Önceki hafta Sivas Katliamı davasında 30. yılını doldurması nedeniyle üç firari sanık, Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş hakkında zamanaşımı kararı verildi. Sonraki hafta Gezi davasında üç sanık haricinde Yargıtay cezaları onadı. Bir yandan milli iradeden söz edilirken, bir yandan da TBMM Hatay halkının oylarıyla seçilen Can Atalay'ın, önce serbest bırakılmaması şimdi de milletvekilliğinin düşürülmesi sürecini "izliyor".
Cumhuriyet 100 yaşını doldururken insanlar nefes almakta zorlanıyor, siyasal, toplumsal alanların yanında hukuk adına da acı günler yaşıyoruz.
Sivas katliamı davasına dönersek, her yönüyle Türkiye'nin mevcut durumunun ve bugünlere gelinen sürecin yansımalarını görüyoruz.
Devletin meseleye nasıl baktığını dönemin Başbakanı Tansu Çiller açıklamıştı: “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir.” Sonrasında yaşananlar aslında bu bakışın sonuçları gibiydi.
Katliam göz göre göre gerçekleşti. Yargılama süreçleri çok can yaktı. Duruşmalarda sanıkların ölenlerin yakınlarına saldırmayı göze alabildiği bir davadır bu. Bu süreçteki acayipliklerin bir kısmını hatırlayalım. Sanıklardan bazıları serbest bırakıldıktan sonra bazıları ise hiç yakalanmadan firar ettiler. Almanya’da firarda olduğu söylenen davanın kilit önemdeki sanığı Cafer Erçakmak’ın Sivas’ta yaşadığı, emniyete 500 metre mesafede çocuğunun evinde kalp krizi geçirip ölünce anlaşıldı. Başka bir sanık İhsan Çakmak’ın firari olarak arandığı yıllarda evlendiği, askerlik yaptığı, ehliyet aldığı, hatta kamuda çalıştığı, çocuğunu nüfusuna kaydettirdiği belirlendi. Bir diğer sanık Yılmaz Bağ katliamdan iki hafta sonra, Kangal ilçesinde düğün yaparak evlendi. Cezaevinde çok sayıda yaşlı ve hasta mahpus varken, Cumhurbaşkanı sağlık nedeniyle af yetkisini iki Sivas Katliamı asli faili, müebbet hapis hükümlüsü için, önce Ahmet Turan Kılıç sonra Hayrettin Gül için kullandı.
Toplam firari sayısının 20'yi aştığı ifade ediliyor. Cezası kesinleşen dokuz kişi hakkında 2001'den bu yana ceza zamanaşımı işliyor. Bu sürenin de 2031'de dolacağı bildiriliyor.
Hiç dolandırmayalım, herkes biliyor, Sivas Katliamı Alevilere ve sol aydınlara yönelik bir katliamdı. Evet, adalet gidenleri geri getirmez ama hem yakınlarının hem de genel olarak toplumun kanayan yaralarını sarmasına, iyileşmesine yardım eder. Tersi süregiden bir travmadır. Ne yazık, bu travma tam da öyle bir hal almıştır.
Sağlığın tanımında var, “sosyal iyilik hali” yoksa sağlık olmaz. Katliamlara sessiz kalırsanız, hele faillerinin cezasız kalması umurunuzda olmazsa kimse güvende olamaz.
Yaşadıklarımız bugünlerde ısrarla başlatılan yeni anayasa tartışmaları için olumlu işaretler vermiyor. Zaman dayanışma, yeni mücadele zeminleri kurma, farklılıklarımızı kabul ederek bir arada olmayı başarma, yanımızdakinin elini tutma, acısını hissetme zamanıdır. Düşmanlaştıran, ötekileştiren, ayrıştıran, insanları birbirine düşüren siyasete geçit vermemek yaşamsal önemdedir.