Düşük Asgari Ücret Sağlığa Zararlıdır
Azınlığın Ücretinden Çoğunluğun Ücretine Dönüşen “Asgari Ücret”
(Özgün Millioğulları, Emirali Karadoğan)
Bugünlerde toplumu en çok meşgul eden konuların başında, her ne kadar görece %50 gibi yüksek oranda bir zam (net 4253,40 TL) tespit edilmiş olsa da asgari ücret tartışmaları yer almaktadır. İşgücünün çok küçük bir kısmının işe ilk giriş ücreti olarak sunulan ve ilk kez 1894 yılında Yeni Zelanda'da uygulanmış olan asgari ücretin zamanla uygulama alanı genişlemiştir. Türkiye’de asgari ücretle çalışanların genişleme eğilimi çalışanların aleyhine olağanüstü düzeyde bozulmuştur. Öyle ki Avrupa’da çalışanlarının çoğunluğunun asgari ücret aldığı tek ülke Türkiye’dir. Eğer asgari ücrete yapılan zam oranı diğer çalışanların gelirlerinde de yapılmazsa bu oran daha da artacaktır. Asgari ücretle çalışanların oranı Hollanda, Belçika’da yüzde 3, Yunanistan, Çekya’da yüzde 4, Almanya, İspanya, Slovenya’da yüzde 5 kadardır. Avrupa’da en yüksek asgari ücret uygulaması yüzde 21 ile Romanya ve yüzde 20 ile Macaristan ve Portekiz’dedir. Ülkemizde ise bu oran şimdilik %57 civarındadır.
Ülkemizde asgari ücretle ilgili en temel iki talepten birincisi asgari ücretle çalıştırmanın genel çalışma biçimi olmaktan çıkarılması ve ikincisi belirlenen asgari ücret düzeyinin çalışanın kendisi ve ailesinin gereksinimlerini karşılayacak düzeye yükseltilmesidir.
Asgari ücret Türkiye’de artık çalışanların büyük kısmının temel ücreti haline geldiğinden en kritik sınıf mücadele alanlarından birisidir. Siyasi iktidar asgari ücret konusunda çalışanlar aleyhinde ve sermaye yanında dünyada eşi az görülür biçimde açık desteğini sürdürmektedir. Terazinin kefesi çalışanlar aleyhine bozulmuştur. Çalışanlar ancak kendi örgütlü yapılarından aldıkları güçle yürütecekleri sınıf mücadeleleri ile terazide kendi ağırlıklarını göstereceklerdir.
Nasıl olmalı?
(Yazının tamamı için ekli dosyaya bakabilirsiniz)