Sermayenin hegemonik projesini kabul ettirme gücü

"Bir de hekimlerin yıllar önce bu emek rejimi bir seçenek olarak ortaya çıkarıldığında kendileri için daha yararlı sanıp tercih etmeleri, buna imkan sağlayan SGK düzenlemeleri aklıma geliyor. Kapitalizmin, sermaye sınıfının ve ideologlarının yaratabildiği akıl karışıklığı, istedikleri düzenlemeleri çıkarabilme güçleri gerçekten çok etkileyici!" Bayazıt İlhan hocanın söylediği tam da kapitalist sınıfın kendi hegemonik projesini diğer sınıflara kabul ettirebilme gücünden kaynaklanıyor. 

Hekimlerin kendi emek sömürülerini artıracak bir uygulamaya rıza göstermeleri ortaya çıkan yeni emek rejiminin salt baskıya dayanmadığını rıza üretme mekanizması olarak da işlev gördüğünü gösteriyor. Burawoy'un kavramsallaştırmasından yola çıkarak hegemonik-despotik olarak tanımlanabileceğini düşündüğüm bu emek rejimini daha iyi anlamak için belki Burawoy'un fabrika rejimi sınıflandırmasını biraz açmakta fayda var. Burawoy'a göre kapitalizmin ilk yıllarında gözlemlenen despotik fabrika rejimleri, yerini 2.Dünya Savaşı sonrası dönemde hegemonik fabrika rejimlerine bırakmış, 1980’lerden sonra neoliberalizmin ortaya çıkışıyla birlikte hegemonik despotik fabrika rejimleri yükselişe geçmiştir. 

Despotik fabrika rejimi, erken kapitalizm döneminde gözlemlenen, Marx tarafından “piyasa despotizmi” olarak tanımlanan rejimlerdir. Piyasanın anarşik yapısı sayesinde kapitalist işçiyi istediği gibi işe alıp, işten çıkarırken, ücretleri ve çalışma sürelerini istediği şekilde belirleyebilmektedir. Yani emek tamamıyla sermayenin boyunduruğu altındadır. Bu boyun eğme iktisadi kırbacın baskı mekanizmasıyla sağlanmıştır. Fabrikada baskı hüküm sürmektedir.

Hegemonik fabrika rejimi, 2. Dünya Savaşı sonrası dönemide Keynesyen politikaların etkisiyle devletin aktif bir unsur olarak emek sürecine müdahil olmasıyla ortaya çıkmıştır. Devlet emek piyasasına yönelik düzenlemeler yoluyla emeğin sermayeye olan bağımlılığını azaltmış, zor koşullarda dahi olsa, emek gücü emek piyasası dışında kalarak da yaşamını devam ettirme imkanına kavuşmuştur. Hegemonik fabrika rejimi, makro ölçekte emeğe yönelik iktisadi ve politik tavizlerin verildiği bir yapıda, mikro ölçekte sermayenin işçilerin rızasını örgütlemeye çalıştığı emek rejimini tanımlamaktadır. Hegemonik fabrika rejimi bu sebeple rızanın zora üstün geldiği rejimlerdir. Gamze Yücesan Özdemir’in ifadesiyle hegemonik fabrika rejimi piyasaya karşı devletin ortaya çıkmasıdır. İşte hegemonik rejimleri despotik rejimlerden ayıran en önemli nokta emek sürecinin yeniden üretiminde devletin oynadığı kritik roldür. Hegemonik fabrika rejimlerinde işçiler artık sermayenin keyfi kurallarının insafına kalmamakta ve zor ile rıza arasında ikincinin ilkine üstün geldiği yeni bir denge kurulmaktadır. 


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.