genç işsizliği toplumu tahrip eden bir tümör!

TÜİK'e göre, 2020 yılında gerçekleşen genç işsizliği oranı yüzde 25,3'tür. Yükseköğretim mezunu genç nüfustaki işsizlik oranı yüzde ise 35,8 olmuştur. 

Genç işsizliği ile mücadele için 2021 yılının Ekim ayında "Ulusal Genç İstihdam Stratejisi ve Eylem Planı (2021-2023)" yayımlanmıştır. Planda genç işsizliği problemine ilişkin şu tespitler yer almaktadır; Türkiye demografik fırsat penceresi sayılabilecek düzeyde genç nüfusa sahiptir fakat yeterli istihdam yaratılamadığı için bu avantaj kullanılamamaktadır. Gençler arasında istihdama katılım oranları düşük, işsizlik oranları yüksektir. Gençler arasında en yüksek işsizlik oranı yükseköğretim mezunlarındadır. Yükseköğretim mezunu gençler arasındaki yüksek işsizlik oranları, alınan eğitim sonucu kazanılan nitelikler ile işgücü piyasasının talep ettiği nitelikler arasında bir uyumsuzluk olduğuna işaret etmektedir. İşgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılamayan bir eğitim ve mesleki eğitim sisteminin yanı sıra okul sonrası işgücü piyasasına geçişi kolaylaştıran mekanizmalar yetersizdir. Genç işsizliği konusundaki en önemli sorunun eğitimden istihdama geçiş sorunu olduğu “ne eğitimde ne istihdamda ne yetiştirmede olan gençler” (NEİY) oranının yüksekliğinden anlaşılabilmektedir. NEİY oranı iş arayışında olmayan gençleri de değerlendirmeye katması nedeniyle genç işsizliği oranına göre daha geniş bir kesimi işaret etmektedir. TUİK, 2020 yılı NEİY oranını yüzde 28,3 olarak açıklamıştır.

Yüksek genç işsizlik ve NEİY oranları, gençlerin piyasada talep edilen becerilere ve mesleklere sahip olmaması ile ilişkilendirilmektedir. “Türkiye’de işsizlik yok mesleksizlik var” söylemiyle ortaya konan bu yaklaşım, Kalkınma planları, Ulusal İstihdam Stratejisi gibi temel politika metinlerinde, ÇSGB ve İŞKUR gibi kurumlarının ve sanayi odaları gibi kuruluşların rapor ve açıklamalarında görülmektedir. Genç işsizliğinin temelinde “beceri uyumsuzluğu” olarak kavramsallaştırılan işgücünün nitelikleriyle işgücü piyasası talepleri arasındaki uyumsuzluğun yattığı bu nedenle gençlere piyasada talep edilen beceri ve mesleki niteliklerin kazandırılmasıyla bu sorunun çözülebileceği ifade edilmektedir. Bu yaklaşım DB, OECD, IMF gibi kuruluşların işsizlik kavramsallaştırmasıyla birebir örtüşmektedir. İşsizlik, bu kuruluşlar tarafından piyasaya dahil olamamanın ya da piyasanın beklentilerini karşılayamamanın sonucu olarak görülmektedir. 

İşsizliğin temelinde yatan kapitalist sistemle bağının kopartılarak "bireylerin piyasa dışında kalması" olarak ele alınması ve bu bağlamda çözümün de bireylerin beşerî sermayesine yatırım yapmakta aranması işsizlikle mücadele konusunda etkili sonuçlar elde edilmesini zorlaştırmaktadır. İşsizliğin gerçek kaynağının üstünü örterek işsizliğin sadece görünümlerine odaklanan politikaların başarı sağlaması mümkün değildir. Genç işsizliğini ekonomik yapı ve piyasalardan kaynaklanan bir problem olmaktan ziyade bireysel yetersizliklerin ürünü olarak görmek çözüm önerilerinin yetersiz kalmasına neden olmaktadır.


Yorumları görüntülemek için giriş yapmalısınız.