Nereden çıktı bu forum, neyin peşinde?

Forum Sağlık 2023 nedir, kimlerden oluşmaktadır, neyin peşindedir?

Uzun soluklu, geniş katılımlı olması hedeflenen, benzer görüşlerden ziyade çeşitliliğe özen gösteren bir tartışma yürütme iddiasıyla yola çıkan Forum Sağlık 2023 nedir, kimlerden oluşmaktadır, neyin peşindedir? Sıradışı forum fikri kimlerin başının altından çıkmış, nasıl şekillenmiştir? Ana mekânı olan dijital platformdaki dosyalar, seyir defteri, pano gibi bölümler neye göre belirlenmiştir? Dijital platform dışında başka faaliyetler de olacak mıdır? Tartışmalardan ne umulmaktadır? Arkasında bir dernek, vakıf, birlik, parti, herhangi bir kurum var mıdır? Bu işlerin finansmanı nasıl sağlanmakta, değirmenin suyu nereden gelmektedir? Bunun gibi merak edilen soruları, foruma büyük emek harcayan katılımcılardan Özlem Kurt Azap ve Eriş Bilaloğlu ile konuştuk.

Forum Sağlık 2023 nedir?

Özlem Kurt Azap - Hem kendi alanlarından hem başka alanlardan Türkiye ve dünyadaki süreçlere bakmaya çalışan kişilerin biraraya gelip sağlık ortamıyla ilgili görüşlerini, umutlarını, hayallerini paylaşabildikleri bir ortam oluşturmak üzere planlandı. Daha çok dijital ortamda ilerleyecek gibi ama zaman içinde yüz yüze de bilgilerimizi, görüşlerimizi samimiyetle paylaşabileceğimiz bir ortam olacak diye umuyoruz.

Eriş Bilaloğlu – Forum Sağlık 2023 bir ölçüde bugün, bir ölçüde dün, çok büyük ölçüde yarın konuşmak/tartışmak isteyen bir platform. Neyi, her şeyi mi? Değil, her şeyi değil. Bu fikri ilk olgunlaştıran, ortaya atanlar hekim. Tahmin edileceği gibi bir sohbetin ürünü. Bugünü konuşurken biraz karamsarlık, dünü konuşurken biraz kuvvet ama yarını konuşurken umut taşımak gerektiğini, bunun için de gerekçelerimiz olduğunu düşünüyorduk. Pandeminin tam da ortasında, göbeğindeydik. Pandemi bize sağlık sistemlerinin, deyim yerindeyse çöktüğünü gösterdi. Eşitsizliğin çok üst boyutlarda olduğunu iliklerimize kadar hissettirdi. En acısı ya da doğrusu da sadece sağlıkçıların çabasıyla sağlık sistemlerinin düzeltilmesinin mümkün olmadığını yüzümüze bir kez daha vurdu, gösterdi. Bizim bu gördüğümüzü herkes görüyor muydu? Pandemi aslında buna da büyük bir kapı araladı. Biz bunu bir fırsat bilelim istedik. Pandeminin bize çok can acıtıcı biçimde yaşattıklarını hem Türkiye hem evet dünya için, ama kendi ölçeğimizde sınırlayarak acaba sağlık sistemlerinin yaşadığı açmazları ortadan kaldıracak umut veren bir sağlık sistemi tartışmasını yürütebilir miyiz diye düşündük.

Nasıl biraraya geldiniz?

Eriş Bilaloğlu - Aslında biraradaydık. Biz zoom başlarında geçirdik pandemiyi, eğer sağlıkçı olarak hastalarla ve sağlık sorunlarıyla uğraşmıyorsak. Kimi zaman mesleki sorunları konuştuk, kimi zaman hastalığın seyrine ilişkin bilgileri konuştuk, bunların yanı sıra da sağlık sisteminin ne olacağını konuştuk. Birarada olanlar, sağlıkçılar dışında da toplumla birlikte tartışabilir miyiz diye bu fikri çoğaltmaya başladı.

SİHİRLİ BİR FORMÜL ARAMIYORUZ

Forumun odaklandığı “Cumhuriyet’in yeni yüzyılında nasıl bir sağlık sistemi” sorusu, tartışmanın içeriğiyle birlikte takvimi de belirliyor. O gün geldiğinde ne olmasını/olacağını umuyorsunuz? Ya da şöyle sorayım: “Daha iyi bir sağlık sistemine dair yeni bir formül bulunabilir mi”yi konuşup tartıştıktan sonra ne olacak?

Özlem Kurt Azap- 2023 olmasının nedeni, bir şeyin yüzüncü yılı herkesi heyecanlandırır, o yüzden kondu. Bir de aslında dillendiriliyor. Birçok kişi 2023 için hesaplar, hesaplaşmalar takvimi oluşturuyor. Ama buraa tek biraraya gelme nedeni dertleşme değil, biraz da geleceğe yönelik biz nasıl bir sağlık sistemi istiyoruz sorusuna sadece sağlıkçılar perspektifiyle değil de sağlıkçılar dışındaki meslek gruplarından ve daha önemlisi, hasta ve hasta yakınlarını, sağlık sistemine ihtiyaç duyanları bu tartışmalara pek katamıyoruz. Bizim forumdaki amacımız sağlık sistemine herhangi bir aşamada ihtiyaç duyanları da bu sürece dahil ederek birlikte, nasıl bir sağlık sistemi istediğimizi konuşabilmek. Çünkü biz aslında kimi zaman kendimiz ya da yakınlarımız hastalandığında farkına varıyoruz ki, bir yere hasta olarak gitmekle orada sağlık çalışanı olmak o kadar farklı ki. Kurum aynı da olsa, oradakiler arkadaşlarınız bile olsa hasta veya hasta yakını olmak, sağlık çalışanı olmakla çok farklı. Hatta şöyle söyleyeyim, hasta olmakla hasta yakını olmak da birbirinden çok farklı şeyler. Hasta yakınının yaşadığı sıkıntılara genellikle çok kulak kabartmıyoruz. Biz bu forumda öyle bir şey hayal ediyoruz ki tüm bu tarafları diyeceğim ama taraf olma durumu değil bu, tüm bu süreçte yer alan kişiler olarak birarada sıkıntıları konuşup geleceğe ilişkin birtakım perspektifler oluşturmak. Ama tabii bir günde oluşacak bir şey değil bu. O nedenle bu süreç buna yetecek diye düşünüyoruz. “2023 yılının sonbahar-kış aylarına doğru bizim elimizde bir program olacak ve işte bunu uygulayacağız” mı diyeceğiz?.. Zor. Pek öyleymiş gibi gelmiyor bana ama sıkıntılarımızı çok farklı açılardan değerlendirip çözüm önerileri sunacağımız bir dokümanımız olacağını düşünüyorum. Sihirli bir formül değil ama tartışmalardan çıkan, çözüm önerilerini içeren bir dokümanımız olacak gibi geliyor bana.

Eriş Bilaloğlu- Bu formül sözcüğü beni birden endişelendirdi. Formül bulmak belki iddia çıtası yüksek bir sözcük gibi geldi, belki laboratuvar uzmanı bir kimyacı olduğum için… Yeni bir formülden çok bir tartışmayı birbirimizi kısıtlamadan yapma mütevazı iddiasını taşıyalım istedik. Kuşkusuz bunun sonucunda yeni bir formül bulsak ne güzel! Türkiye’de yeni bir formül bulmamızı zorlayacak başka koşullar da vardı. Evet, Cumhuriyet’in yüzüncü yılına yaklaşıyorduk, yüzyıllık bir deneyime, birikime sahiptik. Biz de bunun kısa olmayan bir sürecinin tanığı olarak yaşadık. Cumhuriyet’in yeni yüzyılına bakarak, yüzümüzü oraya dönerek, kuşkusuz eksikleri fazlası her neyse onları da sahiplenerek ve eleştirerek acaba pandemi ortamının bize kazandırdığı deneyimlerle yeni bir sağlık sistemi tartışması yürütebilir miyiz dedik. Yeni formül bu tartışmayı, bugüne kadar yaptığımız tarzların dışında yapma, belki buna yeni formül diyebiliriz. Ne demek bu? Hep Özlem’le tartışmayalım, mümkünse Özlem’e benzemeyen, Eriş’e benzemeyen başka birileriyle, kendi çevremdekilerin dışındakilere de bir çağrı, bir ses olarak duyurmaya çalışalım, onları da katalım, istiyorlarsa, arzu ederlerse, aynı heyecanı ve sıkışmışlığı hissediyorlarsa nasıl bir sağlık sistemi tartışmasına dahil olsunlar dedik. Birbirimizle beraberdik ama birbirimizle yeterli olmayacağımızdan emin olarak, mümkünse birbirimizi yüreklendirerek, mümkünse birbirimizin söylediklerini dinlemeye ve anlamaya, kendi ezberlerimizin dışında da ne söyleniyora imkân sunan bir tartışma olsun istedik.

Çağrı metninde “sınırlara ve sıfatlara takılmadan” vurgusu var. Pratikte mümkün görünüyor mu bu?

Özlem Azap- Katılımcıların çoğu farklı alanlarda işleri, meslekleri, uğraşları, belki iddiaları da olan kişiler, kurumsal yapılarda çalışan kişiler ama foruma her biri kendisi olarak katılıyor. Bizim forumda yapmaya çalıştığımız, tam da bu sınırları, unvanları bir kenara bırakarak birikimlerimizi paylaşmak. Bize benzemeyen kişilerle de birarada olmak için özel çaba göstermek gerekiyor diye hissediyorum.

Birbirine benzemeyenlerin ortak bir zeminde buluşup yapıcı bir tartışma yürütmesi, toplumun alışık olduğu bir tarz değil. Bunu aşmanın bir yolu yordamı var mı?

Özlem Kurt Azap- Alışık olduğumuz bir şey değil, kolay da olmayabilir ama deneyeceğiz, deniyoruz. Aylardır kendi aramızda konuştukça da bazen şaşırıyoruz, seviniyoruz, kimi zaman da farklı şeyler algılıyoruz. İyi bir sağlık sistemi konusunda umutlarımız ortak ama yöntem, içerik, takvim birbirinden farklı olabiliyor. Bu farklılıklar aslında adı üstünde, forumun çeşitlilikleri. Aklımızdaki forum kimi zaman birbirimizinkiyle örtüşmeyebiliyor, ana hatları örtüşmekle birlikte. Defalarca biraraya geldik konuştuk, birçok noktada ortaklaştık ama hâlâ ortaklaşmadığımız birçok başlık var. Bunlar katılımlarla daha da zenginleşecek, bence daha güzel olacak.

Belki bu forum, toplumun tartışma kültürüne de bir katkı sunar, yeni bir kapı aralar.

Özlem Kurt Azap- Bunu çok istiyoruz. Çünkü ihtiyacımız olan tam da bu. Farklı görüşleri birarada değerlendirip çözümü de birarada bulabilmek. Bulabilmek derken, konuşabilmek. Çok iddialı ifadeler kullanmaktan imtina ediyorum. Sihirli formüller bulmak, herkesin derdine derman olmak gibi bir hedef keşke olsa ama öyle bir şey yok; dilimiz döndüğünce, gücümüz yettiğince ama farklı görüşlerden katılımlarla ilerleyecek bir yapı olacak diye umut ediyorum. Oluyor, şimdilik öyle oluyor, daha da öyle olacak diye umuyorum.

Bu oluşum platform, adına ne dersek dernek mi, vakıf mı, nedir, nasıl tarif edersiniz?

Eriş Bilaloğlu – Bizi zorluyorsunuz ama buraya çalıştık. Her birimiz ya da büyük bir çoğunluk bir derneğe, birden fazla derneğe, meslek örgütüne, siyasi partilere de üyelikleri olan sempatileri olan insanlar var ama hiçbiriyle hiçbir kurumsal ilişki kurmamayı baştan kararlaştırdık. Oralarda çalışan benim gibi, Özlem gibi insanların hepsine açık, ama onların o sıfatlarıyla burada yer almalarını istemiyoruz. O birikimleri tabii ki üstlerinden çıkaracak halleri yok, o birikimleriyle, akıllarıyla, yürekleriyle yer alacaklar. Ama hiçbir dernek, sendika, siyasi partiyle kurumsal ya da organik ilişkisi yok bu platformun. Bunu hassasiyetle korumaya çalışacağız. Bu yapıların hiçbirine ilişkin özel bir antipati olduğundan değil, hepsine saygı duyuyoruz, hepsinin yaptığı çok saygın faaliyetler var. Hepsi Cumhuriyet’in yeni yüzyılına ilişkin iddialar, hatta programlar oluşturmuş durumdalar. Bunun mücadelesini, kavgasını ya da sözünü çoğaltmaya çalışıyorlar. Sağlıkla ilgili sistemleri, düşünceleri de var. Bunlara da hiçbir itirazımız yok. Ama biz burada tek tek insanların kendisi olarak yer alıp bir başkasıyla da eşit bir düzeyde bir tartışma, fikir alışverişi ve belirlenen ana hat üzerinde fikri çoğaltsın ve zenginleştirsin istiyoruz.

‘KURUMLARDAN BAĞIMSIZ’ VURGUSU NEDEN?

Kurumlararası işbirliğinden daha mı kolay kişilerarası işbirliği? Öyle mi geliyor size, daha mı sağlıklı ilerliyor?

Özlem Kurt Azap- Daha kolay, ama çok kolay değil. Kurumların kendi çizgileri, yapıları, kurulları oluyor bir kere. Bir kurumu temsilen geliyorsanız birçok şeyi gözeterek gelmeniz gerekiyor. Buradaki kişiler de kurumlarda çalışan ve oradaki görevlerini son derece güzel yürüten kişiler. Ama onu bir kenara koyup kendi hayallerimizin peşinden gitmek bir avantaj. Bir yandan da kurumsal kimliklerden arınmak da çok kolay olmayabiliyor. Burada şimdi ben olarak ama kolektif bir şey yapacağız. Bir hekim olarak buradayım, Özlem olarak buradayım, bunlar beni daha yaratıcı kılacak diye umuyorum.

Eriş Bilaloğlu- Kurumlararası ilişkinin, kişisel ilişkiye göre birtakım zorlukları var. Çünkü kurumlar doğal olarak gelenekleri olan, tarzları olan, daha açık söylersem o kimlikle davrandığında kasan yapılar. Çünkü birtakım yapıları var, bu çok da normal zaten. Kim kimi arayacak, nasıl görüşecek, söyleyecekleri herkesi temsil eder mi etmez mi, daha önce söyledikleriyle çelişiyor mu gibi gibi bir sürü göz önüne alması gereken kurumsal kimliğiyle, sıfatıyla sınırlılıkları var. Bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum, doğası bu zaten. Biz ondan özgürleşelim istedik. Evet kendimizle, daha önce söylediklerimizle çelişen şeyler de söyleyebiliriz, bu bize bir özgürlük alanı sağlayabilir. Tutarsız olmak anlamında söylemiyorum bunu ama daha önce söylediğimiz tutarlı şeylerin bir kısmı, belki birçoğu pandemiyle yaşamış bir dünyada pandemi sonrasına sermayenin, kurumsal yapıların, ideolojik donanımda yapıların müdahalelerini kişi olarak kendi akıl süzgecinden geçirdiğimizde belki başka bir yan yana gelişi, bunun olanaklarını sınırlamayalım istedik. Belki kişi olarak o sınırlardan daha kolay kurtuluruz. Evet dün öyle demiştim bugün böyle olmasının daha uygun olduğunu düşünüyorum. Bu tutarsızlık olabilir ama tek başıma bu iradeyi kullanabilirim, bir grupsal aidiyetle konuştuğumda belki bu o kadar özgür olamayabilir. O nedenle evet, kendimize karşı bir sorumlulukla ama temel heyecan ve iddia, yeni bir sağlık sistemi, cumhuriyetin yeni yüzyılı, nerede tartıştığımızın koordinatları verelim diye. Çünkü kimi şöyle değerlendirmeler de oldu, niye Türkiye ile sınırlı ki, dünya ölceğinde yeni bir sağlık sistemi tahayyülünü tartışamaz mıyız? Mümkün, olabilir belki ama öyle her ülkeye uygun formüller yaratmak kolay olmasa gerek. Biz bu topraklarda yaşıyoruz, buranın kimi özelliklerini daha iyi kavrıyoruz, evet kuşkusuz evrensel değerleri var sağlık sistemi meselesinin, herhalde onlara uygun bir şeyler olacak ama her halükarda pandemi gerçeği dünyada çok şeye de etki yaptı diye düşünüyorum.

Sağlıkçılar haricinde kimler var forumun içinde ve ne zaman başladı bu çalışma?

Eriş Bilaloğlu- Haziran. Öncesinde bir-iki aylık bir süre vardı, küçük bir grup olarak, 20’yi bulmayan bir grup olarak yine zoom’larda sohbet ettik. Bir anlamı var mı, karşılığı var mı diye konuştuk. Evet hekim ağırıklı, sağlıkçı ağırlıklı ama içimizde hekim ve sağlıkçı olmayanlar da vardı. Bir grup olarak acaba ne kadar gerçeği değerlendirebilme yetimiz var diye düşündük, sonra evet dedik. Haziran itibariyle herkes uygun gördüğü birkaç kişiye bu fikri, taslak metni iletmeye başladı. O günden bugüne yüzde 65’inin hekim olduğu, yüzde 15-20 civarında hekim olmayan sağlıkçı arkadaşlarımızın eczacı, diş hekimi, hemşire, paremedik, sağlık işçisi arkadaşlarımızın olduğu, yüzde 15-20 civarında da sağlıkçı olmayan, sosyal bilimcilerden, örneğin çocuğu ya da ailesinde nadir hastalığı olan ve sağlık sistemiyle çok yakından hemen her gün her saniye ilişki içerisinde olan isimlerin, hasta yakınları ve hastaların da olduğu bir yekûne ulaşmış olduk.

Özlem Kurt Azap- Hukukçular var, gazeteciler, iletişimciler, mühendisler var. Zamanla daha da çeşitli grupların dahil olmasına olanak sağlayacak çalışmalarımız da olacak. Ama Eriş Abi’nin söylediği hasta yakınları ve hastalar kısmı belki de bu forumun en özgün taraflarından birisi olacak. Tartışmaların şekillenmesi ya da sürecin değerlendirilmesi açısından.

Kartopu yöntemiyle genişliyor forum, bunu biraz açar mısınız?

Özlem Kurt Azap- Dertleşme ya da sohbet sırasında ortaya çıkan bizim bu konuya kafa yorma niyetimiz bir aşama daha büyüdü. İki kişi oldu altı kişi, sonra oldu 19-20, sonra da bu paylaşımlar sonucunda 400’e yaklaştık.

Eriş Bilaloğlu- Herkes tek tek arkadaşlarına önerdi, onlar da arkadaşlarına önerdi. Giderek daha fazla büyümeye başladı. Sonra bir aşamaya gelince “Biz öneriyoruz ve birileri kabul ediyor fakat tartışmayı nasıl yürüteceğiz” sorusu giderek daha fazla büyümeye başladı. Çünkü pandemi ortamında yüz yüze biraraya gelme koşullarının zaten sınırlı olduğunu biliyorduk, zamanla hafifler mi diye bir umudumuz vardı ama pek öyle gözükmüyor. Kaldı ki biz bir mahalleyle, bir şehirle, yerleşim bölgesiyle sınırlı değil, Türkiye ölçeğinde herkes katılabilsin, hatta yurtdışından, ki var yurtdışından katılan arkadaşlarımız, dolayısıyla herkesi nasıl bir zeminde biraraya getirebileceğiz deyince çoğalma işine bir fren yaptık. Çünkü bir tartışma diyoruz, öyle herkesin görüşlerini yazdığı yazıların eklendiği, üç sayfa beş sayfa birbirinin ardına eklenen bir ortam düşünmedik. Mümkünse herkesin üçer beşer cümlesine bir başkasının üç-beş cümleyle eklendiği, onun cümlesine bir başkasının birkaç cümleyle eklendiği bir tartışma ortamını dijital ortamda yapabilir miyiz diye düşündük. Dolayısıyla bu kartopu yöntemiyle çoğalma işini durdurduk. Çünkü platformun hazırlığını önümüze koyduk, o da tahminimizden çok daha fazla bizi zihnen de teknik olarak da yordu. Şimdi kış da geldiğine göre kartopu çoğalması mevsime de uygun olarak artabilir.

Kartopu haricinde forumdan bir şekilde haberdar olup katılmak isteyen biri de katılabilir mi, ne yapması gerekir?

Özlem Kurt Azap- Tabii. Digital platformumuzda “bize ulaşın” sekmesi var, oraya girip istenen bilgileri doldurduğunda kısa süre içinde aramıza katılabilecek.

DOSYALAR BÜTÜNLÜKLÜ BİR TARTIŞMA İÇİN

Neler olacak platformda? Hangi konular üzerine tartışılacağı belirlendi mi, kendiliğinden mi gelişecek? Dijital platformun dışında etkinlikler de olacak mı?

Eriş Bilaloğlu- Şöyle düşündük, ana soruyu nasıl tartışacağız? Sağlık sistemi dediğimiz için bütünlüklü bir tartışma yürütmemiz lazım. Ama bu bütünlüğün de kendi geçişken bölümleri olması gerekir dedik, bunlara dosya adı verdik. Bir sağlık sisteminde ne olur? Sağlık sistemi önce hastalanmamayı sağlamalı. O zaman bir bölümün/dosyanın adını “hastalanmamak için” koyduk. Hastalanmamak için ne yapıyorsak, aklımıza gelen her şeyi bunun altında yazabilen bir sistem olsun dedik. İkincisi, hastalanmamak için her şeyi yapalım, aşımızı olalım, sağlığımızı korumaya geliştirmeye çalışalım, sağlığımızı bozan sosyal belirleyenleri, üretim ilişkilerini, açlık yoksulluk, bunların hepsini konuşalım. Nasıl müdahale edersek bunlar düzelebilir, tartışalım. Ama ya hastalanırsak? O zaman ikinci bir bölüm de “hastalanırsak” olsun. Hastalandığımızda ne yapıyoruz, nerelere gidiyoruz, mevcut durumun fotoğrafını çekelim. Muayenehaneye mi gidiyoruz, hastaneye mi, eczaneye mi, aile hekimine mi, yoksa doğrudan üniversite hastanesine mi gidiyoruz, gittiğimizde orada ne oluyor, hasta ve sağlıkçıların ilişkisi, ya da geleneksel, alternatif sağlık hizmetleri denilen uygulamalara mı başvuruyoruz, bunların hepsini konuşalım ve nasıl olması gerektiğini tartışalım. Üçüncü başlık sağlık sisteminde finans denir, biz buna “sağlığın cüzdanı” dedik. Yani nereden bulacağız parayı bu sağlık sisteminde? Dördüncü başlık da “sağlıkçılar”. Yani bu hizmeti kim sunacak? Biz sağlıkla sınırlıyoruz, kuşkusuz ki yerel yönetimlerden merkezi idareye kadar, hava kirliliğinden atıkların toplanmasına kadar sağlığımızı etkileyen faktörler var, onları diğer kısımlarda konuşalım ama sağlık hizmetini sunan sağlıkçılar. Burada da hemşiresinden eczacısına, paramediğinden acil tıp teknisyenine, laboratuvar çalışanından psikoloğuna, sosyal hizmet uzmanına, sağlık işçisine hizmetlisine, hekimine, uzmanına, gibi gibi hepsinin kendi tablosunu, sorunları, mevcut durumu çizdiği ama bunu izleyerek de nasıl bir sağlık hizmeti sunmak istiyor ve kendi özlük haklarından -ki sağlıkçılar işçi aynı zamanda- kendisine özel, yani hekimin hekim haklarına, hemşire haklarına kadar hepsinin nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğini konuşalım dedik. Bu dört dosyayı, sağlık sisteminin ana omurgasını çizmek için büyük ölçüde yeterli bulduk ama yanına üç şey daha ekleyelim dedik. Çünkü pandemideyiz ve pandemi sonrası nasıl bir dünya olacak? Bunu konuşmadan da herhalde sağlık sistemi tartışması çok uygun olmazdı. Devam ettik, şu anda covid-19 diye bir hastalıkla uğraşıyoruz. Bu hastalık halen, iki yıla yaklaştığı halde üzerinde çok konuşulması gereken ve belki de sağlık sistemlerini organize ederken önümüzdeki yıllarda benzer salgınlarla karşılaşabileceğimiz için çok iyi kavramamız gereken bir hastalık olduğu için Covid-19’a ayrı bir yer açalım dedik. Bunların hepsi tamam, iyi ama ne eksik? Dün. Yüzyıllık geçmişte bir şeyler oldu bu ülkede, sağlık alanında. “100 yıldan öğrendiklerimiz” dedik buna da. Mutlaka yazalım, konuşalım, tartışalım… Dolayısıyla bu yedi başlıkta, birbiriyle geçişken ve bir bütün arzeden bir tartışma yürütelim diye düşündük. Bunlar da yeterli mi? Değil. Belki Özlem söyler, “ne olmasın”lar çok önemli bizim için.

Özlem Kurt Azap- Bu dosyaların yanı sıra pano bölümünde belki de yine en özgün taraf olabilecek, “Ne olmasın?” başlığımız var. Hasta ya da hasta yakını olarak deneyimlediğimizde “böyle bir şey olur mu!” dediğimiz şeyleri de duymak, görmek istiyoruz. Söyleşiler, röportajlar yapabileceğimiz başlıkları belirleyip paylaşabileceğimiz alanlar var. Hasta ve hasta yakınlarının sorunlarını, yaşadıklarını paylaşabilecekleri köşeler var. Ayrıca youtube kanalımızda da çeşitli webinar’ları kimi zaman topluma açık, kimi zaman sadece forum katılımcılarının izlediği şekilde yapacağız. Sosyal medya hesaplarımızdan da paylaşımlarımız olacak.

DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR?

Bütün bu sayılanlar bayağı bir iş demek. Finansman nasıl sağlanıyor? Nereden geliyor bu değirmenin suyu?

Özlem Kurt Azap- Gönüllü katkılarla. Nerede bir harcama gerektiği konusunda forum katılımcılarının bilgilendirilip herkesin kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunduğu bir sistemde ilerliyoruz. Herhangi bir yerden, kurumdan katkı kesinlikle söz konusu değil. Ama mesela toplantıları yapmamız gerekiyor, bir bütçesi var, biraz daha büyük harcamalar olduğunda yine aynı şekilde miktarı söyleyip paylaşıyoruz. Finansman açısından kullandığımız bir kurumsal yapı yok, böyle bir destek almayı da planlamıyoruz. Herhangi bir reklam veya başka bir şey de söz konusu değil. Tamamen bireysel katkılarla, cepten harcamalarla ilerliyoruz. İhtiyacımız olan parayı kendi aramızda topluyoruz.

Eriş Bilaloğlu- İmece usulü diyelim, zaten çok büyük rakamlar değil. Bir de gönüllüsü bol olan bir oluşum şu anda. Kendi olanaklarını, teknik birikimlerini sunan arkadaşlarımız var, böyle gidiyor. Az önce Özlem’in bahsettiği sosyal medya kısmına şunu da eklemek istiyorum: Sosyal medya üzerinden sorular sormak istiyoruz, gelen yanıtları da buraya taşımayı düşünüyoruz. Olabildiğince sahici bir tartışmanın sözlerini toplayalım. Çünkü eğer eylemi olacaksa o sözlere ihtiyacımız var. Sadece sınırlı forum katılımcılarıyla değil, onun dışında da belki bir twit’le cevap veren, belki daha özelleşmiş sorular soran, çok fazla görüş toplamak arzusundayız. Zengin bir veri ortamı olsun istiyoruz. Bu olduğunda kuşkusuz her türlü siyasi parti, dernek, sendika burayı izlediği takdirde, kurumsal akılla yada bireysel akılla buradan yararlanacak kimi görüşler bulabilir diye düşünüyoruz.

Bu kadar mesai ve emek harcayıp, üstüne bir de para veriyorsunuz yani? Neyin peşindesiniz?

Özlem Kurt Azap- Şimdiye kadar konuşulmadığı kadar içten, açık konuşulup paylaşılıp farklı gruplarla, sorunları anlamaya çalışarak, ortaya koyarak, çözüm önerilerini de birlikte düşünerek, bir taraftan sistematik ama bir taraftan serbest katılımlara açık yürütülen sürecin sonunda, “Türkiye’de nasıl bir sağlık sistemi olsun” sorusuna yanıt oluşturabilecek bir dijital arşiv, doküman, toplantılarda konuşulmuş çeşitli ipuçları gibi, bundan sonrasına da kalacak öneriler oluşturabilmeyi istiyorum, bunun peşindeyim.

Ama tabii bunun yanı sıra bütün bu konuştuklarımızın altyapısı, finansmanı, işgücü ve diğer planlamaları bilimsel verilere uygun çerçevede hazırlamış olarak. Ve bunu henüz mesleğini seçmemiş 18-19 yaşında bir gencin de anlayabileceği kadar yalın, ama bir sağlıkçının ya da bir sosyal bilimcinin irdelediğinde “Aa, evet çok iyi çalışılmış buralar” diyeceği kadar da nitelikli bir üretim peşindeyim.

“MORAL BULMANIN PEŞİNDEYİM”

Eriş Bilaloğlu- Benim önce çok küçük, bireysel peşinde olduğum şeyler var; öncelikle ben moral bulmak istiyorum. Kendimi moralsiz hissediyorum, kendimi çok canı sıkkın hissediyorum. Pandemi mi bunu etkiliyor, yoksa Türkiye, dünya bir geçememe halindeyiz de ondan mı… Fikirler, heyecanlarda bir yoksunluk var gibi. Bana ait olabilir, ben en azından bu ortamda bunun moralini ve dayanışmasını, fikir çoğaltma şansını bulmayı istiyorum, bunun peşindeyim kişi olarak. Ama çok büyük şeylerin de peşindeyim aynı zamanda. Örneğin ola ki, “Sağlıkçılar cumhuriyetin yeni yüzyılında nasıl bir sağlık sistemi tartışması yapıyor, biz de eğitimciyiz -ki içimizde öğretmenler de var-, nasıl bir eğitim tasavvur ediyoruz, böyle bir tarzda biz de tartışalım” diyen birileri olur. Belki birileri enerji politikasını, kuşkusuz çok büyük ölçekte bunları tartışanlar vardır, akademisyenler, ilim irfan sahipleri, hepsine saygı duyuyorum ama bunun ötesinde böyle ortamlarda ben de varım diyen, ben de başkalarıyla birlikte bunu tartışıp böyle bir biçimde cumhuriyetin yeni yüzyılının sahibiyim, umut taşıyıcısıyım diyen odaklar belki esinlenir. Eğer biz görece bu işte bir yol almaya başlarsak. Bunların peşindeyim. Çok mu açık konuştum acaba?.. Bu peşinde olunan şeyler çok bireysel aynı zamanda ama benim sağlığıma, moralime iyi gelmesini umut ediyorum. Böylece belki bireyselden kolektife olan bir geçişi birlikte tutturabiliriz diye umut ediyorum.


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.