K. Gökten pandemide değişen tüketim alışkanlıklarının e-ticareti canlandırırken yeni bir çalışma modelini- GİG modeli- de yaygınlaştırdığını, bağımsız kuryelerin önemli bir sömürüye maruz kaldığını ve Trendyol ile bir eylemlilik sürecinin başladığını belirtti.
M. Kayaduvar bu çalışma biçimini hegemonik despotik emek rejimi çerçevesinde “esnaf kuryelik” olarak tanımlamak gerektiğini, kendi işinin patronu ol mottosu ile bir rıza rejimi oluşturulduğunu vurguladı.
G. Kılıç ise özel hastanelerde şirket sözleşmesi ile çalıştırılan hekimler için de benzer bir durumun varlığına dikkat çekti.
B. İlhan özel sektörde fatura keserek çalışmaya zorlanan hekimlerin durumunun kargo sektöründeki “esnaf kuryelik” düzenine benzediğine vurgu yaptı.
M. Kayaduvar Burawoy’ın fabrika rejimi sınıflandırmasının konuyu açıklamada kullanılabileceğini, hegomonik ve despotik süreçlerde rıza ya da boyun eğmenin nasıl oluştuğunu, neoliberal dönemde despotik uygulamaları kısıtlayan çalışma mevzuatının, sendikal hakların zayıflatıldığını, baskının rızaya üstün gelmeye başladığını belirtti.
S. Kablay “Bağımsız İşçi Olur mu" sorusunu sorarken işçi kavramının en önemli özelliklerinden birisinin “bağımlılık” unsuru olduğunu belirtti. Bu bağımlılığın işçi ve işverene bir takım hak ve borçlar yüklediğini freelance modeli ile işçilerin önemli haklardan mahrum bırakıldığına, çalışanlar açısından güvencesiz bir çalışma biçimi yarattığına vurgu yaptı. Y. Üçkuyu da kaçak maden ocaklarındaki işçinin maden ocağı sahibi gibi gösterilmesine benzer bir durumun özel hastanelerde yaşandığını belirtti.
M. Kayaduvar emek sürecindeki denetimin önemli bir kriter olduğuna, emek süreçlerinin kendisi tarafından denetlenemediği durumda bunun vasıfsızlaşma yarattığına dikkat çekti.
E. Karadoğan Avrupa Komisyonun hazırladığı direktife atıf yaparak emek sürecine ilişkin 5 temel unsurdan 2’sinin olması durumunda aradaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğunu vurguladı. Bunlar; ödeme (ücret) limitleri üzerinde belirleyici olmak; çalışanların görünümüne (kıyafet vs.) karar vermek; performans ölçümü ve denetimi yapmak; çalışma saati vs. konularında kısıtlama getirmek ve etkin bir biçimde müşteri veya işveren kısıtlaması koyabilmektir. B. İlhan bu kriterlere göre özel hastanelerde fatura keserek çalışmaya zorlanan hekimlerin bağımsız çalışan kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Özel hastanelerdeki hekimlerin durumunu muvazaalı iş ilişkisi olarak tanımlayan S. Kablay muvazaa konusunun mevzuatta oldukça ayrıntılı düzenlendiğini, hekimlerin bu sözleşmelerle altişveren (taşeron) yapıldığını belirtti. Hekimlik hizmetlerinin sağlık hizmetleri içinde asıl iş konumunda olduğunu bu işlerin alt işverene devredilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren” bir durumun olması gerektiğini, aksi durumun muvazaalı olduğunu vurgulayarak, muvazaalı iş ilişkisi örneklerini verdi.
Özel hastaneler bu yöntemle işletme risk ve maliyetlerinin bir kısmını hekime yüklemektedir.