2023'te sağlığa, özgürlüğe, demokrasiye kavuşmak için kazanmamız gereken bir seçim ve irademizin sonuca tam olarak yansıması için korumamız gereken(!) sandıklar var. Bunu yapmak zorunda olup olmadığımız tartışılabilir de, gerçeklik maalesef karşımızda.
Sandık güvenliğini de içeren ama bundan çok daha geniş kapsamlı bir konu olan seçim güvenliği ancak halkın örgütlü ve aktif şekilde vereceği siyasal bir mücadelenin ürünü olabilir.
Seçim güvenliğinin, sandık güvenliğine indirgenerek, sadece seçim gününe sıkıştırılmaması gerekir.
Peki seçim güvenliği derken nelerden söz ediyoruz?
- Seçmen kütüklerinin analizi, sandık kurulu üyelerinin belirlenmesi ve ortak avukat havuzunun oluşturulmasını içeren seçim öncesi süreci,
- oy kullanma ve sayım işlemlerinin usullere uygun yapılmasını içeren seçim günü işlemleri
- seçim sonuçlarının alınması, ıslak imzalı tutanaklar ile Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği sonuçların karşılaştırılması, itirazların süresinde ve usullere uygun şekilde yapılmasını içeren seçim sonrası süreci.
Bugüne kadar çöpte yakılmış halde bulunan oylar, mühürsüz oy pusulalarının kabulü, oy sayımında usulsüzlük gibi birçok akıl almaz durumla karşı karşıya kaldık.
Siyaset bilimci Pippa Norris’in öncülüğünde dünyadaki seçimlerin dürüstlüğünü, geliştirilen endeks yardımıyla karşılaştırmalı olarak inceleyen “Seçim Dürüstlüğü Projesi” bulgularına göre bu konusunda dünyada ilk 100 ülke arasında bile yer alamıyoruz. Türkiye, seçim dürüstlüğü sıralamasında 165 ülke arasında 123. sırada.
Sandık güvenliğini de içeren seçim güvenliği, usulsüzlüklerin bu denli fazla yaşandığı bir ülkede elbette hayati öneme sahip. Bu nedenle siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının bilgi, birikim, deneyim ve teknolojik olanaklarını ortaklaştırarak birlikte çalışması zorunlu.
Mutlaka yurttaş seferberliği yaklaşımıyla çalışmak, seçim güvenliği farkındalığını artırmak ve bilinci yükseltmek için de önce “seçim güvenliği”ni tanımlamak, anlatmak ve buna dair somut bir eylem planı koymayı misyon edinmek durumundayız.
“Ben ne yapabilirim” diyen herkesin katkı verebileceği, komşularıyla, arkadaşlarıyla toplantılar düzenleyebileceği, sandık görevlisi, müşahit, mahalle temsilcisi vs. olabileceği, seçim çalışması bütçesine katkı koyabileceği, sosyal medya ve diğer iletişim araçlarıyla propaganda çalışmalarına destek olabileceği, yani herkesin elinden gelen katkıyı sunarak, kendisini bu “karanlıktan aydınlığa çıkış" ya da "kurtuluş” mücadelesinin bir parçası hissedebileceği gönüllülük esaslı bir çalışma hedefiyle konuya yaklaşmalıyız.
Bu yolla yaygın ve kitlesel bir çalışmayı başlatmak için vakit daralıyor...