Bir büyük yıkımın enkazındayız toplum olarak ve hiç çıkmaya niyetimiz yok gibi yaşayıp gidiyoruz işte! En ufak bir utanç, birazcık mahçubiyet, bi tutam sorumluluk hissi yok hiç kimsede…
Neredeyse tümüyle yıkılmış bir şehrin, parti değiştirerek seçilip durmuş belediye reisi “neden istifa edeyim” diyebiliyor örneğin… Bu kadar arsız ve hayasız bir çağ bu!
Bu durum daha da katmerlendiriyor yaşadığımız büyük acıyı… Üniversiteler toptan kapatılıverdi mesela bu bahane ile kimsenin itiraz bile ettiği yok bu duruma…
İki ay olmuş nerede ise değil çadır, temiz su bile veremedik hala; dünyası üstüne yıkılmış, hem geçmişi hem de geleceği elinden alınmış, en sevdiklerini kaybetmiş olmak gibi en büyük insan acılarının hepsini birden yaşattığınız milyonlarca insana.… Onlar zamansız ve mekansız bir boşlukta asılı kalan yaralılar artık.
Şimdi utanç zamanı, şimdi yüzümüzü yere eğip hep birlikte düşünmeliyiz biz ne yaptık, biz ne yapıyoruz, biz bir toplum muyuz diye… Şimdi tüm hayatı yeniden düşünmek, büyük hatayı nerede yaptık diye sorma zamanı…
Şimdi insanlığımızı topyekün yeniden sorgulama, şimdi utanç zamanı!
Bergman tarafından söylendi, biliyoruz: “Utanç. Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir”…