Sahte İlaçlardan Halkı Nasıl Koruyacağız?

Murat Ağırel’in sahte ilaç konusu ve SGK’daki bir bürokratın istifa mektubuyla alakalı olarak gündeme getirdiği konular günlerdir ülkenin gündeminde ve konu hala tazeliğini koruyor. Herhangi bir kurumda çalışmadan önce ve Türk Eczacıları Birliği’nde çalıştığımda dönemde özellikle internetten ilaç satışıyla alakalı olarak BİMER’e(O dönem Başbakanlık İletişim Merkezi’ydi sonradan CİMER Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi oldu) şikâyetler yazardım. CİMER olunca da şikâyetlerime devam ettim. Kimi zaman ilaç satışını gördüğüm siteyi(İlaçların orijinal mi sahte mi olduğunu bilmiyordum) ya da eczane/eczacı isminin güvenilirliğini kullanarak açılan sitelerin kapatılması için şikâyetlerde bulundum. Hatta bu eczane ismine dair şikâyetime gelen cevaba cevap yazdım bir iki yazışma sonrası Sağlık Bakanlığı’nda bulunan yetkili de benim doğru düşündüğüme kanaat getirdi ve mevzuattaki ilgili hükümlerin hepsini paylaştıktan sonra şöyle bir yargıya vardı: Dolayısıyla eczacı olunmadığı halde “eczane” alan adıyla internet sitesi açılıp anılan mesleğin verdiği güven ve itimat duygusunun istismar edilmesi, hakkı olmayan bir unvanın kullanılması; bundan başka eczacı olsa dahi eczacılık faaliyetlerinin yürütülebilmesi için eczane açılıp ruhsat alınması gerekirken alan adı olarak “eczane” ibaresinin kullanılıp internet sitesi açılması hem faydalananların yanılmasına sebep olacak hem de meslek ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecektir.”

Eczanemi açtıktan sonra da bu şikâyetlere devam etmeye çalıştım. En son internetten tadalafil etken maddeli cinsel sağlık grubu bir ilacı sipariş ettim. Tabii fatura falan gelmedi. Sonrasında ise ilacın orijinal olup olmadığını anlayamadık kutu orijinale göre farklıydı fakat renk solmuşta olabilir diye düşündüm. Tabii bunu salt nitel gözlem ile tespit etmek kolay değil bunu analiz için bir kamu/özel kuruluşa gönderip tespit etmek en doğrusu. Tabii bunları yaparken eczacı olarak ilk aklımıza İTS(İlaç Takip sistemi) sorgulamak geldi. Ama bakınca hüsrana uğradık sistemde kayıt var. Kara kara düşünmeye başladım nasıl ya? 2-3 gün bunu düşünürken birden eczanedeki arkadaşımla miadına(son kullanma tarihine) bakmak aklımıza geldi. Ve evet İTS’ deki ilacın son kullanma tarihi geçmişti. Fakat elimizdeki kutunun son kullanma tarihinin daha 1 yılı vardı. Yani orijinal bir ilacın karekodu kopyalanarak sahteleri piyasaya verilmişti ve internetten çok çok ucuza satılıyordu. Yine bu grubun piyasadaki en yüksek dozlu ilacı 20 mg(miligram) iken internet sitelerinde 60 mg’lik formları dahi dolanıyor. Elimdeki ürünün sahte olduğunu İTS sayesinde tespit ettikten sonra iş bitmemişti bunu kamuoyuna ifade etmem gerekiyordu. Salt bununla kalmamalı sahte ilaç piyasasını da anlatmalıydım.

Dünya Sağlık Örgütü’ne(DSÖ) göre ilaçların yaklaşık %10-%15 arası sahte. Sahte ilaç nedeniyle her yıl yaklaşık bir milyon insan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin üç de birini çocuklar oluşturuyor(!) 2012 yılında 75 milyar dolan olan Sahte ilaç pazarının 2021’da 300 milyar dolara ulaşmış. Özellikle gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkeler sahte ilaca daha fazla maruz kalıyor. Afrika’daki ilaçların yaklaşık %80’i sahteymiş. Dünya genelinde 10 ilaçtan 1’i sahte iken bu sayı Afrika ve Latin Amerika’da 5’te 1’dir. Kimi Afrika ülkelerinde ise bu sayı 10’a 7’dir. Doğu Avrupa’da 5 ilaçtan biri sahtedir. Sıtma, Afrika ülkelerinde hala çok büyük bir sağlık sorunu olduğu için en fazla sıtma ilaçlarının sahtesi üretiliyor. Afrika’da her yıl yüz binlerce insan sahte ilaç nedeniyle hayatını kaybediyor. Sahte ilaçların %75’i Çin, Hindistan, Rusya, Filipinler ve Nijerya kaynaklıdır. Üretimi en fazla yapılan sahte ilaçlar sıtma, kanser, HIV, antibiyotik, cinsel sağlık, kilo verdiren ilaçlar, kontak lens, prezervatif, şırınga vb. 2010 yılında 3 milyon ve 2011 yılında ise 27 milyondan fazla sahte ilaç Avrupa sınırlarında ele geçirildi. 2013 yılında Uluslararası Gümrük Birliği ve Sahte İlaç Araştırma Enstitüsü’nün birlikte yürüttüğü “Biyela Operasyonu” ile 23 Afrika ülkesinde 1 milyar kutu ilaca el koyulur. Aynı yıl Interpol’un “Pangea Operasyonu” ile 99 ülkenin işbirliğiyle 10 milyon sahte ilaç yakalanır.

Sahte ilaç konusundaki ilk yasal mevzuat ise 2011 yılında Moskova’da imzaya açılan MEDICRIME(Tıbbi Suçlar Sözleşmesi) isimli Avrupa sözleşmesidir. Bu sözleşme uluslararası boyutta hastaları koruyan ve sahte ilaç üreten suç örgütlerine karşı mücadele etmeyi amaçlar. Ülkelerin de kendi mevzuatlarında sahte ilaç ve ürünlere yönelik hükümleri mevcuttur. Örneğin ülkemiz Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu İlaç Denetim Dairesi tarafından çıkarılmış Sahte, Kaçak veya Yasal Tedarik Zinciri Dışına Çıkmış İlaçlar Hakkında Kılavuz’u mevcuttur.

Sahte ilaç piyasası düzenbazların/sahtekârların iştahını neden kabartıyor? Nedenler arasında hem ucuz hem de çok kârlı olması, teknolojik gelişmelerin sahteciliğe imkân sağlaması ve cezaların yetersizliği sayılabilir. Sahte ilaçta ya içeriğindeki tedavi edici etken madde ya normalinden daha azdır ya yoktur ya da sahtekârların insafına göre daha farklı bileşenler vardır. Üretim yerleri ve koşulların kötü olması dolayısıyla kontaminasyon riski yüksektir.

 Ülkemizde sahte ilaç oranı çok az olmakla beraber ağırlıklı olarak gıda takviyesi, dermokozmetik, bitkisel ürünler vb. ürünlerin sahteleri üretiliyor. Son dönemde basına yansıyan sahte ilaç durumu ise eczanelerden tedarik edilen bir ilaç için değildir. Ülkemizde eczanelerdeki ilaçların hepsi Türkiye’de ruhsatlı ilaçlardır. Ve ilaç firması-Ecza Deposu-Eczane sevk zinciriyle hastalara ulaştırılır. Ülkemizde ruhsatlı olmayan ilaçların ise temini devlet tarafından Türk Eczacıları Birliği(TEB) ve Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) yetkilendirilmiştir. İşte burada da şu sorun ortaya çıkıyor. Bir eşikten sonra hastaların kullandığı ilaçların bu kurumlarca teminindense bu ilaçları ruhsatlandırıp eczanelerdeki yerinin alması için çabalamalıyız.

Yaşadığımız bu süreç bize bir görevde veriyor. Bu durumu tekrar yaşamayacağımızın garantisi yok. O zaman sürece dair keşkeler bırakmamalıyız. Kurumlar hesap verebilir olmalı kadrolar liyakatli yerleştirilmelidir. Daha önemlisi en önemli görev ise herhangi bir ilacı, gıda takviyesi ya da bitkisel preparatı analiz ettirebileceğimiz güvenilir ve herhangi bir baskıya boyun eğmeyecek analiz/Ar-Ge merkezine ihtiyacımız var. Ve cumhuriyetimizin 100. Yılında bu ihtiyacı gidermeliyiz. Böyle bir merkezi ülkemize kazandırmalıyız.

 

Kaynaklar


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.