Hekime/sağlıkçıya yönelik şiddetin nasıl durdurulacağı hep gündem. Buna yine mesleğin gereğini yapmakla ilişkili ama çok daha organize, neredeyse nefret suçuyla da örtüşen karakterde bir tehdit/şiddet "türü" de -artarak- "ekleniyor". Örneklemek gerekirse pandemi döneminde bilimsel yöntemin gereğini seslendirenlerden Gazi Ü. Tıp Fakültesi öğretim üyesi Esin Şenol'u ya da psikiyatri uzmanı Hacettepe Ü. Tıp Fakültesi öğretim üyesi Koray Başar'ı verebiliriz.
Forum, özel bir konuya odaklı ve kurumsal bir kimlik taşımaması için çaba harcanan bir ortam; doğal olarak ortak açıklama yapmıyor (yapmamalı diye de düşünüyorum). Ama hem her bir olay özelinde hem de genel olarak "ne yapmalı?"yı tartışabilir, tartışmalı. "Ne yapmalı?"ya yönelik her arayışın/fikrin kınama ve dayanışma anlamı taşıyacağı çok açık.
Sıklıkla yapılan -çok yerinde olarak- dayanışma mesajları/etkinlikleri. "Derde deva olmuyor" diye küçümsememeli ama büyütmeyi ve "zorlamayı" da içermeli.
Kamunun caydırıcı gücü devletin organize kurumlarının (İç işleri, Sağlık Bakanlığı, YÖK başta olmak üzere) arzu ettiğimiz koruyuculuk ve caydırıcılığı yapmasında, buna zorlanmasında çok önemli. Kamusal olan nihayetinde "tek tek her birimize ve hep birlikte hepimize ait" ve bu anlamda mesleğinin sorumluluğunu taşıyarak işini yapanları ve bu nedenle tehdit ve şiddete uğrayanları korumak için onların kurumlarını da zorlamalıyız.
Nasıl?
Tartışalım.