmuş ortak sağlık ve güvenlik birimi şirketlerinden hizmet satın alınma yöntemiyle yürütülmektedir. Sistemin bu kurgusu işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanından beklenen ya da beklenmesi gereken hizmetin sağlanmasında önemli sorunlar yaratmaktadır. Aşağıda temel ilkelerine yer verdiğimiz yaklaşımla yeni bir sistem kurgulanmalıdır:

 

a-Tehlike sınıfları da dikkate alınarak, belli sayı ve üzerinde çalışanı olan işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği birimi kurulması zorunlu olmalıdır. 2008 taslağında sınır 50 çalışan olarak belirlenmişti ve o zaman tehlike sınıfları henüz tanımlanmamıştı.

b-Belirlenen sayının altında çalışanı olan iş yerleri, işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerini dışarıdan alabilir. İşverenlerin ortaklaşa kurdukları ve kâr amacı gütmeyen ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin yaygınlaştırılması için Devlet desteği olmalıdır.

c-Belli bir sayının altında (5-10) az tehlikeli işyerleri, geçici tarım) işçileri, gündelik kazandığı ile gündelik yaşayan yevmiyeli ve sokakta çalışan işçiler. (Katı atık işçileri, ev bakım ve temizlik işçiler, seyyar satıcılar, seyyar müzisyen vs'ler, yövmiyeci hamal vs), ev eksenli çalışanlar için işçi sağlığı ve güvenliği hizmeti, Sağlık Bakanlığına bağlı yetkilendirilmiş toplum sağlığı merkezleri (TSM) tarafından kamusal olarak karşılanmalı, bu yapılar desteklenerek yaygınlaştırılmalıdır. Bu çalışan grubuna yönelik İSİG hizmetlerinin sağlanmasında belediyelerin katkısı değerlendirilmelidir.

5-Ulusal ölçekte iş ve sağlık ilişkisi bağlamında bilgi üretecek ve bunu yayacak bir mekanizma oluşturmak için İSG Enstitüsü kurulmalıdır.

İSG alanında bilgi üretiminden bunun yayınlanmasına ve uygulamanın izlenmesine kadar hemen her aşamada dağınıklık vardır. İSG alanında hizmet veren kişi ve kuruluşların yetkinliğini arttırmak üzere bilgi üreten, veri işleyen, yayın yapan, rapor tanzim eden OSHA, HSE, NIOSH ve benzeri kuruluşlar kurulmalıdır.

 

FŞ: Teşekkürler

*Arif Müezzinoğlu

İşyeri Hekimi



Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.