Hiç mahcup olan yok mu?

Viyadük çöküyorsa; yerdeki üç santim kar yolları kapıyorsa; havaalanları patlıyorsa; hastaneler, okullar, valilik, belediye ve oteller çöküyorsa: Utançtan başka ne kalır ki geriye! Ne kaldı acıdan başka.

Aklı esir almışsa rant, kamusal ne varsa yok edilmişse, para içinse her şey; hiçbir şey kalmıyor geriye. Vicdansızlara inat yardıma koşanların, o sağlıkçıların, o madencilerin ve her meslekten binlerce güzel insanın derin insanlığı dışında, hiçbir şey kalmadı geriye. Tek umut onlarda…

Bakmayın sürüp duran tantanaya, azara, binlerce ekranda aynı anda akan görüntünün yalan arsızlığına. Hiçbiri duramaz bu ahın karşısında; hepsi çoktan karıştı çöken kentlerin yıkıntı molozlarına.

Meclisinde seçime en uygun zamanlamayı beklerken bir yenisi imar affının, ver parayı yeter denilerek bir çok kez çıkarılmış imar barışlarının yıktığı yüzbinlerce bina yüzbinlerce can alıyorken; doğru soru şu aslında: Hiç mahcup olan yok mu?

Hiç mahcup olan yok mu? Çok: Biz mağdurlar, çoluk çocuk hepimiz mahcubuz. Yüzümüz yerde, acımız, ahımız büyük, çağlara sığmaz kahrımız.

Ya yetkililer, görevliler, seçilmişler, atanmışlar, makam mevki sahipleri, müteahhitler, başlar, boşlar, başkanlar, müdürler, amirler onların arasında:

Hiç mahcup olan yok mu? 


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.