İnternet ve/veya diğer ortamlarda rastlanan her bilginin doğru olmadığı konusundaki farkındalığımızın her zaman en üst düzeyde olması gerekir. Kendimizi, daha da önemlisi etrafımızdakileri yanlış bilginin zarar vermesinden korumalıyız.
2022 Yılı Yatırım Programının Kabulü ve Uygulanmasına Dair Kararın Sağlık Bakanlığı bölümünde "şehir hastaneleri kullanım bedeli ve zorunlu hizmet geri ödemesi projesi" ifadesi ile üstündeki satırda da "AB Hibesi" ifadesi bulunuyor.
Bu soruların yanıtları yeni pandemiler içinde önemli. bu nedenle de sormaya tartışmaya yanıt aramaya devam etmeli.
Dünya influenza pandemilerine hazırlanmış ve her ülke kendi hazırlık planını yapmıştı. Ancak pandemi hem bir başka virüs grubundan geldi hem de gördük ki uluslararası hazırlık başta olmak üzere planlar rafta kaldı.
Yeni pandemilerin ortaya çıkmasını önlemek için insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan TEK SAĞLIK yaklaşımı çok önemli. Hep gündemde olmalı!
Başlıktaki sorumu forumda paylaşılan Osman Elbek yazısından bir alıntı ile aktarıyorum:
Son iki yıldır medya, sosyal medya, bilimsel dergiler, eş-dost-hısım-akraba ve herkes COVID-19’u anlatıyor. Herkes bildiğince, inandığınca, düşündüğünce korkuları, kaygıları ve umutlarıyla hastalığı, korunmayı, tedaviyi anlatıyor.
Sağlık denildiğinde, yıllar önce Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan "bireyin bedenen, ruhen ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali" tanımı akıllara gelir.
İki yıllık deneyim pek çok ülkenin pandemiyi epidemiyoloji biliminin gereklerini yerine getirerek, sosyal devlet sorumluluğuyla yönetmediğini gösterdi. Ekonomik ve sosyal yaşam sermayenin karlılığı gözetilerek sürdürülürken, sağlık reformunun tahrip ettiği piyasalaşmış sağlık hizmetleri hastalığı sahada değil hastanelerde karşıladı.
Doğru bilginin değeri Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19) sürecinde oldukça iyi anlaşılmış olmakla birlikte bilgi eksikliği ve/veya yanlışlığından kaynaklanan pek çok sorun birey ve/veya toplumların hayatını olumsuz etkilemeye devam etmektedir.
Ben bu girdiğimiz yolun bir "strateji", "risk stratejisi" olduğunu düşünüyorum. Liberalizmden farklı olarak üçüncü bin yılın neoliberal risk ideolojisi sağlık alanında uygulandığında bu yola / sonuca çıkıyor. Bu sorunu tartışmaya çalıştığım yazıyı paylaşmak istiyorum.
Covid-19, kabaca %80 ayakta geçirilen %20 tıbbi destek gerektiren ve %2-3 mortal seyredebilen, yoksulları daha fazla etkileyen bir enfeksiyon hastalığıdır. Çin’in Vuhan bölgesinde başlayıp kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayılarak pandemi haline dönüştü.
Salgının geldiği bu kontrolsüz aşamada olgu sayılarının artması ile birlikte riskli grupta olan çok sayıda kişi de hastalanacak ve hastalığı -maalesef beklendiği gibi- ağır geçirecektir.
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi, gencecik bir insan Enes Kara yaşadığı çıkmazı ifade ettiği paylaşımının ardından hayatına son verdi.
Peoples Vaccine Alliance adıyla kurulan aşı hareketi yetkililerinin aktardığına göre "Big Pharma Davos' zirvesinde paylaşılan şirket raporları "Pfizer, BioNTech and Moderna" nın dakikada 65 bin Dolar kâr ettiğini gösteriyor. Bu şirketlerin dağıttığı aşıların %1 den azı yoksul ülkelere.
Bayazıt ilhan’ın ve Sultan Özer’in söz ettiği, kapatılan hastanelerin açılması ve kapatılması planlanan hastanelerin kapatılmaması talepleri, “Sağlık hizmetine erişim” konusuyla dolaysız bağlantılı gibi geliyor. Sultan Özer’in Medyaport’ta link verdiği izlenimlerde yurttaşların hizmete erişimde daha zorlanacakları kaygısı taşıdıklarını gösteriyor.
Hocalarımızın zaten bildiği üzere tr.deki sağlık harcamaları kalıbı cari olarak harcama artışlarını sürekli kılıyor, ancak bu harcama kalıbı devletin esasen özel sermaye sahiplerine daha fazla aktarım yaparken, daha fazla bütçe ayırması gereken yerlere para ayrılmamasına neden oluyor.
Sosyal yanı da olan tıp ve sağlık alanında işyerinde veya sosyal medyada iletişim becerileri çok önemlidir.
Hekim ve diğer sağlık çalışanları - Hasta
Hekim ve diğer sağlık çalışanları - Hasta yakınları
"Dünya-Türkiye nereye" tartışması forumumuzda Ergin Yıldızoğlu ve Galip Yalman'ın konuşmacı oldukları etkinlik ile başladı.
Yavuz Üçkuyu yazısını bitirdiği "sizlerden beklentim "Zamanların en iyisi" adına yapılabilecekleri birlikte tartışabilmek, öneriler, beklentiler ortaya koyabilmektir." ifadeleri ile büyük yazar Charles Dickens'in İki Şehrin Hikayesi romanına atıf yapıyor.
Etlik Şehir Hastanesi için kapatılması istenilen Dr. Sami Ulus Kadın ve Çocuk Hastanesi önünde basın açıklamasını hem gazeteci olarak izledim, hem de Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri olarak yer aldı.
Türkiye 2018 yazından bu yana iktisadi olmanın ötesinde bir kriz hali içerisinde bulunuyor. İktidar kriz ile baş etmek için kısa vadeli ve birbiri ile çelişen bir dizi uygulamayı/ürünü “dua edelim bu tutsun” devreye sokmakta.
Elbette sağlık çalışanları saygıyı hak ediyor. Bu kışkırtılmış talebe dayalı sağlık sisteminde hastaların sağlık hizmetini bir tüketim nesnesi olarak görmesine yol açan sistem, kamu etiğinin yıpranması, güvensizlik; şiddeti , en çok da cinsiyet temelli şiddeti toplumsal yaşamın tüm kılcal damarlarına içkinleştiren süreç sağlık emekçileri ile hastalar arasındaki ilişkiye onulmaz hasarlar verdi.
Hastenemi Açın Platformu'nun açıklamasında bu çok iyi ifade ediliyor:
"Ankara Şehir Hastanesi gerekçe gösterilerek kapatılan hastaneler nedeniyle yaşananları hatırlarsak bu beş hastanemiz kapatılınca neler olacağını da anlayabiliriz.
Bugün Ankara'da her alanda örgütlü 122 kurumun oluşturduğu Hastanemi Açın Platformu, Etlik Şehir Hastanesi'nin açılması gerekçesiyle kapatılacağı söylenen Dr. Sami Ulus Kadın Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi önündeydi.