Başlık, filmin (As Good as It Gets) Türkiye’deki yayın adından alındı. Filmin türü IMDB’ye göre romantik komedi. Başrol oyuncuları Jack Nicholson'ın En İyi Erkek Oyuncu, Helen Hunt'ın En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü'nü namı diğer Oscar kazandığı 1997 yapımı filmi sağlık hakkı yönüyle ele almak da mümkün.
Filmde yazar Melvin Udall’ın aşık olduğu garson Carol Connelly’nin oğlunun “sağlık sorunları” vardır. Carol nefes almakta güçlük çeken oğlunu durmadan acil servise taşımakta, sürekli endişe etmektedir. Melvin, Carol servisini yapmadığında huysuzlandığından yayıncısından “ricada” bulunur ve yayıncı da ünlü bir doktor olan eşini Carol’ın evine gönderir. Doktor Carol’a sorular sorar, o güne kadar yapılmış tetkikleri inceler, acil servisler dışında çocuğun muayenesinin yapılamadığı, alerji testi istenmediği, kan ölçümlerinin tam olarak yapılmadığı ortaya çıkar! Carol’ın sigortasının acil dışında diğer istenenleri ödemediği de küçük bir küfürle açıklanır tabii. Doktor kendisiyle birlikte eve gelen hemşireye istediği tetkiklerin sonuçlarının gün içinde çıkmasını söylediğinde Carol’ın gözleri kocaman açılır; bunun mümkün olduğuna inanamaz. Sonunda çocuğa bir teşhis konulabilir ve yıllarca eve hapsolmuş çocuk sokakta top oynamaya, tıkanmadan koşmaya başlar. Carol’ın banliyödeki arası perdeyle bölünmüş iki göz odalık evine bir neşe gelir. Carol annesiyle birlikte aklı çocukta kalmadan ilk defa bir geceliğine dışarı çıkar.
Filmin diğer bir sağlık sorunu da Melvin Udall’ın karşı komşusu Simon Bishop’ın (Greg Kinnear) uğradığı saldırı sonrası gördüğü tedaviden kaynaklı yoksulluğa düşmesidir. Ressam Simon evinde saldırıya uğrar; hastanede tedavisi yapılır ve iflas eder! (Tedavi hizmetinden kaynaklı yoksullaşma diye uzunca tarif ettiğimiz durumun kesin Almancada tek cümlelik bir karşılığı vardır). Bu nedenle yıllardır görüşmediği ailesinden borç istemek durumunda kalan Simon, hayatının tek bir felaketle darmadağın olmasının acısını çeker.
Ve kaldırımların çizgilerine basamayan, ellerini bir seferde 10 kalıp sabunla yıkayan, evinin kapısının üç kilidini üçer kere kilitleyen ünlü ve zengin yazar Melvin de kendisine istediği yanıtları vermeyen, ona canının çektiği gibi davranmayan psikiyatristini “işe yaramazlıkla” suçlayarak “benden bu kadar” diyerek terapi odasını terk eder. Ama onun “sağlık sorunu” yazarlığının, ününün, zenginliğinin arasında kaybolup gider.
Filmi pazarlayanların “romantik” ve “komik” bulması bir yana bırakılırsa sağlık hakkımızın, iyilik halimizin izini kitaplarda, oyunlarda, filmlerde, şiirlerde de arayabiliriz belki. Tıpkı Decameron’un salgın zamanını yazdığını yaklaşık 700 yıl sonra “fark ettiğimiz” gibi.