GEZİ DİRENİŞİ ve İYİ HEKİMLİK (II)

Yurtseverlik ve hümanistlik “iyi hekimlik” potasında buluşur. Tıpkı Ahmed Arif’in dizelerinde olduğu gibi…

Vay kurban!

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”

Yiğitlik, sen cehennem olsan bile

Fedayı kabul etmektir,

Cennet yapabilmek için seni,

Yoksul ve namuslu halka.

Bu’dur ol hikâyet,

Ol kara sevda”

İşte hikayemiz, sevdamız ve davamız; yeryüzünü, aşkın, sevginin ve barışın yüzü yapmak. Bu uğurda bize düşense “iyi hekimlik” kavramını içselleştirmek.Tıp doktoru diploması sahibi olmak doktor olmak için gerekli, iyi hekimlik için ise kifayetsiz. İyi hekimlik, mesleki pratikte başarılı olmayı, çalışkanlığı, dürüstlüğü kapsamakla beraber bunları çok fazlasıyla aşan bir yerde. 

İyi hekimlik mesela, hukuksuzluğa, tüm sömürücü uygulama ve züluma karşı çıkmamaktan ayrı ele alınabilir mi? 

Alınamaz… Hele ki yaşadığımız bu günlerde…

İyi hekimliğe, en çok ihtiyaç duyulan zamanlardan geçiyoruz. Zor ve karmaşık, belalı ve kötü… En fenası, emperyalizmin hekimleri dirimbilimin sınırlarına hapsetme çabası, hekimleri salt doktor olarak görme gafleti. Tıp ve dolayısıyla doktorluk pozitif bir bilim. Fakat hekimlik “dibine kadar sosyal” bilimdir. Hipokrat sadece doktor muydu? Ya İbn-i Sina, doktor mu yoksa alim mi veya hekim mi?

Hiçbir gücün baskısı altında meslek icrasının yapılmayacağına dair “Hipokrat” yeminiyle başlayan hekimlik yolculuğu W. Shakeaspeare’in “olmak ya da olmamak” repliği ile ifade edilebilecek önemli bir evresinde. Çünkü neoliberalizm hekim değil, sağlık hizmeti satıcısı doktor istemekte. Bu sebeple doktorluk için olmasa da hekimlik için mesele “to be or not to be” durumudur ve tabi ki bütün mesele budur.

Ancak Hamlette BU replik, “DAHA BAŞLANGIÇ”, bitmez böyle şiir, devamı var…

Düşüncemizin katlanması mı güzel,

Zalim kaderin yumruklarına, oklarına

Yoksa diretip bela denizlerine karşı

Dur, yeter! Demesi mi?

Olmak ya da olmamak meselesinde boyun mu eğeceğiz, korkup teslim mi olacağız, yoksa dur deyip itiraz mı edeceğiz? İyi hekimlik, safını başkaldıran tarafında mücadele olarak belirler kuşkusuz…

2013 yılı Gezi Direnişi, itirazın en barışçıl haliydi…

Kimimiz bedeniyle, etiyle, canıyla; kimimiz kalbiyle, ruhuyla, aklıyla ama hepimiz...

HEPİMİZ ORDAYDIK...

Çünkü iyi hekimliğin gereği buydu…

Ve iyi hekimlik Gezi Direnişinin göbeğindeydi…

Dr.Alper Aktaş


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.