Çalışan Dişhekimi Olmak ya da Olamamak

Çalışan Dişhekimi Olmak ya da Olamamak

Sağlıkçılar

Türkiye, sağlık reformlarıyla seksenli yıllarda tanışmıştır. Ama reform sürecinin resmi başlangıcı olarak Sağlık Bakanlığı’nın 1990 yılında Dünya Bankası himayesinde yürüttüğü Birinci Sağlık Projesi alınabilir. Ardından Sağlık Bakanlığı 1993’te “2001 Ulusal Sağlık Politikası” adıyla hedeflerini yayınlamış ve Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın başlıca bileşenleri açıklanmıştır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı esasında AKP projesi olarak değil, Dünya Bankası (The World Bank), Uluslarası Para Fonu (IMF) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kaleme alınan neoliberal politikaların sağlık alanındaki bir yansımasıdır. Türkiye’de de sağlık alanının neoliberal politikalara uygun olarak düzenlenmesi için yürütülen bir projedir. AKP dönemi ile beraber tam olarak benimsenmiş ve uygulanmıştır.

Dünya Bankası’nın bir yayını olan “Sağlık Reformunun Doğru Yapılması” (Roberts ve arkadaşları, 2004) başlıklı kılavuz Sağlık Bakanlığı tarafından Türkçe’ye kazandırılmıştır! Kılavuzun özünü sağlık emekçilerini reformlara ikna etme stratejileri oluşturmaktadır. Stratejilerinin başında özellikle hekimleri hedefleyen vaatler gelmektedir. Çeşitli yollarla mesleki itibarlarını arttırma, uzman statüsü verme, personel veya tesis sağlama, eğitim olanakları sunma gibi vaatlerin arasında en önemlisinin hekimlerin performans ödemeleri gibi yollarla gelir düzeylerinin arttırılması olduğu belirtilmiştir. Tehditler ise işsizlik, itibarsızlık, mesleki yetkinlik kaybı, güvencesizlik şeklinde sıralanmıştır.

Sağlıkta dönüşüm sürecinin ağız diş sağlığı hizmetlerine yansımaları da benzer şekilde yürütülmüş, yoğun ve plansız şekilde, oy avcılığına yönelik popülist yaklaşımla açılan ağız diş sağlığı merkezleri (ADSM) sadece niceliğin değer bulduğu tedavi hizmetleri üreten ve hekimlerin performans sistemine köle edilerek çalıştırıldıkları sağlıksız alanlar olmuştur. Böylece, Dünya Bankası’nın dayatmasıyla ortaya çıkan kılavuzdaki tehditler zamanla tüm sağlık çalışanlarında olduğu gibi dişhekimlerinde de görülmeye başlanmıştır. Dişhekimleri de zaman içerisinde Sağlıkta Dönüşüm Programının etkilerini, emeklerinin sömürülmesi, sundukları hizmetlerin ticarileştirilmesi, ayrıştırılmak, çalışma ortamlarında şiddete uğramak ve çalışma barışının bozulması gibi çeşitli şekillerde yaşamışlardır. Tüm bunların sonucu olarak zaman içinde tükenmişliğe sürüklenmişlerdir.

Toplum sağlığını hedeflemeyen bu sistem, hem hastalar, hem hekimler, hem de eğitim sistemine olumsuz yansımıştır. AKP hükümeti sağlık emek gücü açığı iddiasıyla sürekli tıp ve dişhekimliği fakülteleri açıp, öğrenci kontenjanlarını yükselterek hem eğitim sisteminin hem de akademik çalışmaların erozyona uğraması sonucunda işsiz dişhekimi sayısının sürekli artmasına neden olmuştur.

Sağlıkta dönüşüm projesi, Türkiye’de ağız-diş sağlığı hizmetlerinin sunumu, dişhekimlerinin istihdam biçimi ve profesyonel kimliği açısından çarpıcı değişimlere yol açmıştır.  Sağlık Bakanlığı’nın ağız-diş sağlığı hizmeti veren kurum sayısında ve hizmet sunumunda gerçekleşen sayısal artışa karşılık her ne kadar dişhekimi istihdamında da ilk yıllarda artış sağlanmışsa da, zaman içinde fakülte ve öğrenci kontenjanı sayılarındaki artış bu istihdamın çok üstünde kalmıştır. Üstelik dişhekimliği öğrencilerinin sayısal artışının genel nüfus artışına olan oranı da çarpıcı bir şekilde katlanarak büyümüştür.

Bununla beraber öğrenci ve fakülte sayısındaki anormal artışa öğretim üyesi artışı aynı oranda eşlik edememiş, hatta öğretim görevlisi bulunmayan anabilim dallarının olduğu fakülteler ortaya çıkmıştır. 

Yine Sağlıkta dönüşüm programının bir projesi olan uzmanlık yasasıyla getirilen 8 dalda uzmanlık ise dişhekimliğinde lisans eğitiminin içinin boşalması komplikasyonuna neden olmuştur.

Eğitimdeki bu erozyon sonucunda; bugünkü verilere göre yakın gelecekte her yıl mezun olacak 8500 dişhekimi içinden, çalışma hayatına uzun süre giremeyen, işsiz kalmaktan korkup salt kadro alabilmek için DUS’a hazırlanan, yurtdışına göçe hazırlanan, farklı alanlarda çalışmaya yönelmek zorunda kalan, kısacası ‘Çalışan Dişhekimi Olamama’ kaygısıyla yaşayan işsiz dişhekimleri sayısı da hızla yükselmektedir.

Sağlıkta dönüşüm projesi ile oluşan bu işsiz dişhekimi grubunun yanısıra, çalışma hayatına girebilen dişhekimleri ise farklı gruplar altında parçalanmıştır. Ne yazık ki 2015 sonrası hekim dışı sermayenin girdiği kliniklerde patronların yanında kar etme performansı baskısıyla ücretli çalışan dişhekimleri sayısı hızla artmaktadır. Diğer gruplar ise her yıl sadece 1500 kadar dişhekiminin atandığı Sağlık Bakanlığı’na kurumlarında çalışan dişhekimleri, akademide çalışan dişhekimleri ve kendi adına çalışan dişhekimleri olarak değerlendirilebilir. 

Fakülte ve öğrenci kontenjan sayılarındaki artışla gelen ‘Çalışan Dişhekimi Olamama’ durumu da sağlıkta dönüşüm projesinin getirdiği; sağlıkta şiddet, güvencesizlik, itibar kaybı, çalışma barışının bozulması gibi sonuçlardan biridir.
  
Mevcut fakültelerin eğitim-araştırma niteliği yetersiz olanlarının hemen kapatılması ve eğitime devam edecek fakültelerdeki eğitim niteliğinin artırılması, yeni fakültelerin açılmaması çözüm için acilen yapılacaklar olup uzun vadede eğitim politikalarının oluşturulmasında “Türk Dişhekimleri Birliği İnsan Gücü Planlaması” nın dikkate alınması gerekmektedir.
 

Yorum Ekle

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.