Tıpkı köklerini “Amerikan Sendikacılığı”ndan alan, her dönem siyasi iktidarla iyi geçinmeye çalışan Türk-İş gibi korporatist sendikacılık anlayışını benimsedikleri için...
Başlangıçta işler yolunda görünüyordu. Yılların ihmaliyle çökertilmiş SSK hastaneleri Sağlık Bakanlığı’na devredilmiş… Böylece hem hastane kuyruğu görüntüleri ortadan kaldırılmış,
Bu iktidar döneminde hangi şey düzgün ki tıp eğitimi düzgün olsun? Bayazıt´ın yazdıkları çok doğru. Gerek tıp eğitiminde gerek uzmanlık eğitiminde aynı plansızlık, liyakatsizlik, vurdum duymazlık, görüş almadan iş yapma.
ASLINDA UZMANLIK DALLARI VE ALT DALLARINDA YETERLİ EĞİTİM VERİLİP VERİLMEDİĞİ, SÜREKLİ EĞİTİM İÇİN YAPILACAKLAR KONUSUNDA ÜLKEMİZDE GÖREVLİ KURUMLAR VAR.
Emel Sayın ve Gönül Yazar‘ın güzel sesinden dinlediğimiz kulaklarımıza yer etmiş şarkı. Çocukluğuma dair nostalji. Ne yazık ki bu şarkı artık çocukluğumuzun güzel tınısını hatırlatmıyor bana. Nobran muktedirin dudaklarında otoriterleşti ve ne yazık ki karga sedasına dönüştü.
Hekimlerin kendilerinin de sağlık hizmeti alırken kaygılandığı, arkadaşlarından referans aradığı bir döneme girdik. Neden mi? Tıp eğitiminin seviyesindeki düşmeye en çok kendileri tanık oluyorlar da ondan!
Hekimlik tüm dünyada en saygın mesleklerden. Gençlerimizin bu mesleği benimsemeleri, tercih etmeleri, gönül vermeleri Türkiye için olumlu, teşvik edilmeli. Tıp eğitimine, mesleğe, sağlığa yönelik kötülüğün devam ettiğini görmek ise üzüntü verici.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca sağlık çalışanlarına açık mektup yazdı. Mektubun muhatabı taleplerini, seslerini fosforlu bakanlık binasının kuvvetlendirilmiş camlarından içeri ulaştıramadıkları için itirazlarını iş bırakarak görünür kılmaya çabalayan sağlık çalışanları.
Türkiye´de deyim yerindeyse ʺkısa bir aradan sonraʺ hekimler ve sağlık çalışanlarının itirazlarını yükselttiği bir dönem yaşanıyor. Pandemi sonrasında artan sıkıntılar, yükselen şiddet, iş yükü ve çalışma koşullarına ilişkin talepler 2021 ve 2022 yıllarında alanda bir hareketliliği beraberinde getirmişti.
14 Mayıs seçimlerinin üzerinden 2 ay geçti. Değerlendirmek için kısa bir süre olarak düşünülebilir ancak hayat bizim değerlendirme yapmamız için durup beklemiyor, devam ediyor ve yeni ya da yeniden önümüze çıkan gündemleriyle bizi meşgul ediyor.
Haklısın Bayazit. Ben de İngilterede 200-300 yıllık hastaneler gördüm. İçi modern ama dışı aynen korunmuş. Arka taraflarına yeni bir ek bina yapılmış. ama genel görünümü bozmuyorlar.
Çok değil daha geçen hafta yeni kurulmuş bir şehir hastanesinde muayene olan bir yakınımdan, bildiğim hasta-sağlıkçı-hastane sözlüğünde, benim kuşağımın hastane kültüründe yer almayan yol ve yordamlar dinledim.
Bu konuyu olması gerektiği gibi, bilimsel, sağlık hizmetlerinin ihtiyacına göre, kente ve tarihe hürmet ederek ele alabiliyor muyuz? Pek çok soruya olduğu gibi buna da olumlu cevap veremiyoruz.
Ankara´da böcek ilacı uygulaması sonrası ortaya çıkan ve 2 kişinin ölümü ile sonuçlanan zehirlenme olayı akla popüler ʺKimin umrundaʺ şarkısının sözlerini getiriyor.
Geçtiğimiz hafta Alanya´da bir aile hekimi, Dr. Melek Bağçe görevli olduğu aile sağlığı merkezinde boşanma sürecinde olduğu eşi Mustafa Bağçe tarafından katledildi.
Dün arabamı tamire götürdüm. Usta AKP´li. Bana Erdoğan´ı övdü ʺ Cumhurbaşkanlığı kutlama törenine katılan 70 milletin liderine nasıl da ʺAminʺ dedirtti ama ? ʺ dedi.
Sağlık seçimde gündem olamadı. Üstelik sadece sağlık değil pek çok yaşamsal konu tartışılamadı. Özelleştirmenin ve fırsat eşitsizliğinin, dinselleşmenin bu kadar yaygınlaştığı eğitim de gündem olamadı.
ʺYanlış içerik paylaşımının riskleri bilinmektedir. Bu konuda çevrimiçi (online) ortamların süreci hızlandırdığına dair son dönemlerde verilerde artış görülmektedir.
Kamu sağlık örgütünün Çevre Bakanlığı´nın laboratuvarları ve gerekirse kendi laboratuvarlarındaki teknik alt yapıyı güçlendirmek suretiyle bölgedeki asbest maruziyet riskinin en az düzeye indirilmesine yönelik çalışmaların organizasyonu işini üstlenmesi gerekiyor.
Deprem bölgesinden gelen sonuçları gören iki dirhem yardımda bulunmuş tuzu kuru ʺorta sınıfʺ düzen ʺmuhalifiʺ on binlercesi ölüp yüz binlercesi travmalar içinde kıvranan halka ahlaksız yakıştırmalarla ahkam kesip, iki dirhemini helal etmediğini beyan ediyor.
Seçimi kimin kazandığı henüz netleşmedi. Ancak neoliberal politikalar nezdinde seçime katılan ittifakların programsız oluşlarının seçimin kaybedilen tarafı olduğu söylenebilir.
Bireysel aydınlanmamda emeği olan yetkili sendikanın gelmiş geçmiş bütün yönetici ve üyelerine gecikmiş bir teşekkür ve yine gecikmiş bir özeleştirinin kamuoyu önünde yapılması tarafımca zaruri olarak değerlendirildiğinden, bu metni siz değerli dostlarla da paylaşmak istedim.
Merhabalar atama bekleyen bir sağlıkçıyım. Tıbbi laboratuvar teknikleri mezunuyum
Bölümüm 84.8 ile kapattı. Yılda 10 bin mezun veriyor. Atanma ihtimalim hiç yok.
Dünya tarihinin gördüğü en büyük nükleer kaza olan Çernobil faciasının 37’nci yıl dönümünde Akkuyu Nükleer Güç Santrali´ne (NGS) Rusya’dan gelen “taze” yakıtın müjdesi verildi. Okuyunca tuhaf geliyor, değil mi?
COVID-19´dan korunmada, mRNA aşıları, ağır hastalık, hastaneye yatış ve ölümü belirgin şekilde azaltmaları nedeniyle oldukça etkili bulundu ve yaygın kullanıldı.
Pandeminin başlangıcı ve ardından kısa sürede aşı geliştirilmesi “kurtarıcı” olmuştu. Bu aşamadan sonra nasıl bir aşı uygulaması öngörülüyor? Netleşen ve önerilen bir takvim var mı?