İSG hizmetleri ‘Sağlıklı işyeri’ kavramını odağına alan bir yaklaşımla, birinci basamak kamu sağlık hizmetleri içerisinde yapılanmalıdır.

İSG hizmetleri ‘Sağlıklı işyeri’ kavramını odağına alan bir yaklaşımla, birinci basamak kamu sağlık hizmetleri içerisinde yapılanmalıdır.

FİGEN ŞAHPAZ: 1998 yılında III. Ulusal İşçi Sağlığı Kongresi’nde ‘Türkiye İçin İşçi Sağlığı Model Önerisi’ başlığıyla bir model sunmuştun; o modeli bugün aynen savunuyor musun?

KAYIHAN PALA: Söz konusu kongrede sunduğumuz modeli ülkemizin gereksinimleri ile İtalya ve Finlandiya’daki sistemi inceleyerek ve ‘Mükemmel iyinin düşmanıdır’ yaklaşımını benimseyerek kolektif bir emekle hazırlamıştık. O modelde ortaya koyduğumuz emeğiyle geçinen herkesin ‘işçi’ olduğu ve bu nedenle memur/işçi ayrımının reddedilmesi gerektiği, çalışanların aileleriyle birlikte ulaşılabilir, ücretsiz, eşit ve kapsayıcı bir sağlık hizmetinden yararlanmasının sağlanması, çalıştığı işyerindeki işçi sayısına bakılmaksızın her çalışanın işyeri hekimi ile buluşmasının sağlanması gibi temel ilkeler bugün için de geçerli. Ancak aradan geçen yirmi dört yıl içerisinde ‘Sağlıklı işyeri’ kavramının geliştirilmesi gibi çalışan sağlığı ve güvenliği alanında birçok değişim yaşandı, bu nedenle bugünün ve gelecek on yılların gereksinimlerine yanıt verebilecek daha kapsamlı bir modele gereksinim olduğu kanısındayım. Önerdiğimiz modeldeki bazı istekler de yerine getirilmiş durumda. Örneğin tek ve bağımsız bir işçi sağlığı/iş güvenliği yasası (6331) çıkartıldı. Ancak bu alana özgü kamusal kurumsal bir yapı henüz hayata geçirilebilmiş değil ve bu istem güncelliğini koruyor. Çalışanlara yönelik birinci basamak sağlık hizmeti üretecek işçi sağlığı merkezleri de hayata geçirilemedi.

FŞ: Bu bağlamda 2012 yılında çıkartılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu beklentilerini karşıladı mı?

KP: 6331 Sayılı Yasa çalışan sağlığı ve güvenliği alanına özgü bir yasa olmasına rağmen, bu alana ilişkin beklentilerimizi yeterince karşılayamadı. Yasa mevzuatta bazı konularda bir kafa karışıklığına da yol açtı. Örneğin ‘meslek hastalığı’ 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan farklı tanımlanmış olmasına karşın, bu konuda açılan davalarda (Meslek hastalıkları halen ağırlıklı olarak tazminat odaklı değerlendirildiği için) dikkate alınmıyor, halen 5510’daki düzenleme kullanılıyor. 6331 ayrıca gereksinimlere yanıt vermekte de yetersiz kaldı. Örneğin çalışan sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin çalıştırılma süreleri yetersiz. Yasanın bazı işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı yetkilerini işverene vermesi de kabul edilemez bir yaklaşımdır.

Yasanın yetersiz olduğunun en güçlü iki kanıtı, yasanın yürürlüğe girmesinden sonra meslek hastalıkları bildiriminde artış, iş kazaları görülme sıklığında ise kayda değer bir azalma olmamasıdır.

FŞ: 10 yıldır yürürlükte olan İSG Kanunu alanda ne getirdi ne götürdü?

KP: 6331 sayılı yasa, kamu ve özel sektör ayrımını ortadan kaldırarak her sektörde ve işyerinde çalışan işçi sayısına bakılmaksızın her çalışanın işçi sağlığı ve güvenliği hizmetlerinden yararlanmasını zorunlu hale getirerek mevzuatta geçmişe göre önemli kazanımlar sağlamış olsa da bunların büyük çoğunluğu maalesef kâğıt üzerinde kaldı; etkili bir izleme sisteminin kurulmamış olması ve denetimlerin çok yetersiz olması nedeniyle uygulanmadı.

Bu alandaki profesyonellerin eğitiminin yetkin olmayan şirketlere bırakılmış olması ve profesyonellerin istihdamında da ortak sağlık ve güvenlik birimi adıyla şirketlerin yetkilendirilmesi; iş güvenliği kültürünün gelişmemesi, profesyonellerin eğitiminin yetersizliği ve profesyonellerin emeğinin sömürülmesi gibi çalışan sağlığı ve güvenliği alanında büyük sorunlara yol açtı.

FŞ: İSG yapılanmasının genel sağlık sistemindeki yeri nasıl olmalı?

KP: İSG hizmetleri ‘Sağlıklı işyeri’ (İşçilerin ve yöneticilerin, bütün işçilerin sağlık, güvenlik ve iyilik halini ve işyerinin sürdürülebilirliğini tanımlanmış gereksinimlere dayanan konuları göz önünde bulundurarak korumak ve geliştirmek için sürekli bir iyileştirme sürecini kullanarak iş birliği yaptıkları işyeri) kavramını odağına alan bir yaklaşımla, birinci basamak kamu sağlık hizmetleri içerisinde yapılanmalıdır.

Sağlıklı işyerinin dört temel özelliği tanımlanmaktadır:

  • Fiziksel çalışma çevresindeki sağlık ve güvenlikle ilgili konular,
  • Psikososyal çalışma çevresindeki, iş örgütlenmesi ve işyeri kültürü de dahil, sağlık, güvenlik ve iyilik hali ile ilgili konular,
  • İşyerindeki kişisel sağlık kaynakları (sağlıklı yaşam tarzlarının işveren tarafından desteklenmesi ve yüreklendirilmesi) ve
  • Toplulukta işçilerin, ailelerinin ve topluluk üyelerinin sağlığını iyileştirmek için katılım yolları.

Bu özelliklere bakıldığında, çalışanın ve ailesinin sağlıklı olması tek başına işyerinde sunulacak hizmetlere bağlı değildir, buna ek olarak birinci basamak sağlık hizmetleriyle bütünleşmiş bir hizmet sunumu anlayışına gereksinim duyulmaktadır.

FŞ: İSG alanının nasıl bir modele/sisteme ihtiyacı var? Finansman, hizmet sunumu, personel ihtiyacı, yönetim

KP: Çalışanların aileleriyle birlikte gereksinimlerine yanıt verebilecek bir İSG modelinin odağında bir kamu kurumunun olması gerekir. İSG profesyonelleri bu kurum aracılığıyla istihdam edilmeli, hizmet sunumunun ilkeleri, profesyonellerin eğitimleri ve izleme/denetleme mekanizmaları bu kurum aracılığıyla gerekirse kurulacak özerk enstitülerin de katkısıyla (Örneğin eğitimler kurulacak bir Enstitü ile üniversitelerin, meslek örgütlerinin ve sendikaların katılımıyla verilebilir) belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Kurumun finansmanı ağırlıklı olarak işveren ödentileriyle ve genel bütçeden aktarılacak kısmi bir pay ile karşılanmalıdır.

Mesleki tehlikelerin önlenmesi, çalışanların İSG konusunda bilgilendirilmesi, İSG eğitimlerinin verilmesi, kontrol önlemlerinin alınması ve çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanması işvereninin sorumluluğunda olmak üzere; söz konusu İSG modeli ile çalışma ortamı, teknoloji, iş organizasyonu, çalışma koşulları ve çalışma ilişkilerini kapsayan bir genel koruma ve önleme politikası geliştirilmelidir.

FŞ: Bugünden yarına İSG alanındaki sorunları düzeltmek için hangi adımların atılması gerekiyor?

KP: İlk olarak mevcut durumun olabildiğince veriye dayalı olarak saptanması gerektiği kanısındayım. Güncel bir durum saptama raporuna gereksinim var. Hemen ardından İSG alanındaki gereksinimleri karşılamak üzere ülkemize uygun bir model tartışması yürütüp, zaman geçirmeden yasal düzenleme yapılmalı. Bu düzenlemede profesyonellerin eğitimi, istihdamı, sunulan hizmetlerin izlenmesi ve denetlenmesi bilimsel bir izdüşümden yola çıkılarak yer almalı.

Uygulamaya konulacak modelin, çalışanların sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamına sahip olma hakkının sağlandığı ve hükümet, işveren ve işçilerin sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturulmasında aktif olarak yer aldıkları bir model olması gerekir.

FŞ: Teşekkürler

 

*Kayıhan Pala

Bursa Uludağ Üniversitesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Profesör Doktor



Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.