Doktorlar başta olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin Pandemide “kahraman” ilan edildiklerini hepimiz hatırlıyoruz (ki pandemi de halen devam ediyor). Ancak kendilerinin ekonomik ve sosyal haklarına dair verilen sözler bir türlü yerine getirilmedi. Bu yetmezmiş gibi ülkede bir kültür haline gelen şiddetten doktorlar ve diğer sağlık personeli de nasibini ziyadesiyle almaya başladı. Kısaca bir yandan pandemi bir yandan da ekonomik ve sosyal krizlerin baskısı karşısında doktorlar bir anda kendilerini güvencesiz ve geleceksiz hissetmeye başladılar. Guy Standing’e dayanarak daha teorik bir ifade ile kendilerini “prekarya” sınıfının bir parçası olarak görmeye başladılar.
Doktorların mesleki haklarını korumaya ve geliştirmeye yönelik kurulmuş Türk Tabipleri Birliğinin yanında yine özellikle kamuda çalışan hekimlerin diğer sağlık çalışanları ile birlikte kurdukları ve üye oldukları sendikaları var. Ancak görünen o ki ne TTB ne de mevcut sendikalar, hekimlerin sorunlarını çözmede ve taleplerini yerine getirmede yeterli görülmüş. Bu nedenle de, başka bir alternatif yapı olarak ‘Meslek sendikası’ olarak bildiğimiz, sadece hekimlerin üye olduğu ve sadece onların ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini geliştirecek sendikalar kurmaya başladılar.
Hekimlere yönelik yeni kurulan doktor sendikalarının başkanları ve üyelerinin söylemlerine baktığımızda:
İçin mevcut yapıların yerine yeni sendikalar kurulduğu ve ilgi gördüğü anlaşılıyor.
Bu işin ekonomik ve sosyal yönünü açıklıyor. Ancak her ne kadar sendikalar partiler üstü bir söylem kullanıyor olsalar da bu işin bir de siyasi amacının olduğu görülüyor. Siyasi iktidarın Türkiye Barolar Birliği gibi hedefinde olan kurumlardan birisinin TTb olduğu biliniyor. Kurulan sendikalarda TTB yönetimine aday olup kaybeden hekimlerin olduğu da biliniyor. Bu “bilinenler” dikkate alındığında yeni sendikaların kur(dur)ulmasının TTB’nin ayrı bir kuşatmaya alınmasına ve işlevsizleştirilmesine yönelik bir çaba olabilir mi sorusunu akıllara getirmiyor değil.
Türkiye’de sendika kurmak çok kolay; ancak gerçek anlamda sendikal faaliyette bulunmak çok zor. Sermayenin her alanı kuşattığı, tüm sosyal hak ve menfaatlerin metalaşıp, piyasalaştığı bir dönemde gerçek anlamda tüm sendikal faaliyetler politiktir. Politik olmayan, salt lobicilik faaliyeti ile belli meslek grupları için yapılacak faaliyetlerin çok da başarıya ulaşacağını en azından ben pek olası görmüyorum. Hekimler özelinde bu meslek grubunun da prekaryalaştırılmasını da siyasi iktidarın politik bilinçli tercihidir. Yapılan tüm açıklamalar ve eylemleri bunu doğrular niteliktedir.