Kurak Günler Filmi ʺmesleki bağımsızlıkʺ hakkında ne söylüyor?

Kurak Günler'de mesleki bağımsızlığın neden yaşamsal olduğuna dair önemli bölümler var. Özellikle yargı bağımsızlığı ve hekim bağımsızlığı.

Filmde Pekmez adında bir Çingene kızı var, tecavüze uğruyor, defalarca uğramış, “yarım akıllı” diyorlar ona. Önceki tecavüzlerden birinden olma üç yaşında çocuğu var. Ona kim sahip çıkacak? Örneğin hekim sorumluluklarını yerine getirebildi mi? Olayın olası faillerinin kasabanın yerel iktidar odakları oluşundan etkilenmeden hekimliğinin gereğini yapabildi mi? Seyircinin zihninde şüphe uyanıyor. Savcının özellikle alınmasını istediği “semen örnekleri”nden çıkan sonuca itiraz etme girişimine hâkime hanım, aynı zamanda hekimle evlidir, son darbeyi indiriyor: “Rapor Ankara’dan geldi.”

Burada net şekilde görünen hekimin mesleki bağımsızlığının kendisinden çok toplumun sağlık ve yaşam hakkı için gerekli olduğudur.Yargı bağımsızlığı ile iç içe, adaleti, hak ve özgürlükleri belirliyor.Kurak Günler filmi hepimizin yaşamını kuşatan bu ortamda bizleri düşünmeye, tartışmaya, müdahale edebildiğimiz her alanda daha iyisi için çaba harcamaya çağırıyor. Filmdeki gelişmeler ve finali çok çarpıcı. Orta yerde bir çöküntü, çürüme, filmdeki haliyle obruk, bunun bir tarafında linç kültürü, iktidar baskısı, kötülüğün pek çok biçimi diğer tarafında ise bir şekilde karşı tarafa kaçabilmiş savcı ve gazeteci var. Sonucu ne mi belirleyecek? Tabi ki hepimizin alacağı tavır. Seyirci kalıp kötülüklere boyun mu eğeceğiz, yaşanabilir bir Türkiye için mücadele mi edeceğiz?


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.