Sendika-Siyaset İlişkisi

Siyaset kimilerine göre çeşitli farklılıklardan doğan çatışmaya dayanıp, konusunu değerlerin paylaşılması oluşturur. Bu çatışmada hedef iktidarın ele geçirilmesidir. Ancak siyaseti sadece çatışma ve iktidar kavgası anlamında düşünmek yanıltıcıdır. Çünkü Duverger’in de belirttiği gibi siyasetin toplumda bütünlüğü sağlamak, özel çıkarlara karşı genel toplum yararını düşünmek fonksiyonu da vardır (Kapani, 2001). Sendikalar da baskı grubu işlevi olarak mevcut iktidarı bazı kararlar almaya, bazı kararlarını değiştirmeye zorlamak için siyaset aracını kullanmaktadırlar.

Geniş anlamda siyasi faaliyetlere baktığımızda üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için talepte bulunmak, ortak hareket etmek yöntemleri kullanılmaktadır. Siyasal parti fark etmeksizin her parti ile ilişki kurularak, özellikle yasama veya yürütme organı etkilenmeye çalışılır. Organik bağ kurmadan çeşitli siyasal partilere destek verebilirler. 

Dar anlamda siyasi faaliyetlere bakıldığında ise belirli siyasal partilerle karşılıklı yardımlaşma temeline oturan, günlük politikaya karışan bir sendikacılık söz konusudur. Doktriner ya da reformist sendikalar genelde bu tip faaliyetlerde bulunurlar. Ekonomik fonksiyonlarının yanı sıra siyasi fonksiyonlarını da kullanırlar. Mesleki çıkarlar dışındaki konular için de genel grev gibi yöntemleri kullanırlar. Seçimlerde belli bir partiyi açıkça destekleyip bu partinin listesinden parlamentoya girmek çok yaygındır. Bu siyasal partinin yönetim organlarında temsil edilebilirler ya da sendikalar kendileri çeşitli siyasal partileri kurabilirler. Arada organik ilişkiler olabilir.

İtalyan Georges Cella ve Tiziano Treu ise sendika siyasal parti ilişkisini 3 grupta toplamıştır (Mahiroğulları, 2012). Bunlar:

-Bağımsız modelde tüm siyasal partilerle mesafe korunarak, kalıcı ilişkiler kurulmadan o andaki çıkarlara göre hareket edilir, organik bir bağ yoktur. Amerikan sendikacılığı (pragmatik sendikacılık) bu modele dayanır. Türkiye’de “partiler üstü sendikacılık” ya da “apolitik sendikacılık” şeklinde ortaya çıkan modeldir. 

-Bağımlı modelde tam tersi bir durum söz konusudur. Sendikalar devletin ya da bir siyasal partinin güdümünde olup bu model bağımlı model olarak adlandırılmaktadır. İki örgüt arasında bir bağımsızlık olmayıp, güdümlü bir sendikacılık söz konusudur. Sendikaların genellikle devletin bir organı olarak hareket ettiği otoriter rejimlerde görülür.

-Üçüncü model ise arabağımlı modeldir. Demokratik parlamenter rejimli ülkelerde alternatifsiz bir şekilde bir siyasal parti ile yakın işbirliği, genellikle organik bağ söz konusudur. Ancak sendikalar ve siyasal partiler bağımlı modelde olduğu gibi bağımsızlığını kaybetmeden ilişkiyi sürdürür. Bu modelin en iyi örneği İngiliz TUC’un (Trade Union Congress-İşçi Sendikaları Kongresi) İşçi Partisi’ni (Labour Party) kurmasıdır. Organik bağ kurmadan da sendikalar kendilerine yakın olan siyasal partilerle birlikte politika üretebilirler. 

Peki sendikaların siyaset yapmaması olası mıdır?


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.