Özel Sektörde İstihdam Edilen Hekimler ve Muvazaalı İş İlişkileri

Özel hastanelerde istihdam edilen hekimler yakın zaman kadar iş sözleşmesi ile çalışmakta olup işçi sayılmakta ve 4857 sayılı İş Yasasının sağladığı haklardan faydalanmaktaydılar. Ancak son yıllarda yaygın olarak özel hastaneler bu tip sözleşmeler ile hekim istihdam etmekten vazgeçerek “freelance” olarak da sayılabilecek bir çalışma biçimi ile hekimlerle sözleşme yapmaktadır. Bu tip çalışmada hekimler bir şirket kurarak özel hastaneler ile sözleşme yapmakta böylece işçi değil bağımsız çalışan olarak kabul edilmekte, kendileri de bu şirketler için eleman (işçi) çalıştırmaktadır. Bağımsız çalışma ile işverene ait olan pek çok sorumluluk da bağımsız çalışan hekime yüklenmekte, hekimler işçilere sağlanan haklarından mahrum kalmaktadır. Bu durum hekimlerin özel hastanelerle alt işveren ilişkisi (taşeron) içerisinde çalışmasına neden olmaktadır. Emirali Karadoğan ve Bayazıt İlhan’ın dikkat çektiği Avrupa Komisyonu direktifinin yanı sıra iç hukukta konuya ilişkin önemli düzenleme ve yerleşmiş yargı içtihatları bulunmaktadır. 

Alt işveren kurumu İş yasasının 2/6-9. maddesi ile Alt İşverenlik Yönetmeliğinde sıkı bir düzenlemeye tabidir. Yasaya göre “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denir. Yasa bu ilişkinin kurulabilmesi için sınırlar getirmekte, genellikle yardımcı işlerde alt işverenlik ilişkisinin kurulmasına izin vermektedir. Hekimlik hizmetleri asıl iş içinde yer aldığından bunun devredilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren” bir durumun olması gerekmektedir. Yasa ve Yönetmelik bu koşullar dışında kurulan alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunu kabul etmekte, bu konuda yaygın bir yargı içtihatı da bulunmaktadır. 

Muvazaa ise “tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla kendi aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmeyen bir görünüş yaratmak konusunda anlaşmalarıdır” (Süzek, 2009). Örtülü bir anlaşma ile aradaki iş ilişkisi gizlenmeye çalışılmaktadır. Muvazaalı ilişki tespit edilirse “alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılmaktadır” (İY 2/7 md.) Örneğimizde asıl işveren olan özel hastane ile hekim arasında muvazaalı bir ilişki kurulmuş olmaktadır. Bu durumda asıl işveren kendi işçisini (hekim) alt işveren ilişkisine iterek yasaların çeşitli yükümlülüklerinden kurtulmakta, bunları hekimlerin üzerine yıkmaktadır. Özel hastanelerde bu tip ilişkilere zorlanan hekimlerin bu konuda dava açmaları ve örgütlenmeleri gerekmektedir. Sermaye kârını maksimize ederken işletme risklerinin ve maliyetlerinin bir bölümünü çalışanın üzerine yüklemektedir. 


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.