“Sağlık sorunlarınız olunca nasıl çözüyorsunuz?” kısa videosu ve “Başlangıç” yazısıyla hastalandığımızda ne yapıyoruz/nereye baş vuruyoruz? üzerinden ilerlemeyi önerdik.
2 aylık süreye bakınca yaklaşık 25 paylaşımın
Kamu hastanelerinde randevu alınamaması/geç tarihe randevu, Merkezi Hasta Randevu Sistemi (MHRS), sevk sistemi, sağlık sistemi içerisinde nitelikli bireyin/çalışanın rolü, Şehir Hastaneleri açılması nedeniyle hastane kapatılması uygulaması, kapatılan hastanelerden hizmet alanların yakınmaları, sağlık hizmeti alanlar ve sunanların istekleri ve son olarak da tele-tıp başlıklarında toplandığını görüyoruz.
Kamu hastanelerinde yaşanan randevu sorununun yetersiz hekim sayısı (emekli olma, yurt dışı göç, KHK ile atılma vb) ile ilgisinin olup olmayacağının sorgulandığını, 5 dakikada bir randevu verilmesine rağmen yaşananın kötü yönetim ve dolaylı olarak özele yönlendirme/özelleştirme politikalarının bir “gereği” olduğu,
MHRS uygulamasının 5 dakikada bir randevu verilme aralığı da düşünüldüğünde Tayloristik bir uygulama/denetim olarak adlandırıldığını, hekimin “işiyle” ilgili inisiyatifini elinden alarak mesleğe, kendine, topluma yabancılaştıran, sıradanlaştıran bir sonuç doğurduğu,
Çözüm olarak sevk zinciri uygulamasının düşünülebileceği, ancak mevcut koşullarda tek bir “düzeltme” girişiminin “başarısının” zor olabileceği, ayrıca sistemde yer alan başta hekim olmak üzere sağlık çalışanlarının niteliklerinin de “sevk etme” süreçlerinde önemine vurgu yapıldığı, bütün bunları göz önüne almakla beraber asıl olanın sistem olduğu, iyi “tasarlanmış” bir sistemin çalışan niteliğini de sistem ihtiyacına göre gözden geçirip donanımını tamamlayacağını, bir başka ifadeyle tek tek çalışanların tutum ve davranışlarını da “forme” edeceğini,
sağlık hizmeti alan ve sunanların beklenti ve memnuniyetlerinin net olarak bilinmesinin sağlık sistemlerinin daha sorunsuz işlemesinde önemine dikkat çekilerek ekran başında geçen, hastayla yüz yüze vakit geçirmeye vaktin kalmadığı bir tempo ile insanların hekime soru sorma ve anlaşılır, anlayabileceği terminolojide bilgilenme hakkının/olanağının sınırlılığını vurgulayan tartışmaların yürütüldü, eğilimler şekillendi.
Şehir Hastanelerinin açılarak mevcut hastanelerin kapatılması ile fakirin hastanesinin zenginin ayağına götürüldüğü ve şehir içlerindeki butik özel hastanelere hastaların yönlendirildiği saptaması yapıldığını kaydediyoruız.
Son olarak tele-tıp başlığında “sağlıkta ticaretin yeni bir mecrası” nitelemesi yapan bir yazı ile muhtemel bir tartışmaya adım atılmış oldu.
Hastalanırsak dosya moderasyonu geçen 2 aylık sürede randevu ve sevk sistemi tartışmalarını da göz önüne alarak hastalandığımızda en önce başvurulan yerler içerisinde önde gelen ‘hastane acil’lerini tartışma başlıklarına eklemeyi, yanı sıra zaten “notlarımızda” yer alan tele-tıpı da güncelliği nedeniyle öne çekerek gündem girmesini önermektedir.