hegemonik despotik fabrika rejimleri

Burawoy'un kavramsallaştırmasından devam edersek; kapitalizmin 1970'li yıllarda içine girdiği yapısal krizden çıkış için uygulanmaya başlanan neoliberal politikalar kapsamında, devletin ekonomideki rolü yeniden yapılandırılmıştır. Devletin emeğin yeniden üretimindeki rolü zayıflarken, piyasa tekrardan ana aktör haline gelmiştir. Neoliberalizm ile birlikte emek sermaye karşısında savunmasız hale gelirken, baskı mekanizmaları yeniden ön plana çıkarılmaya başlanmıştır. Bu durum, Burawoy’a göre “hegemonik rejim temelleri üzerine inşa edilen yeni bir despotizmi” doğurmuştur. Hegemonik despotik fabrika rejimlerinin iki temel özelliğinden bahsedilebilmektedir. İlk olarak, sosyal devlet uygulamalarının azaltılmasıyla emek gücü, ücret dışı yeniden üretim araçlarından mahrum kalmış ve emeğin sermayeye bağımlılığı yeniden tesis edilmiştir. İkinci olarak, fabrikada emek gücüne yönelik despotik uygulamaları kısıtlayan çalışma mevzuatı, sendikal haklar gibi mekanizmaları zayıflatılmıştır ya da tamamen ortadan kaldırılmıştır. 

Emeğin yeniden üretimi için emek piyasasına ve sermayeye olan bağımlılığının yeniden kurulduğu neoliberal dönemde sermaye, baskı mekanizmalarını yoğunlaştırma imkânına kavuşmuştur böylece hegemonik fabrika rejimleri, despotik karakter kazanmıştır. Fakat baskı mekanizmalarının yeniden tesisi, hegemonik bir biçimde gerçekleşmekte, yani baskının rızaya üstün gelmeye başladığı yeni fabrika rejiminde rıza tamamen dışarıda bırakılmamaktadır. Bu durumun sebeplerinden biri, yeni fabrika rejiminin, bir çok noktan aşındırılmış ve zayıflatılmış olsa da sosyal refah devleti kalıntılarının üzerine inşa edilmesidir. Bir diğer sebep ise üretim süreçlerinin daha esnek, yeni bilgi teknolojilerine ve kaliteye dayalı bir üretime doğru revize edilmesidir


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.