Bugün laiklik ilkesinin anayasaya girişinin 86. Yıl dönümü. 5 Şubat 1937 cumhuriyetin, 3 Mart 1924‘te başlayan aydınlanma devriminin, laiklik inşaasının zirve tarihidir.
3 Mart 1924'te mecliste kabul edilen Hilafetin ilgası, Şeriye ve Evkaf Vekâleti ile Harbiye Vekâleti'nin kaldırılması ve Tevhidi Tedrisat Kanunu laik cumhuriyetin kurucu kanunlarıydı. Bu devrim 5 Şubat 1937 anayasal güvenceyle kesinleştirilmiştir.
Laiklik ilkesinin 1789’dan beri tarihsel gelişiminin anayurdu olan Fransa’da bile laiklik anayasaya girmek için İkinci Dünya Paylaşım Savaşı sonrası beklemek zorunda kaldı. 1946’da kabul edilen yeni bir Anayasa’da ”Fransa laik bir Cumhuriyet”tir“ ifadesi eklendi. Türkiye ise Fransa’dan da önce, bundan tam 86 yıl önce, 1937’de laik ilkesini anayasasına yazdı.
Bize düşen, dinle devletin boşanması anlamında Atatürk’ün uyguladığı kademeli gelişimin son aşamasını tamamlamak ve Fransa’da olduğu gibi “Cumhuriyet dinsel inanç yerlerine sübvansiyon sağlamaz ve buralarda çalışanlara ücret ödemez” maddesini ekleyerek dinle devletin boşanmasını tamamlanmalıdır.
İmamlar devlet düzeni dışına çıkarılmalı, Camiler özerkleştirilerek cemaate devredilmelidir.