İktidar seçimlere giderken sağlıkta ne söylüyor?

Geçen hafta Adalet ve Kalkınma Partisi 2023 Seçim Beyannamesi'ni törenle sundu. “Türkiye Yüzyılı İçin Doğru Adımlar” başlığını taşıyan "program" bazı bölümleriyle, sanki 21 yıllık iktidar partisinin değil, iktidara yeni talip olmuş bir partinin programı olarak servis ediliyor. Sıcak gündem deprem olunca beyannamenin birinci bölümünü oluşturuyor ve şu ifade dikkat çekiyor: “İmar süreçlerini tüm yönleri ile gözden geçirerek yeni ve yapısal düzenlemeleri gerçekleştireceğiz.” Defalarca imar affı çıkarıp bayram diye sunan, Mimarlar Odası raporuna göre depremlerde yıkılan ya da kullanılamaz hale gelen yapıların yaklaşık yarısı son 21 yılda kendi iktidar döneminde inşa edilen bir siyasi parti için çok çarpıcı bir ifade.

Sağlık başlığında tam da şu söyleniyor: “Bugün hastaneye giden her vatandaşımız, teşhisi, tedavisi, ilacıyla dünyada emsâli olmayan bir hizmeti, en kaliteli ve ücretsiz şekilde almaktadır.” Alınamayan randevulardan, malzemesizlikten yapılamayan ameliyatlardan, ilaç yokluklarından, kapanan hastanelerden, özele gitmeden alınamayan sağlık hizmetlerinden, sayısız katkı ve katılım payı ödemelerinden eser yok. Sağlıkta özelleştirmeyi şu süslü cümleyle anlatıyor beyanname: “Özel hastanelere erişimi artırdık ve kolaylaştırdık, daha geniş kesimlerin özel hastaneleri kullanmasını sağladık.”

“100 bin kişiye düşen hekim sayısı 2028 yılında 315’e çıkacak” deniyor. Bunun anlamı bugün 197 bin olan hekim sayısının, 2028 Türkiye nüfusu tahmini olan 91 milyon 601 bin kişiye göre hesaplanınca beş yıl sonra 290 bin olacağıdır. Beş yılda yaklaşık 100 bin hekim yetiştirmeyi hedefleyen siyasal iktidarın tıp eğitiminde nitelik, kalite gibi kavramlarla ilgilenmediğini söylememiz mümkün.

Aslında çözümün nerede olduğunu biliyorlar, ama yıllardır neden yapmadıklarını söylemiyorlar: “Birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye devam edecek, ikinci ve üçüncü basamaklarla entegrasyonunu sağlayacağız.”

GSS ile ilgili şu yazılmış: “Türk Mucizesi olarak uluslararası kabul görmüş genel sağlık sigortasında erişimi, kaliteyi, kapsamlı ve derinlikli güvenceyi ve bu güvenceye ulaşılabilirliği kalıcı hale getireceğiz.” Oysa GSS prim borcu nedeniyle yaklaşık 10 milyon yurttaşımız sağlık hizmeti alamama tehlikesi yaşıyor ve üç yıldır uzatmalarla durum idare ediliyor.

Tahmin edeceğiniz gibi aile planlamasının adı bile geçmiyor. Sağlık ortamının tartışmalı konusu, bir çeşit ideolojik sosla birleşerek karşımıza şöyle çıkıyor: “Geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitelerinin kamu sağlık tesislerindeki sayısını artıracağız.” İşçi sağlığını mı merak ediyorsunuz? Orada sorun yok, “hayata geçirdiğimiz iş sağlığı ve güvenliği reformunu kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.”

İşte böyle. Seçime az kaldı. Yurttaşlarımızın sağlıkta tarif edilen, benzersiz başarıları nasıl algıladıklarını hep beraber göreceğiz. 

Forum Sağlık 2023'de sağlığa ve Cumhuriyet'e dair her konuyu irdelemeye devam edeceğiz.


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.