İnsanlık tarihi boyunca 15 bin savaşta yaklaşık 4,5 milyar kişi yok oldu. Yakın dönemde gerçekleşen II. Dünya Savaşı’nda her ulustan 52 milyon insan öldü, 34 milyon insan sakat kaldı. Daha çok ulusal askeri güçler arasındaki savaş ve çatışmalara dayalı olan bu bilançoya, yirminci yüzyılın ikinci yarısı ile birlikte ırka, dine, etnik nedenlere dayalı iç savaşlar ve bölgesel çatışmalar eklendi. Sivil nüfusu kurban haline getiren bu durum, 20. yüzyılı kan, soykırım ve cinsel sömürü şampiyonu yaptı. 1990’lı yıllara kadar savaşın doğrudan ve dolaylı etkileriyle ölen her 10 kişiden 9’unun sivil olduğu kayda geçti.
Kapitalizmin sermaye birikim özelliklerinden biri olan krizler, otoriter eğilimler ile sürekli savaşları besliyor. Otoriter, rekabetçi, saldırgan özellikler taşıyan patriarkal hegemonya savaş kararlarını veriyor. Bu kararlar ile patlayan bombalar, atılan füzeler kadın, erkek, çocuk, yaşlı, engelli ayrımı gözetmeden öldürüyor. Ancak savaşın körüklediği erkek saldırganlığı ile gündeme gelen askeri genelevler, tecavüz kampları; savaşın yol açtığı ekonomik ve sosyal yıkımla artan seks ticareti ve ev içi şiddetin yol açtığı travma, kadınları ve kız çocuklarını orantısız bir biçimde etkiliyor. Savaşın dulları, mayınların kadın kurbanları, kadın göçmenler; yoksulluğa, seks işçiliğine, yiyecek için seks zorbalığına, savaş sonrası dönemde daha fazla hastalık ve ölüme sürükleniyor; istenmeyen hamilelik, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve toplumdan dışlanma gibi kalıcı etkilere maruz kalıyor.
Bir savaş silahı olarak cinsel istismarın/tecavüzün tarihi M.Ö.2000 yılının başlarına kadar uzanır. Başlangıçta yenilmiş halkların kadınlarına tecavüz mutlak teslimiyetin bir göstergesi iken, sonraları gasp edilen kadınlar hizmetçi köleler olarak kullanıldı. Son yıllarda başta tecavüz olmak üzere kadınlar ve kız çocuklarının sistematik cinsel istismarı, silahlı çatışmaların, özellikle etnik temizliğe dayalı iç savaşların terör silahlarından biri haline geldi. Ruanda’da, Sierra Leone’de, Bosna’da, Kongo’da, Kosova’da, Orta Doğu’da, Afganistan’da binlerce kadın tecavüz kurbanı oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin çatışmalarla bağlantılı cinsel şiddetin önlenmesi kararı (2000) ve izleyen destekleyici kararları, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi kararları, Birleşmiş Milletler “Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi” (CEDAW) önemli adımlar olmakla birlikte, bu adımlar uygulamaya taşınamadı. Çünkü kadına yönelik militarist şiddetin önlenmesi ancak kadın dayanışması ve örgütlülüğü ile mümkün. Savaşa karşı barışı, halkların kardeşliğini savunmak her zamankinden elzem. Bu uğurda vahşice katledilen devrimci bir kadının söylemiyle “Ya sosyalizm ya barbarlık”.
Selam olsun sırtında dünyayı taşıyan kadına
Selam olsun göğün yarısına
Selam olsun kavganın gülen yüzüne
Selam olsun!
Gül olana gül kokana
Zalime zulme siper olana
Kadına, “Emekçi Kadınlara”
Selam olsun!
Ahmed Arif