Maaslesef bu soruya olumlu yanıt vermek mümkün değil.
Covid-19 hastalığında ağır hastalığı ve ölümü engellediği bilinen güvenilir aşıların ülkemizde tedarik edilmesine rağmen yurttaşlarla etkili biçimde buluşturulması gerçekleşmedi. İsteyene ulaşılabileceği aşı bir lütuf gibi sunuldu. Oysa olması gereken yurttaşlara bizzat aşıyı eriştirmekti. Bu organizasyon için de ülkemizde yeterli bilgi ve deneyim mevcuttu. Ancak siyasi iktidar hepimizin bildiği saiklerle ( yaygın aşılama durumunda ortaya çıkacak aşı ihtiyacı için kaynak ayırmamak ) bu yolu tercih etmedi.
Aşı karşıtlığının ülkemizde batı toplumlarında olduğu gibi yetersiz aşılama için esas/belirleyici etken olduğunu düşünmüyorum. Yoksulluk, düşük sosyo-kültürel/ekonomik nedenlerle aşı ilgisizliği, bilgisizliği ve isteksizliği daha belirleyici hususlar. Tabii bir de diğer hastalıklarda olduğu gibi covid-19 da henüz net bir aşı takviminin olmayışı, aşı tekrarları konusundaki belirsizlikler de bir etken.
Ancak m-RNA aşısının tedarik edildiği geçen yazdan itibaren birinci basamakta aile hekimliği ve ilçe sağlık müdürlüklerini koordineli biçimde devreye sokarak bizzat vatandaşı gerekirse evinde/köyünde bilgilendirerek aşılamak yolu denenmedi. Hastaneye başvuran vatandaşa sağlık hizmeti almadan önce eksik aşısını tamamlama koşulu/hatırlatması/yönlendirmesi yapılmadı. Okullar açıldıktan sonra da buralarda yaygın aşılama gerçekleşmedi. Tabii bir de aşı olana maddi teşvik te bir yöntem olabilirdi. Bunlarla birlikte hala 'bu sıvıyı vücuduna zerk ettirmeyeceklere' de toplumsal yaşama katılmasına kısıtlamalar getirmekten daha doğal bir şey olamazdı. Bu kişilerin hele de toplum içinde iş yapan sağlık çalışanı, eğitimci, kurye , garson vb. işini yapması mümkün olamazdı. Kamu otoritesinin yurttaşın hem kişisel olarak sağlığını korumasını ve böylece hastane yükünü azaltması hem de bulaş yükünü azaltması için önlem almasından daha doğal ne olabilir ki. Bunlar içinde yeni yasal düzenlemelere de gerek yok. Mevcut Hıfzısıhha kanunu zaten sağlık bakanlığını görevlendirmiş. Ancak siyasi iktidar tam olarak bilemediğimiz nedenlerle bu yolların hiç birini denemedi.
Başta sağlık örgütleri olmak üzere tüm örgütlü kesimlerin aşı zorunluluğu, kısıtlamalar dahil olmak üzere yurttaş yararına olacak bu aktif aşılama kampanyası için iktidarı zorlaması, yeri göğü inletmesi gerekirken, aşı zorunluluğu üzerinden felsefi/etik tartışma yürütmesini anlamak zor. Yangın evi bacayı sarmış, binlerce insanımız önlenebilir ölümlerle kaybedilirken gerçekten bunu anlamak zor.