Sevgili okurlar, yazarlar,
Küresel düzeyde görülen çatışmalar, iklim değişikliği, ekonomik sorunlar, vb. yoksulluğu ve eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Bu durum herkes için temel bir gereksinim olan sağlıklı beslenme ve gıda seçeneklerini de yakından etkilemektedir. Dolayısıyla dünyadaki herkesin, her zaman, sağlıklı bir hayat sürebilmek için beslenme ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılayan yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik erişime sahip olması anlamı taşıyan "gıda güvencesi (food security)" ile ilgili sorunların görülme sıklığı ve insanlar etkileme biçimleri de değişebilmektedir.
Gıdaya ekonomik açıdan erişebilirlik/satın alınabilirlik (affordability), gıdanın varlığı (availability), gıdanın kalitesi/güvenliği (safety), vb. gıda güvencesini yakından etkiler. Krizler de bu konuda önemli etkileyenler arasındadır. Örneğin, Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), küresel düzeyde yetersiz beslenme sorunlarını artırmıştır. Yetersiz beslenme son beş yılda çok da fazla değişiklik göstermezken pandemi döneminde (2020), sıklık sadece bir yılda %8,4'ten yaklaşık olarak %9,9'a yükselmiştir. Bu olumsuz değişim, Birleşmiş Milletler'in 2030 yılı için koyduğu "Sıfır Açlık" küresel hedefine erişimi daha da zorlaştırmıştır. Dünyada orta ya da ciddi gıda güvencesizliği (food insecurity) sıklığının 2020 yılında %30,4 olduğu bilinmektedir. Bu değer 2019 yılı için %26,6 olarak kayıtlara geçmiştir.
Bu gibi tespitlerin yapılması çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından da değerlidir. Tespitlerin objektif yapılabilmesi için farklı değerlendirmeleri kullanan indekslerin geliştirilmesi önemlidir. Bu sayede tespitler ve karşılaştırmalar daha objektif yapılabilir. Gıda güvencesini değerlendiren indikatörler (indeksler) de benzer amaçlar için kullanılmaktadır. Bununla birlikte, sağlıklı beslenmenin, sağlıklı gıdanın belirleyicilerindeki farklılaşmalar, indeksler için kullanılan temel değişkenlerin zaman zaman gözden geçirilmesini gerektirmektedir. Sorunların çeşitlendiği dünyada, her geçen gün farklı belirleyicilerin modellere entegre edilme gereksinimi hissedilmektedir. Bilim insanlarının transdisipliner çalışmalarının geliştirilmesi bu gereksinimlere yanıt üretilmesi açısından da yararlı olacaktır.
Kaynaklar