Ne bordrolu çalışmak iyi hizmetin garantisidir, ne OSGB de verilen hizmet otomatik olarak kötü hizmettir.

Ne bordrolu çalışmak iyi hizmetin garantisidir, ne OSGB de verilen hizmet otomatik olarak kötü hizmettir. Esas ortak sorun yönetim/yönetişim eksikliğidir. Hedef tanımlayan, bütçe – kaynak tahsis eden, planlama yapan, başarıyı izleyen, destekleyen, başarısızlığı analiz eden, çözüm üreten bir yönetim organizasyonu yoksa ne kadrolu istihdam edilenler ne OSGB üzerinden hizmet verenler bütünsel, köklü, sürekliliği olan çözümler üretebilirler.

FİGEN ŞAHPAZ: 10 yıldır yürürlükte olan İSG Kanunu alanda ne getirdi ne götürdü?

ALİ RIZA TİRYAKİ: İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkmadan önce işverenlerin ve çalışanların hak ve yükümlülüklerini İş Kanunu’ndaki kimi maddeler düzenliyordu. Sanayi ya da hizmet sektörü, kamu ya da özel ayrımı olmaksızın bütün çalışanların sağlık ve güvenliğini temin etmek üzere bir İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun yapılması ile, işverenlerin ve çalışanların hak ve yükümlülüklerinin tanımlanması; iş güvenliği uzmanı istihdam zorunluluğu getirilmesi – işyeri hekimliği çok daha eskiden beri yapılageliyordu – başta risk değerlendirmesi ve ortam gözetimi olmak üzere, acil durumlara hazırlık, sağlık gözetimi, kaza ve olayların, meslek hastalıklarının kaydı, bildirimi, incelenmesi, çalışanların bilgilendirilmesi, eğitimi, katılımı vb. kritik bütün uygulamaların kanunla düzenlenmesi küçümsenecek bir şey değil. Hani kanun uygulamalarından beklenen yarar elde edilmiş midir? Ulaştığımız yerin henüz tatminkâr bir seviyede olmadığını söylemek mümkündür. Ama İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun yapılmış olmasının bir şeyler götürdüğünü söylemek bence uygun ve doğru olmaz.

Eğer mesele İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na bağlı olarak çıkarılan hizmet yönetmeliği ise mesele iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin bu konularda yetkilendirilmiş kurumlardan satın alınarak yürütülebiliyor olması ise bu ayrı bir konudur. Bunu ayrıca ele almak, konuşabilmek gerekir. OSGB’lerin varlığı İş Sağlığı ve Güvenliği alanına ne kattı ne götürdü? Bu doğru bir soru olur. Ama İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gerçekten iş sağlığı ve iş güvenliği konularının, sanayi ve hizmet kuruluşlarının yönetim katında daha fazla ele alınmasına, bu alana daha fazla kaynak ayrılmasına, iş sağlığı ve iş güvenliği konularının her düzeyde daha fazla konu olmasına, gündem oluşturmasına katkıda bulunmuştur. Kanunu eleştirel bir bakış açısıyla ele alacaksak fiili uygulamalara, süreçte rolü olan bütün tarafların tutumuna, kendimize, işveren kuruluşlarına, işçi sendikalarına, meslek örgütlerine özellikle kamu otoritesine sorular sormalıyız. Kanuna uyumun nasıl izlenip, desteklendiğine, nasıl denetlendiğine odaklanmalıyız. Bir bütün olarak bu kanunun Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği alanına zarar verdiğini söylemek doğru da hakkaniyetli de olmaz. 

FŞ: İSG yapılanmasının genel sağlık sistemindeki yeri nasıl olmalı?

ART: Birinci basamaktan başlayarak yanıt vermek lazım öncelikle küçük işletmelerin, klasik rakamı tekrarlayalım 50’nin altında çalışanı olan işletmelerin dışarıdan bir işyeri hekimliği hizmeti tedarik etmesi, bu hizmeti o ölçekte düzgün yapılandırabilmesi, yürütmesi, takip edip, denetlemesi mümkün değil. Bu ölçekte bu hizmet maalesef sadece kâğıt üstünde kalan, bir formalitenin tamamlanması düzeyini aşamıyor. En ilgili İşyeri Hekimleri bile o işyerlerine çok nadir uğruyor ve eğitim, işe giriş muayenesi, periyodik muayene vb. temel hizmetler yeterli, etkili ve sürekli verilemiyor. Bu ölçekte ki işletmelere kamunun sağlık ve güvenlik hizmeti vermesi, bu hizmetlerin ücretsiz olması lazım. Eğer mevcut OSGB sistemi içinden bir proje üretilecekse bu; küçük işletmelere alan bazlı hizmet vermek üzere yapılanmış OSGB’lerin yetkilendirilmesi lazım. Sadece aynı şehirde kurulmuş olmak yetmez. Küçük işletme çalışanlarının makul sürede erişebilecekleri, işletmeye en çok 5 km mesafe içinde olması lazım OSGB’nin. Küçük Sanayi Sitelerine hizmet vermek üzere, sanayi sitesi içine OSGB’lerin konumlanması lazım. Küçük ölçekli işletmeler için tamamen fiziki yakınlık, erişilebilirlik esasına göre yetki alan ve hem işyerine ortam ölçümü-izlemi, risk değerlendirme vb. çalışmalar için kolay, çabuk ulaşabilecek, bir aksilik kaza, olay, etkilenme olduğunda hemen gidip gözlem ve inceleme yapabilecek, acil durumların yönetilmesine sorumluluk alıp katılacak OSGB tipi tanımlanması lazım. Küçük işletme çalışanları sağlık hizmeti talep ettikleri zaman işe giriş ve periyodik muayene ihtiyacı olduğu zaman, eğitim düzenlendiği zaman OSGB’ye çok çabuk-kolay erişebilecek. Büyük ölçekli, işyerinde işyeri sağlık birimi kuran işletmeler eğer OSGB den hizmet almak istiyorsa, onları da o ilde yetki almış OSGB‘lere mecbur etmemek, bu bağlamda büyük ölçeğe hizmet vermek üzere organize olmuş OSGB’lere ülke çapında faaliyet serbestisi getirmek gerekiyor. Eğer OSGB’lerden bu alanda hizmet üretmeleri beklenecekse, bu sistemin yeniden düzenlenmesi, kaza ve meslek hastalıklarının önlenmesine katkı sağlayacak, mesleki değer – görgü yaratacak, bilgi-deneyim biriktirecek, çözüm – proje geliştirecek, meslektaşların yetişmesine katkıda bulunacakları bir çalışma modeli için uygun şartların sağlanması, sıkı denettim gerekiyor.

Özetlersek küçük ölçekli işletmelere kamu ücretsiz hizmet vermeli bu küçük işletmelerin tek başına kotaramayacağı hem entelektüel, yönetsel birikim bakımından hem finansal yeterlilik bakımından küçük işletmelerin organize edemeyeceği hizmetlerin kamu gözetimi ve desteği ile yürütülmesi lazım. Eskiden ortak işyeri sağlık birimleri kuruyorduk, o deneyimin ışığında söylüyorum sadece OSGB penceresinden bakarak değil.

Genel sağlık sistemi içine bakarsak aile hekimlerinin sorumlu oldukları ailelerin, aile bazlı olarak takip ettikleri yurttaşların mesleki etkilenmelerini biliyor olmaları ve işyeri hekimleri ile irtibatlı çalışmaları lazım. Belge, bilgi alışverişi, birlikte değerlendirme imkânı verecek sistemler kurabilmek lazım. Dijitalleşme buna izin verecek imkanları yaratıyor. Aile hekiminin izlediği sağlık sorunun işten etkilenme derecesi, periyodik muayene yapan işyeri hekiminin genel sağlık sorunları hakkında bilgi edinmesi ancak işyeri hekimi ile aile hekimi arasında bir mesleki bilgi alışverişi, iletişim, danışma imkânı bulmasıyla mümkün olabilir.

Diğer yandan mesleki sağlık sorunlarının bir meslek hastalığına dönüşmesi halinin etkili ve doğru takip edilmesi için yetkili hastanelerin de bu konuya artık gerçekten sahip çıkması, mesleki sağlık sorunlarının veya meslek hastalığı şüphesi ile sevk edilen olguların yeterli, detaylı araştırılması için kendi organizasyonlarını tamamlamaları, kliniklerini yetişmiş iş ve meslek hastalıkları uzmanlarıyla çalıştırmaları, meslek hastalıklarına odaklı klinikler arası iletişim- işbirliği imkanı veren bir mekanizma kurmaları lazım.

FŞ: İSG alanının nasıl bir modele/sisteme ihtiyacı var? Finansman, hizmet sunumu, personel ihtiyacı, yönetim?

ART: Mevcut çoğulcu model serbestlik, seçim imkânı barındırıyor. İşyerleri kendi bordrosunda hekim, sağlık personeli, uzman, teknisyen bulundurabilir veya OSGB ‘den hizmet satın alabilir. Baştan söyleyeyim. Ne bordrolu çalışmak iyi hizmetin garantisidir, ne OSGB de verilen hizmet otomatik olarak kötü hizmettir.

Esas ortak sorun yönetim/yönetişim eksikliğidir. Hedef tanımlayan, bütçe – kaynak tahsis eden, planlama yapan, başarıyı izleyen, destekleyen, başarısızlığı analiz eden, çözüm üreten bir yönetim organizasyonu yoksa ne kadrolu istihdam edilenler ne OSGB üzerinden hizmet verenler bütünsel, köklü, sürekliliği olan çözümler üretebilirler.

İşin uzmanı olmak, işin uzmanını bulmak ile süreci yapılandırmak ve yönetmek ayrı konulardır.

Kaldı ki uzmanlık eksikliği temel, yapısal bir sorundur. Hiçbir meslek, fiili uygulama içinde usta çırak ilişkisi olmadan edinilmez, usta görmeden usta ile beraber çalışma imkanı bulamadan usta olunmaz. On – on beş günlük kursla meslek edinmek mümkün olmaz. İşyeri hekimleri de, iş güvenliği uzmanları da görev yaptıkları işyerlerinde yalnızlar. Dolayısıyla kendilerinden daha deneyimli, görmüş geçirmiş, problem çözmüş farklı sorunlar yaşama ve o konuda deneyim kazanma imkanı bulmuş insanlarla beraber, ustalar ile beraber çalışırlarsa bir mesleki bilgi görgü transferi olur. Meslektaşlarımız ancak bir mesleki süpervizyon altında çalışarak mesleki yetkinliklerini geliştirebilirler.

Eğer OSGB’ler sadece birtakım hekimlerin, sağlık personelinin, uzmanların bordrosunu tutan ve onların işyerlerine gönderilmesini organize eden bir personel istihdam şirketi gibi davranmayıp, iş sağlığı ve iş güvenliği alanında uzmanlığına, rehberliğine güvenilen bir hizmet kuruluşu olarak konumlanmak-kabul görmek, güven yaratmak istiyorlarsa gerçekten bünyelerinde bilgili deneyimli görgülü süpervizörler bulundurmalıdır. Çalışan hekim-uzman sayısı ile orantılı yeter sayıda, meslekte yetkinliği onaylanmış ya da doğrulanmış deneyimli uzmanlar ve deneyimli işyeri hekimleri bulundurarak, alan bazlı veya sektör bazlı bir yönetim yapmalı OSGB; mesleki icranın-uygulamanın yönetimini yapılandırmalı, etkili mesleki teknik kararların alınabilmesini, uygulama algoritmalarının izlenebilmesini sağlayabilmeli.

Diğer hayati derecede önemli konu gerek ortam ölçümleri gerek tıbbi test ve muayenelerin uygunluk ve yeterlik kriterlerinin olmamasıdır. Yönetmelik yaptırın diyor; ne yapılacağını söylüyor nasıl yapılacağı açık değil. Ölçüm, izlem kalitemizin ve güvenilirliğimizin arttırılması şart. Bu hem alet ekipman ölçüm ve testleri tarafında (basınçlı kaplar, taşınma, kaldırma araçları, exproof ekipman vb) hem de bizi, ağırlıklı olarak işyeri hekimlerini ilgilendiren tarafta mesleki sağlık zararlarının işyeri ortamında ölçülmesi, izlenmesi tarafında . Yani düşünün yılda bir defa yapılan ölçümün ne anlamı olabilir? Dört mevsim var, üç vardiya var, günün farklı saatlerinde ki klimatik koşullar farklı oluyor, operasyonel koşullar farklı oluyor. Bir üretim işletmesinde potansiyel zararlı bulunan/elleçlenen her ortamda, bu tür ölçümlerin yılda 12’den az olmaması lazım bu gerekçelerle. Diğer yandan izlediğimiz işyerinin şartlarının ağırlaştığı dönemleri biliyoruz. Çeşitli arızalar nedeniyle zararlıların işyeri ortamından uzaklaştırılamadığı ya da seyreltilemediği veya üretim miktarının, tonajların artması nedeniyle işin yoğunlaştığı dönemlerde bizim ek ölçümler yaptırmamız lazım. Bu ölçüm süreçlerine de işyeri hekimlerinin mutlaka katılıp katkıda bulunması gerekiyor. Nerelerde, ne zaman, hangi iş-işlem yapılırken numuneler toplanacak? Nasıl toplanacak? Hangi saatler hangi sürede numune toplayacağız veya dozimetreleri kimlere takacağız, ne kadar tutacağız? Bu soruların yanıtlarının işyeri hekimi tarafından verilmesi lazım. Bu süreçlere aktif katılmamız gerekiyor. Bir veya birkaç yılda bir yapılan ölçümler ile, şu anda maalesef gerçekten bir zararlının ve riskin monitarizasyonunu destekleyecek veriler üretilemiyor. Özetle, ölçme ve veriye dayalı bir takip ve karar mekanizması için bu hizmetlerin iyileştirilmesi lazım. Bu bağlamda, bu işleri yürütecek yetkilendirilmiş kurum ve yetişmiş insanlara ihtiyaç var. Gerçekten bilgili deneyimli kadrolar, kalibre edilmiş alet ekipman kadar yönetmeliklere bağlı yayınlanacak sektörel uygulama rehberlerine, sektörel olarak minimum gereksinimlerin tanımlanmasına ihtiyaç var. 

Alandaki en önemli yapısal sorunlardan biri özellikle hekim insan gücünün kıtlığıdır. OSGB’lerin iş kalitesi ve mesleki teknik alana odaklanmak yerine sadece fiyat düşürerek rekabet etmeyi seçmeleri nedeniyle, işletmelerin bu hizmetler için ayırdıkları bütçeler azalmıştır, azaltılmıştır. Bu yanlıştan dönülmelidir. Ücret fiyat rekabeti nedeniyle azalan kazanç, bir merkez kaç dinamik yaratmış, işyeri hekimliği tercih edilen bir mesleki alan olmaktan uzaklaşmıştır. Genç ve nitelikli enerjik hekimlere yönelik ihtiyacı arttıran gelişmeler olmuştur, pandemi başta olmak üzere. İşyeri hekimliği alanı maalesef- kendilerini tenzih ediyorum, kategorik olarak emeklilikte çalışmaya karşı değilim ama- emeklilik meşgalesine dönüşmüştür. Nitelikli, enerjik, fiziki sahada aktif olacak, fiziki saha ile yoğun bir irtibat içinde çalışacak genç işyeri hekimleri için işyeri hekimliği alanının bir mesleki tercihe dönüştürülmesi ancak bu alanın onlar için gerçekten cazip hale getirilmesiyle mümkündür. Kesinlikle işyeri hekimliği alanında ücretlerin düzeltilmesi şarttır. Düzgün, işyerinde hekim değil işyeri hekimi istihdam etmek isteyen, işyerinde mesleki sağlık risklerinin etkili yönetilmesini isteyen işyerleri -ister OSGB üzerinden ister işyeri kadrosunda fark etmez- hekim istihdamı için ayırdıkları bütçeyi arttırmalıdır.

Hekim arkadaşlarımızın, asla kayıt dışı çalışmaya izin vermemesi, müsaade etmemesi, ortak olmaması en güçlü mesleki dayanışma göstergesi sayılmalıdır. İşyeri hekimi meslektaşlarımız, yılların mücadelesi ile kazanılmış hakları çalanlarla suç ortaklığına girmemeli, asla kayıt dışı ödeme kabul etmemelidir.

OSGB’lere gelen SGK müfettişlerinin, mekân metrajları ölçmek yerine sigorta primlerinde bir kaçak olup olmadığına bakması sahici fayda yaratır. Kamu onaylı bir hizmet kuruluşu olarak örnek tutum sergilemesi gereken OSGB’lerde vergi denetimi yapılmalıdır. Kayıt dışı uygulamalara asla izin verilmemelidir.

Nitelikli işyeri hekimine talebin arttığı, işyeri hekimi aranan, hekimlerin pazarlık gücünün arttığı güncel koşullarda, TTB’nin belirlediği asgari ücretten uzaklaşmamak, bu talepte ısrar etmek, aldığı her kuruşu da bordrodan geçirerek almak ortak hedefimiz olmalıdır.

FŞ: Bugünden yarına İSG alanındaki sorunları düzeltmek için hangi adımların atılması gerekiyor?

ART: Acil öncelik, denetimdir. Kamu otoritesinin, çıkardığı kanun ve yönetmeliklerin arkasında durması, uyumu desteklemesi, özendirmesi, kılavuzlaması, uyumu yakın takibe alması, uymayana göz açtırmaması acil, en öncelikli meselemizdir.

Uygulama rehberlerinin, sektöre, ölçeğe, işin doğasına uygun olarak yapılandırılması lazım. Kamu otoritesi özellikle bunu kendisi yapamayacak ölçekte kuruluşlar için veya gelişen sektörler için kendi yapmalı, uygulama rehberleri yayınlamalı, bu uygulama rehberlerinin gerçekten hayatın ve sahanın gerçeğine uygun olmasını temin edecek bir çalışma düzeni oluşturmalıdır. Rutin denetimler uygulamaya ışık tutan, öğrenmeyi destekleyen bir tarzda icra edilmeli, riskli sektör öncelikleri gözetilerek, kaza sıkılığı dikkate alınarak denetim planlanmalıdır. Haberli ve habersiz denetimler kombine edilmelidir.   

Kamunun, kanun ve yönetmeliklere uyumu nitelikli, etkili takip etmesi, denetlemesi ama yurttaşının kaybedilmesine, yaralanmasına da göz yummaması lazım.

İstenmedik olaylar ölüm, uzuv kaybı meydana geldiğinde hayatın her zamanki gibi akmaması lazım. Bir yurttaşın ruhsatlı bir işyerinde ölmesine kimsenin normalmiş gibi bakmaması lazım. Bir çalışanın iş yaparken hayatını kaybettiği işyerinin veya o departmanın derhal kapatılması gerekiyor. Ancak o işyeri ben bu kazayı inceledim, araştırdım; kök sebeplere ulaştım, benzer bir kazanın önlenmesini, o kazanın değil sadece benzer bütün kazaların önlenmesini garanti altına alacak etkili önlemler aldım deyip bunu kanıtlayabildiği zaman, müfettişler bunu doğrulayabildiği zaman o fabrikanın açılması lazım. Ölümlü kaza olduğunda en üst düzey yöneticinin müfettişe, savcıya hesap vermesi lazım eğer bu mümkün olursa kalıcı önlemler için gereken yetkiler ve kaynaklar tahsis edilir. İş güvenliği uzmanlarının hapsedilmesi, günah keçisi yapılması utanç vericidir. Hiçbir kalıcı önlemi almaya tek başına gücü yetmeyen, karar alma-kaynak ayırma otoritesi olmayan bir uzmanın ölümlü kaza olunca hapsi boylaması ne adaletle ne vicdanla uyuşan bir uygulama değil.  

Kamu denetimi yaygınlaşmalı, sıklaşmalı, güçlü olmalıdır. Kamu denetime odaklanmalı, denetimin sahici, caydırıcı yaptırımı, sonucu olmalıdır.

FŞ: Teşekkürler

 

*Ali Rıza Tiryaki, Artı Danışmanlık YK Başkanı, İşyeri Hekimi



Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.