Paylaşımlar üzerine

Bayazıt ilhan’ın ve Sultan Özer’in söz ettiği, kapatılan hastanelerin açılması ve kapatılması planlanan hastanelerin kapatılmaması talepleri, “Sağlık hizmetine erişim” konusuyla dolaysız bağlantılı gibi geliyor. Sultan Özer’in Medyaport’ta link verdiği izlenimlerde yurttaşların hizmete erişimde daha zorlanacakları kaygısı taşıdıklarını gösteriyor. Bu İzlenimlerin başlığı çarpıcı geldi bana: “Fakirin hastanesini götürüp zenginin ayağına koydular” bu başlık üzerinde durmak, tartışmak gerekiyor gibi. 

Bu noktada kamu hastanelerinin şehir dışına taşınırken, butik özel hastanelerin şehir merkezlerinde serpilmesi meselesine bakmak lazım. Daha önce de söylemiştim: bu mekansal tercihler aynı zamanda bir "özelleştirme yöntemi" olarak görünüyor. 

Mevcut Sağlık hizmeti sunumu mekansal tercihler olarak, yoksulları dışlıyor mu? 

Bu mekansal ve mimari tercihleri öncelikli olarak “Sağlık hizmetine erişim” üzerinden mi tartışmalıyız. En azından yurttaşlar/ halk açısından tartışma bu mu?

Hastalanırsak dosyasının başındaki videoda bir işçi, şehir hastaneleri hakkında konuşurken: “büyük bir bürokrasi” diyor. Bana düşündürdüğü: yurttaişar için şehir hastanesinin soğuk bir yüzü de var. Sağlık sorunlarını orada çözebilmeye gücünün yetmeyeceğini mi hissediyor acaba diye bir soru geliyor aklıma. 

Öte yandan, Merve Kayaduvar’ın “MHRS Tayloristik bir Denetim Aracıdır” tespiti, daha önce duymadığım bir şey ve bana çok açıklayıcı bir tespit gibi geldi. 

MHRS-randevu meslesi sağlık hizmetinin mevcut durumunu anlamak için iyi bir başlangıç olmuş gibi. Üzerine gelen "sevk sistemi" tartışması bana "yanlı hayat, doğru yaşanmıyor" sözünü hatırlattı :) 


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.