6 Şubat Depremleri sadece yapılaşma, kentleşme konusunda değil yönetim yapısı açısından da bazı sorunların belirginleşmesine neden oldu. Aslında depremler turnusol kâğıdı görevi gördü de diyebiliriz. Aşırı merkeziyetçi yapı, çeşitli kurum ve kişilerin en acil durumlarda bile yukarıdan talimat gelmeden hareket etmemesine ve gecikmeye neden oldu. Oysa afet gibi durumlarda kişi ve kurumların inisiyatifi ele alması ve bir an önce belirlenen senaryolar, kılavuzlar üzerinden harekete geçmesi gerekirdi. Bu canların yitip gitmemesi, güvenliklerinin sağlanması açısından son derece önemliydi. Bu anlamda aşırı merkezileşmenin özellikle afetler söz konusu olduğunda sorunlar yarattığı görülmektedir.
Peki özelikle de afet geniş bir alana yayılmışsa nasıl bir sistem uygulanabilir? Bu konuda bir fikrim var. Öncelikle yereldeki merkezi hükümetin temsilcisi (vali/kaymakam) ile onun kurumları, yerel yönetim (belediye), bölgedeki askeri birlikler ve sivil toplum örgütlerinin hızlıca hareket edeceği bir haberleşme ağının kurulması ve sürekli tatbikatlarla hazır olması gerekir. Afetlerde genellikle komşu illerden yardım yapılsa da son depremlerde görüldüğü üzere ildeki ve komşu illerdeki yardım yapacak kişi ve kuruluşlar dahi bu afetten etkilenmiş olabilir. Bu durumda ülkemizdeki deprem fay hatları da düşünülerek doğu ve güney için kuzey ve batı illeri ile bir de yakın il afet kardeşi (başka bir isim de konabilir) olarak belirlenerek bu iletişim ağına katılabilir. Ve bölge felce uğradığında bu afet kardeşi il ya da illerin merkezi, yerel ve sivil toplum kuruluşları organize olarak bu bölgeye insan ve teçhizat ile gidip ilk müdahaleyi yapabilir. Deprem gibi büyük yıkıma sebep olan durumlarda özellikle askeri helikopterlerin bölgeye personel ve malzeme taşıması son derece önemli. Her ilde bu helikopterlerin rahatça inip kalkabileceği deprem, sel gibi afetlerden etkilenmeyen veya dayanıklı iniş alanları ile bu iniş alanlarında da korunaklı yapılarda malzemeler bulundurulabilir. Bu arada elbette afet kardeşi belirlenecek illerde coğrafi ve risk durumunun yanı sıra nüfus da önemli bir kriter olmalı. Örneğin İstanbul için sadece Antalya’nın afet kardeş il seçilmesi yetmeyecektir. Nüfusa göre bu sayı arttırılmalıdır. Örneğin Hatay için afet kardeşi belirlenirken bir komşu il olarak Gaziantep, bölgeden ve bu bölgedeki fay hattından uzak Trabzon, Aydın gibi bir il afet kardeş il olarak belirlenebilir.
Afet durumlarında siyasi çekişmelerin bir yana konulması ve birlikte çalışılması hem sahaya hızlı müdahaleyi, dolayısıyla daha fazla canı kurtarmayı sağlayacak hem de sonraki sürecin yönetilmesinde, sorunlara müdahale edilmesinde kolaylık sağlayacaktır. Bu tutum afete maruz kalanların devlete ve halka karşı güvenini arttırarak travmanın boyutunu da azaltabilir.
Bu bir fikir, birçok farklı fikir de üretilebilir. Ancak önemli olan konuşabilmeyi, fikir üretebilmeyi kolaylaştıran bir atmosferin olmasıdır. Konuşabilen bir toplum çözüm de üretebilir.