Tek bir modele dayalı sistem/model yerine farklı kapasitesi olan işyerleri ve çalışan grupları için farklı hizmet sunum yöntemleri geliştirilebilir.

Tek bir modele dayalı sistem/model yerine farklı kapasitesi olan işyerleri ve çalışan grupları için farklı hizmet sunum yöntemleri geliştirilebilir.

FİGEN ŞAHPAZ: 10 yıldır yürürlükte olan İSG Kanunu alanda ne getirdi ne götürdü?

YÜCEL DEMİRAL: Bu sorunun yanıtlanmasından önce iki konunun altının çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Birincisi bu kanunun Türkiye’de çok gecikmeli olarak çıkmış olduğunu belirtmek gerekir. Türkiye benzeri ülkelerde İSG Kanunlarının yürürlüğe girmesi 1970-80 li yıllarda olmuştur. İkincisi (ve belki de daha önemlisi) bu kanundan önce İSG Kanunu kadar çalışma yaşamında köklü değişiklere yol açan 4857 Sayılı Kanunun (2003) çıkartılmış olmasıdır. Bu kanun ile çalışma yaşamında esnekleşme ve çalışma koşullarının büyük oranda liberalleşmesi sağlanmıştır.

Sorunun yanıtına dönecek olursak maddeler halinde belirtmek uygun olabilir

Getirdikleri: 1. ISG farkındalığının artmasına önemli katkı sağladı. Bu Kanun ile geniş toplum kesimlerinde (özellikle işçi ve işveren taraflarınca) İSG gündem oldu.

2. ISG kapsamı genişledi ve işçi/memur/tarım çalışanı çalışma alanları gözetilmeksizin büyük oranda kapsam içine alındı.

Götürdükleri (olumsuzlukları):

1. Özellikle kamu kurumları ve bazı işletmeler için işyeri hekimi iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluğunun ertlenmesi ile (ve bu kadar uzun sürmesi) Kanun tam işlerlik kazanamadı.

2. Bu Kanun öncesinde İSG tüzüğü ile yapılmış olan düzenlemeler ortadan kalktı ve yerine çıkartılan Yönetmelikler alanda/uygulamada belirsizklere neden oldu.

3. Kanun ile birlikte bir İSG hizmet sunum modeli oluşturulmadığından hizmetlerin sunumunda sorunlar yaşandı. Bunun sonucu olarak hizmet modeli olarak hizmet tamamen serbest şirketler aracılığı ile (OSGB ler) verilmeye başlandı. Denetlemeler yetersiz kaldı, insan gücü planlaması, standartlar oluşmadı. 

4. Aynı dönemde ILO nun öngördüğü/ önerdiği tarafların katılımı ile yasal düzenlemelerin yapılandırılması gerektiği yaklaşımı büyük oranda terk edildi.

5. Sağlık ve güvenlik hizmetlerinin bütünsel bir anlayışla verilmesi konusunda gelişme sağlanamadı.

6. ISG profesyonellerinin (özellikle İSG uzmanlarının) görev ve sorumluluklarında belirsizler oluştu. Bunun sonucu olarak işveren yetkisinde ve sorumluluğunda olması gereken ISG hizmetleri konusunda sorunlar yaşandı.

7. 6331 Sayılı Kanunun çıkartılmasından sonra yapılması gereken ikincil düzenlemelerin eksik kalmasının sonucu belirsizlikler arttı. Hizmetlerin sunumu ve koordinasyonundan sorumlu olan ÇSGB’nın belli bir süre Aile Bakanlığına devredilmesi büyük sorunlara yol açtı. Bakanlık kurumları ve yetişmiş olan profesyonel İSG uzmanları işlevsiz kaldı. Sağlık Bakanlığı insan gücü ve altyapı açısından yeterli kapasiteye ulaşamadı.

 

 

FŞ: İSG yapılanmasının genel sağlık sistemindeki yeri nasıl olmalı?

YD: Halen Türkiye’de ISG hizmetleri büyük oranda özel şirketler tarafından verilmektedir. Kamu Kurumları, küçük işletmelerde, tarım sektöründe, hizmet sektöründe hizmetlerin sunumunda sorun devam etmektedir.6331 Sayılı Kanun dan beklenen (özellikle bu alanlar için) hizmete ulaşım gerçekleşmemiştir. Olması gereken bu tür kapasitesi sınırlı olan özellikle küçük işletmeler ve tarım sektörü vb alanların Kamu aracılığı ile hizmet sunum modelinin geliştirilmesidir. Bu yapabilmek için Genel Sağlık sistemine entegre edilmesi planlanmalı ve alt yapı ve insan gücü oluşturulmalıdır.

FŞ: İSG alanının nasıl bir modele/sisteme ihtiyacı var? Finansman, kapsam, hizmet sunumu, personel, yönetim, eğitim, örgütlenme vb

YD: Tek bir modele dayalı sistem/model yerine farklı kapasitesi olan işyerleri ve çalışan grupları için farklı hizmet sunum yöntemleri geliştirilebilir. Örneğin yukarıda kısaca söz edildiği gibi küçük işletmeler/tarım vb kapasitesi düşük olan işyerlerinde çalışanlar için Kamu destekli bir model uygun olur. Büyük işletmeler için İSGB modeli düşünülmeli ve bu şirketlerin dışarıdan hizmet alması (OSGB lerden) önlenmelidir. Diğer taraftan organize sanayi bölgelerindeki KOBI ler için bu şirketlerin kurduğu birimler (OSGB ler) düşünülebilir. Kamu Kurumları özellikle toksikoloji laboratuarları, hijyen ölçüm laboratuarları, uzmanlık bilgisi gerektiren alanlarda destek hizmetler sunmalıdır. Bu hzimetleri bölgesel enstitüler (ya da genel bir Ulusal Enstitünün Bölgesel yapıları) ile planlayabilir.

FŞ: Bugünden yarına İSG alanındaki sorunları düzeltmek için hangi adımların atılması gerekiyor?

YD: Öncelikle bir model oluşturmak üzere tarafların katılımı ile planlama yapılmalı. Türkiye bu alanda insan gücü ve donanım açısından kapasitesi olan bir ülke olamasına rağmen ISG alanındaki düzenlemelerdeki ve hizmet modelinin yanlış seçilmiş olması nedeniyle (Özel şirketler) belirsizlikler yaşamakta ve çok yavaş ilerleme olmaktadır. Bakanlık Kurumlarının (ÇSGB ve SB kapasitesi artırılmalı ve Ulusal bir ISG enstitüsü Kurulmasının modeli oluşturulmalıdır. Diğer taraftan işçi sendikalarının da bu alandaki kapasitelerini artırmalarına yönelik çalışmalar/düzenlemeler yapılmalıdır.

FŞ: Teşekkürler

 

*Yücel Demiral

Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağliği Anabilim Dalı, Profesör Doktor



Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.