Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü ama haklar sözleşmelerde, bildirgelerde kalırken, çocukların yaşamları sokaklarda, tarlalarda, atölyelerde, MESEM’lerde ucuz işgücü olarak sömürülmeye devam ediyor. Oysa Türkiye’nin imzacısı...
Geçtiğimiz hafta Alanya´da bir aile hekimi, Dr. Melek Bağçe görevli olduğu aile sağlığı merkezinde boşanma sürecinde olduğu eşi Mustafa Bağçe tarafından katledildi.
6 Şubat Depremleri sonrası halk tarafından yapılan yardımlarında çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ön plana çıkması ve bazı kamu kurumlarının tercih edilmemesi kimi kesimler tarafından bu sivil toplum kuruluşlarının hedefe konulmasına yol açtı.
Özellikle çadırda yaşayan mevsimlik tarım işçileri ile ilgili saha çalışmaları yapmam, çadır hayatı sorunlarını bilmem nedeni ile bu önerileri yazıyorum.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM); çocuk işçiliğinin kamu eliyle meşrulaştırıldığı, neo-liberal ideolojiye uygun bir şekilde, eğitimin metalaştırıldığı kurumların yeni adı.
Yukarıdaki başlıktaki yazısını 2021 Eylül´de yazmış -aynı zamanda forum katılımcımız- Önder Algedik ... şöyle demiş: ʺBarınma sorunu bir barınma sorunu değil.
Hocalarımızın zaten bildiği üzere tr.deki sağlık harcamaları kalıbı cari olarak harcama artışlarını sürekli kılıyor, ancak bu harcama kalıbı devletin esasen özel sermaye sahiplerine daha fazla aktarım yaparken, daha fazla bütçe ayırması gereken yerlere para ayrılmamasına neden oluyor.
Geçtiğimiz yıllarda aynı üniversitede çalıştığım arkadaşım Serap Sarıtaş'ın doktora tezinden ürettiği "Sermayeyi BES'lemek Bireysel Emeklilik Sistemi ve Emekliliğin Finansallaşması" kitabında çok güzel bir şekilde ortaya koyduğu gibi bireysel emeklilik sistemi karlılık krizine giren sermayeye yeni kar alanları açmayı amaçlayan bir sistem.
Küreselleşmenin toplumsal eşitsizlikleri derinleştirmesi, işgücü piyasalarını kuralsızlaştırması ve güvencesiz istihdam biçimlerini artırmasının ardından 1999 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) çalışma koşullarına ilişkin asgari ölçütleri belirleyen yeni bir kavram önerdi:
Az okuyup çok izleyen, çok bakan ama az gören toplumlarda nedenlere yönelik soruşturmalar maalesef çok kısıtlı olur. Tolumun geneli sorunun kaynağını sorgulamaz, dolayısıyla ülkemizde olduğu gibi kısıtlı ve günü kurtarmaya yönelik hamleler çözüm olarak görülebilir.
Asgari ücret asgari bir gelir sağlamayı amaçlıyorsa, en düşük emekli aylığının asgari ücrete denk tutulması neden reddedildi? Emeklimize asgari bir gelir ve asgari yaşam şartları sağlamak önemli değil mi? Emekli ne yapsın, nasıl geçinsin?
Bu yazıya son şeklini vermek epey zor oldu. Ülkede fiyatların, döviz kurlarının sürekli değişmesi, asgari ücrete asgari geçim indiriminin eklenip eklenmeyeceği, asgari ücretten gelir vergisi kesintisi yapılıp yapılmayacağı gibi konular paylaşımı geciktirdi.
Bugünlerde toplumu en çok meşgul eden konuların başında, her ne kadar görece %50 gibi yüksek oranda bir zam (net 4253,40 TL) tespit edilmiş olsa da asgari ücret tartışmaları yer almaktadır.