Dün -yine- bir sağlıkta şiddet (Ankara'da bir nöroloji uzmanı) "vakası" yaşandı, brütal bir saldırı (kafasını masaya, duvara vurma) olması yönüyle (de) hemen herkesi çok rahatsız etti. Dileğim tepkilerin/tepkilerimizin artması, tepkilerin sorunun kaynağına yönelmesi ve kısa-orta vadede çözüm önerilerini "dayatması".
Sağlıkta şiddete çözüme dair dile getirilen önerilerden katıldıklarım olduğu gibi katılmadıklarım da var. Ama katılmadığım bir öneriyi özel olarak belirtmek istiyorum: "Sağlık çalışanlarına el kaldıranların sağlık güvencesi, süresiz iptal edilmelidir".
Daha önce sağlıkta şiddet başlığında bu öneriyle ilgili şöyle yazmıştım: "Doğrusunu isterseniz sorunu yüreğinde hisseden kırgın/kızgın hekim gruplarındaki yazışmaların önemli kısmı da çok umut vermiyor, hatta dili (saldırgan vb), kendiyle sınırlı ufku (hekimler ve diğerleri gibi), hekimlik değerleri açısından küntlüğü (şiddet uygulayana sağlık hizmeti vermeme vb) ile insanı endişelendiriyor."
Bugün beni endişelendiren bu önerinin hekimler dışında da dillendirilmiş olması. Aslında sağlıkta şiddete karşı net tutum alan bir siyasi iradenin olmaması temel sorunumuz ve sorunu daha da büyüten gerekçe. Çünkü "buradan beslenen" bir sağlık hizmet sunumu tasarımı yapıldı ve böylece "memnuniyet" sağlandı.
Bu iradeyi kıracak yeterli güçle müdahale edemeyince çözüm için sorunlu seçenek arayışlarına yöneliyoruz, oluyor, anlıyorum ama kabul edilir bulmuyorum. Şiddet uygulayana etkin, hızlı, caydırıcı olacak orantılı müeyyideler var, yapılabilir ama sağlık hizmeti vermemek/güvencesini iptal etmek deyim yerindeyse sağlık hakkı "kitabında" yazmaz, olmamalı.