Bu süreçte duruma ilişkin kafamda kurguladığım iki tıbbi senaryo vardı; 1- Sahte ilaç veya kalite-içerik analizi yapılmamış/denetim amaçlı analiz süreçlerinin devamlı ve habersiz şekilde uygulanmadığı ruhsatlı ilaç senaryosu, 2- Endikasyonsuz ve/veya bilimsel olarak uygun dozlar üstünde botoks kullanımı senaryosu. Her ikisi de hala detaylı bir şekilde araştırılması, açığa kavuşturulması ve sonuçların da otorite tarafından açıklanması gereken durumlar.
Bu durumun teknik detaylarını geçersek, Türkiye Cumhuriyeti’nin kısa bir süre önceki sahte ilaç olayı üstüne şu anki Botulizm durumu tüm gerçek sağlık emekçilerini hiç hak etmediği halde zan altında bırakmış ve çok üzmüştür. Bu durumun sebebini yazmaya bile gerek görmüyorum. Hepimiz çok iyi biliyoruz.
İtirazım, insan sağlığı için (yemini/görevi gereği) bu şartlarda dahi limitlerinin üstünde çabalar gösteren hekimler, devletine güvenip sağlığını gözü kapalı bir şekilde bu hekimlere emanet eden hastalar, tüm gerçek sağlık emekçileri ve doğup-büyüp-öleceğimiz bu topraklar bu duruma düşmeyi hiçbir şekilde hak etmemiştir.
Konu ile ilgili özet görüşümü de belirtmek isterim. Türkiye'de bu konuda alınan farmakovijilans aksiyonu benim açımdan yeterli değildir. İlgili uzmanlık dernekleri ile hemen temasa geçilip bir aksiyon planlaması yapılması ve zaman kaybetmeden uygulanmaya başlanması gereklidir.
Son olarak yaşadığımız deprem/sel felaketlerinde hayatını kaybeden tüm insanları saygıyla anıyor, yakınlarına sabırlar diliyorum. Gerçek sağlık emekçilerinin bu felaketlerde en ön safta durarak depremzedelerin ayağa kalkması için ne gerekirse yapacağına canı gönülden inanıyorum.
Saygılarımla…
1. 31 Mart 2023 tarihi itibari ile eklenen bilgiler:
2. 07 Nisan 2023 tarihi itibari ile eklenen bilgiler: