Neden bir tek sorumlu bile istifa etmiyor?

Her gün bir başka felakete kapı açılır sevgili ülkemde. Ekonomik kriz dedik, kovid patladı, kovidi atlattık dedik, ekonomik kriz enflasyonla birlikte halkın üstüne karabasan gibi çöktü. Daha kötü ne olabilir dedik, deprem daha büyük bir felakete yol açtı. Ekonomik krizden kovide, Amasra maden kazasından depreme kadar tüm felaketlerde gerekli önlemleri almayan sorumlular bir türlü hatalarını kabul edip, istifa etmediler. Ve toplum da hep bir ağızdan aynı soruyu sormaya başladı: Neden hiç bir sorumlu istifa etmiyor?

Boşa beklemeyin, etmezler! 

Neden mi? Bu soruya elimizden geldiğince yanıt vermeye çalışalım. Bana göre iki nedeni var:

  1. Yirmi yılı aşkın süredir ülkeyi yöneten siyaset anlayışı istifa kurumunu yok saydı ve dolayısıyla unutturdu. Dikkate edelim, belediye başkanlarından, bakanlara kadar istifası beklenenlerin bir çoğu, istifa değil, Cumhur başkanından "aflarını" istediler. Dolayısıyla istifa bir hatanın, başarısızlığın sonucu ve beyanı iken, görevden affını istemek ise, kişisel bir gerekçeden görevi yürütmenin sağlıklı ya da verimli olmayacağının beyanı niteliğindeydi. Diğer bir ifade ile görev başarısızlıktan değil, sosyal gerekçelerden kaynaklı olarak bırakılıyor algısı topluma dayattırılmış oldu. Böylece de hiç bir sorumlu istifa etmeyi aklına bile getirmiyordu; çünkü affını isteyecekleri makam başarısızlığın beyanını kabul etmiyordu.
  2. İstifa etmemelerindeki diğer bir etken de felaketlerde ortaya çıkan "kader planı" retoriği. Kader planı ifadesi ile aslında sorumluluk da kendilerinden dışsallanmış oluyor. Siyasi İslam'ın önlem almayı ikincil kılan bakış açısı, sorumluların hesap vermesini de bir bakıma gizliyor ya da gereksiz kılıyor. Doğal afetler, iş cinayetleri, ekonomik kriz vb. sorumlusu hep dışsal; ya "dış güçler" ya da "bizim dışımızda hükmedemeyeceğimiz doğal güçler" şeklinde halka dikte ettiriliyor. Kısaca "her şey kader ve Allah'tan ise önlem alsak bile bir anlamı olmayacak" dolayısıyla bunun anlamı, suç yöneticilerde değil, kaderin böyle yazılmış olması. O zaman da yönetici/sorumlu neden istifa etsin ki, kimse de bu nedenlerle istifa etmiyor.

Sürekli tekrarlanıyor, "Japonya'da sorumlu kişiler hata yaptıklarında Harakiri yapıyor, Batı ülkelerinde istifa ediyor" gibi. Ama bizde sorumlulara karşı bir yaptırım yok. Çünkü bizdeki yerleşmiş siyasi ve bürokratik etikte bu ve benzeri kurumlar yok artık. Sanırım artık sevgili ülkemin sorumluları için mutlak bir" sorumsuzluk karinesi" var. 

Sonuç olarak siyasi iktidar yirmi yıldır istifa yerine koyacak, ikame edecek bir kurum ve gerekçe buldu. Af isteme ve kader planı

Son cümle olsun başta söylediğimizi tekrar edelim. Boşa beklemeyin, etmezler. Çözüm mü? Birlikte dayanışmayı güçlendirmekte, mücadele hattını genişletmekte.


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.