İşçi sağlığı ve güvenliğindeki kök sebep kapitalist üretim ilişkilerinin getirmiş olduğu kar hırsıdır.

İşçi sağlığı ve güvenliğindeki kök sebep kapitalist üretim ilişkilerinin getirmiş olduğu kar hırsıdır.

FİGEN ŞAHPAZ: 10 yıldır yürürlükte olan İSG Kanunu alanda ne getirdi, ne götürdü?

EMİRALİ KARADOĞAN: Hatırlarsınız 6331 sayılı İSG kanunu çıkmadan önce, hem her iş kazası felaketinden sonra yapılan açıklamalarda, hem de Kanunun hazırlanışından TBMM’de onaylanmasına kadar geçen süreçte sürekli dile getirilen ve öne çıkarılan bir sorun vardı: “Bizim müstakil bir kanunumuz yok”.

İSG sorununu düzenlemedeki dağınıklığa bağlayan bu bakış açısına göre, 4857 Sayılı İş Kanunu, İSG Tüzüğü, ilgili yönetmelikler, Türk Borçlar Kanunu vb. düzenlemeler İSG sistemini de dağınık hale getiriyordu. Bu nedenle 6331 sayılı İSG Kanunu bu iddiaları dile getirenler tarafından “kurtarıcı” olarak görüldü. Ancak “müstakil” bir İSG Kanunun varlığı ya da yokluğunun bunda çok da önemli olmadığı hemen kanunun yürürlüğü girmesinden kısa bir zaman sonra Soma ve Ermenek’te yaşanan iş cinayetlerinde ortaya çıktı.

Kanunun getirdiği bazı olumlu hükümler vardı elbet:

  • İSG için geçerli kanun niteliğindeki 4857 Sayılı İş kanunu sadece iş güvenliği uzmanını zorunlu kılarken, kanun işyeri uzmanı ile birlikte işyeri hekimini de 50’den az işçi çalıştıran işyerlerini de kapsayacak şekilde zorunlu kılarak genişletti. Ancak uygulamasının sürekli olarak ertelenmesi kanunun olumlu yönünü engellemiştir. 
  • İş sağlığı ve güvenliği kurulları daha önce 6 aydan fazla süren işlerde, 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde zorunluyken kanun bu kurulu işçi sayısına bakmaksızın tüm işyerlerinde zorunlu tutmuştur.

Buna karşın getirdikleri götürdüklerinin yanında önemsizdi. Sadece 6331 sayılı kanun değil ona bağlı çıkarılan düzenlemeler bir çok koruyucu önlemi ortadan kaldırdı ya da azaltıldı.Bir kaçına değinmek gerekirse:

  • Periyodik muayeneler yılda bir yapılırken; şimdi bu aralık uzatıldı (1-3-5 yıl)
  • İşyeri hekimlerinin işçi başına düşen işyerinde kalış süresi düşürüldü.
  • İş hemşirelerinin sistem içindeki varlığı değersizleştirildi; bir uzmanlık vasfından yardımcılık vasfına düşürüldü.
  • Özellikle toplu çalışılan işyerlerinde yemek ve gıda benzeri hizmeti veren işçilere yönelik yapılan, ve işçilerin tümünü koruyucu bir işlevi olan portör muayene zorunluluğunu kaldırıldı.
  • Tetanos aşısı İşçi Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğünde zorunlu iken, şimdi belirli koşullara tabi tutuldu.
  • Tozlu işlerde çalışanlara yönelik 6 ayda bir yapılan akciğer grafisi çekimi zorunluluğu kaldırıldı.

FŞ: İSG yapılanmasının genel sağlık sistemindeki yeri nasıl olmalı?

EK: İşin sağlık ve güvenlik yönü birbirinden ayrı düşünülmemelidir. Meslek hastalıklarının tespiti ve bu yönde alınacak önlemler ulusal sağlık politikalarından bağımsız değildir. Meslek hastalığı her ne kadar işten kaynaklı bir sonucu ifade etse de, sonuçlarının etkileri bakımından çevresel ve toplumsal etki düzeyine ulaşır. İşyerlerindeki kontrollerde işçinin meslek hastalığına etki eden maddenin, biyolojik ajanın vb. etkisinin erken teşhisi, işçinin iş arkadaşlarına, ailesin ve sosyal çevresine etki etmeden önlem alınmasını sağlar. Bulaşıcı hastalıkların erken tespitle yayılması engellenebilir. Bu da dolayısıyla genel sağlık politikasının önleyici ve koruyucu olmasını gerektirir. Diğer bir ifade ile hastalandıktan sonra müdahale etmeye ve tedaviye yönelik değil, hastalanmadan önce koruyucu ve önleyici önlemleri öne çıkarmak gerekir.

İşin işçiye işçinin işe uygunluğu da yine sağlık kontrollerinin ve işin yapısını dikkate alarak hangi işlerde hangi tip (fizik, sağlık vb.) insanların çalışabileceğini de sağlık sistemi içerisinde değerlendirilip, sağlık politikaları aracılığı ile genelleştirilmelidir.

İşyerinde kullanılamayan mola, çıkılamayan yıllık izin, verilmeyen yeterli besin, uzun çalışma saatleri çalışmaya bağlı ve doğrudan işçinin sağlığını tehdit eden faktörlerdir. Diğer bir ifade ile işçinin sosyal iyilik haline etki eden unsurları da dikkate alacak bir model geliştirilmelidir. Bu da sosyal bilimlerle, tıp ve mühendislik bilimlerin birlikte çalışması gerektiğini ortaya koyar. Dolayısıyla işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ile birlikte işyerinde sosyal haklar danışmanı/rehberi/uzmanı da istihdam edilmelidir.

FŞ: İSG alanının nasıl bir modele/sisteme ihtiyacı var? Finansman, hizmet sunumu, personel ihtiyacı, yönetim.

EK: İSG de sorunun kaynağı önlem, denetim ve yaptırım mekanizmalarının bağımsız olmaması. İş güvenliği uzmanlarının ve ücretlerinin işverenlerce karşılanması ya da dışardan yine ticari bir ilişki çerçevesinde hizmet alımı yapılması işçi sağlığına dair önlemlerin ve düzeltici işlemlerin göz ardı edilmesine neden olabiliyor. İş güvenliğindeki personelinin öncelikle işverenle olan çalıştıran-çalışan ilişkisinin ortadan kaldırılması ve bu personelin ücret, gelir ve yaptırıma uğrama gibi kaygı ve korkularının giderilmesi zorunludur.

Bu nedenle özerk “işçi sağlığı ve güvenliği kurumu” kurulması gerekir. Örneğin rekabet kurulu gibi.Tüm Türkiye’de hizmet verecek şekilde kurumsallaşması ve iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, işyeri hemşireleri ve diğer personel Kuruma bağlı olmalı ve kurumca işyerlerine ücret karşılığı zorunlu hizmet vermeli.

FŞ: Bugünden yarına İSG alanındaki sorunları düzeltmek için hangi adımların atılması gerekiyor?

EK: Kuşkusuz İSG alanındaki sorunları düzeltmek için kamusal (mevzuat ve denetim), işyeri ve örgütsel ölçekte farklı şekilde adımlar atılmasını zorunlu kılıyor.

Daha önce de ifade etmiş olduğum gibi, işçi sağlığı ve güvenliği kurulunun kurulması ve personelin buradan karşılanması gerekir.

Diğer yandan mevzuat anlamında da AB direktifleri ve diğer uluslararası düzenlemelere uygun bir mevzuat yapısı kurulmalı.

İşyerindeki İSG karalarının alınması sadece işverene bırakılmayacak kadar hayati bir öneme sahiptir. Buradaki kritik konu sadece karalara katılımın danışma biçiminde değil, kararlara ve uygulamaya etkin katılımdır.

İşçi sağlığı ve güvenliği sınıfsal bir konudur. İşçiler işçi sağlığı ve güvenliğini işveren ya da devletin bir zorlayıcı işi gibi algılıyor. Halbuki bu öngörülen önlemler, düzeltici işlemler vb. işçi ve işverene getirilen yükümlülükler işçi sınıfının yüzyıllardır süren mücadeleleri sonucu kazanılmış haklardır. Alandan gördüğümüz ise bunu tersidir. Bunun işçiye aktarılması zorunludur. Bu görev başta sendikalar ve meslek örgütlerinindir.

İş kazası ve meslek hastalığı verileri sendikalı işyerlerinde daha az sorun yaşadığını ortaya koymaktadır. Bunda ise etken faktörün, tam olmasa da karar alma mekanizmalarına ve emek sürecine işçilerin katılabilmesidir. İşyerinde kullanılan KKD’lerin alınmasından niteliğine, doktor ve iş güvenliği uzmanının çalışma süresine kadar bir dizi karar ve uygulamada sendikalar temsilci ve yöneticileri ile İSG’ye dair kararlara müdahale edebilmektedir. Diğer yandan genel anlamda sendikaların da bu konudaki eksiklikleri bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Yapılan toplu iş sözleşmelerinde işçi sağlığı ve güvenliğine dair pazarlık hükümlerinin işçiler ve işçi sendikaları için öncelik sıralamasında gerilerde olduğu görülüyor. Dolayısıyla sendikaların işçi sağlığı ve güvenline dair konuları öncelikli hale almaları için bilinçlerinin geliştirilmesi de bir zorunluluktur.

Meslek hastalığı tespit sürecinin karmaşıklığı giderilmeli, meslek hastalığı hastaneleri ve çalışanlarının niteliğine uygun hale getirilip, sayıları arttırılma.

Nelerin meslek hastalığı olduğuna dair açık bilgilendirmeler yapılmalı. Bu yönde eğitim faaliyetleri kamu eliyle yürütülmeli.

Sonuç yerine: İşçi sağlığı ve güvenliğindeki kök sebep kapitalist üretim ilişkilerinin getirmiş olduğu kar hırsıdır. Bu hırs önündeki tüm engelleri kaldırmak için gerekirse insan hayatını tehlikeye atmaktan da kaçınmıyor. Kapitalist üretimin işsizlik, yoksulluk, yoksunluk, dışlanmışlık, kayıt dışılık ve eşitsizlik yaratması yapısı gereği kaçınılmazdır. Yaratılan bu olumsuz koşullarda çalışan emekçiler istemeseler de, işçi sağlığı ve güvenliği açısından güvencesiz, tehlikeli işlerde çalışmak kendileri için hayatta kalmanın bir koşulu haline gelmiş durumda. Bu bağlamda gelecek dönemde kurulacak bir İSG modelinde özellikle işin teknik yönü ile birlikte sosyal yönünün dikkate alınması uygun olacaktır.

FŞ: Teşekkürler

 

*Emirali Karadoğan

Bağımsız Sosyal Bilimci, Uluslararası Sendikal İlişkiler Uzmanı



Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.