iyilik hali tartışması önemli! Tartışma için doğru bağlamı tarif etmeli...

Benim çok sığ olarak birkaç cümleyle söz ettiğim bu mevzu uzun uzun konuşulabilir. Bu konuşmaların zeminini yapabilmek için okumalar önerilebilir, bilenlerden değişimi dinleyebiliriz. Bu noktada tartışmanın sınırlarını belirleyebilmek, uzun erimde “forumun” sağlıklı ve “verimli” olmasını sağlamak bakımından önem arz edebilir. 

Bu tartışma sürecinin derinliği ve süresinden bağımsız olarak bu noktada göz ardı edilmemesi gereken bir şey var. O da sadece sağlık hizmetini alanların7tüketenlerin değil, aynı zamanda üretenlerin/sağlık çalışanlarının da bu kültüre büyük oranda örgütlenmiş olmasıdır. 

Bugün ayakta tedavi kurumlarına başvuran hastalar birkaç şikayetini söyledikten sonra geniş tetkikler isteniyor. Bu tetkik sonuçlarında “referans değerlerin dışında” çıkan sonuçlar üzerinden tedavi süreçleri başlatılıyor. (Bazen kişi başvurusundaki şikayetlerinden bağımsız tedavi süreçleri ile karşılaşabiliyor) Sanki insanları, -sermayenin yönetimindeki bilimin öngördüğü- “referans değerler “içinde tutmaya çalışan bir sağlık hizmeti üretiyoruz. İşte bu referans değerler acaba bizim uğrunda mücadele ettiğimiz “iyilik hali” tanımıyla ne kadar uyuşuyor? 

Elbek’in sunumu ve iyilik hali üzerine söylenenlerden sonra aklıma şöyle bir soru geliyor. Bizler, pandemi sürecinde (aşı konusu dahil) nasıl bir iyilik hali tanımından yola çıkarak tavır aldık acaba? Kişinin ya da grupların doğru yolda olduğunu gösteren şey karşı olduğuna muhalif duruşunun açısı mıdır acaba? Esas olan” bağlam” olabilir belki. Doğru bağlamdan sözü kurmak! Yani “iktidarın, sermayenin bağlamında karşı söz kurmak yerine” diyorum. 

Sanırım son kertede esası atlamayarak; kamusal halk sağlığı müdahalelerini, sağlığın sosyal belirleyenlerini, özellikle çalışanları doğrudan etkileyen çevresel sağlık etkilerini önceleyen bir “iyilik hali” tartışmasını tercih etmeliyiz. 


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.